Başvuru, işçilik alacaklarına ilişkin olarak açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, işçilik alacaklarına ilişkin olarak açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/11/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Birinci Bölüm tarafından, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa Devlet Tiyatrosunda sözleşmeli sahne ışıkçısı ve teknisyen olarak çalışan başvurucunun 4/10/2011 tarihinde iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu; feshin haksız olduğunu belirterek kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, dinî ve millî bayram tazminatından oluşan maddi zararlarının tazmini istemiyle Bursa Noterliğince düzenlenen 3/1/2012 tarihli ihtarnameyi çalıştığı kuruma göndermiştir. İhtarname 9/1/2012 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne tebliğ edilmiştir. Başvurucu; sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinden bahisle kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, dinî ve millî bayram tazminatlarından oluşan alacakları için Bursa İş Mahkemesinde 15/8/2012 tarihinde dava açmıştır. Bursa İş Mahkemesi 16/12/2013 tarihli kararla davanın kabulüne karar vermiştir. Karar gerekçesinde, devlet tiyatrolarındaki müdür değişikliğinden sonra başvurucu ve bir kısım personel ile çalışılmak istenmediği beyan edilmiş olsa da sözleşmenin feshinin haklılığının ispatlanamadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet cetveli, işyeri kayıtları ve ücret bordroları dikkate alındığında başvurucunun devlet tiyatrosunda 6/9/2005-14/9/2011 tarihleri arasında 198 gün çalışmış olduğunun tespit edildiği ifade edilmiştir. Başvurucuya 521 TL kıdem ve 881 TL ihbar tazminatı ödenmesine, toplanan deliller ve dinlenen tanıkların beyanlarından başvurucunun çalıştığı dönemde fazla mesai yaptığı, genel tatil günlerinde çalıştığı kanaatine varılarak bu alacak talepleri yönünden de bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna ulaşılmak suretiyle 150 TL fazla mesai ücreti alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yönünden 537,50 TL alacağı bulunduğuna karar verilmiştir. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün temyiz talebi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 9/7/2014 tarihli kararla iş mahkemesi kararını bozmuştur. Karar gerekçesinde; başvurucunun sözleşmesinin idari nitelikte olduğu, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu belirtilmiştir. Bursa İş Mahkemesi 11/3/2015 tarihli kararla bozmaya uymuş ve davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 1/12/2015 tarihli kararla iş mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucu 20/6/2016 tarihinde Bursa İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, iş sözleşmesinden doğan alacakları için maddi tazminat yönünden iş mahkemesi kararında belirtilen tazminat alacaklarının olduğunu ancak ilk aşamada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 000 TL maddi tazminat talebinde bulunduğunu ifade etmiştir. İdare Mahkemesi 22/2/2017 tarihli kararla davanın süre aşımı nedeniyle reddine -tazminat talebini 000 TL kabul ederek- miktar yönüyle kesin olmak üzere karar vermiştir. Karar gerekçesinde; iş akdinin feshine ilişkin işlemin başvurucuya tebliğ edilmemesi üzerine başvurucunun Bursa Noterliğinin 3/1/2012 tarihli ihtarnamesiyle idareye başvurduğu, ihtarnamenin idareye 9/1/2012 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla başvurucunun fesih işlemini en geç 3/1/2012 tarihinde öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda idarenin cevap vermemesi üzerine 3/1/2012 tarihinden itibaren 60+60 gün içinde, en geç 3/5/2012 tarihine kadar dava açılması gerektiği vurgulanmıştır. Ancak başvurucunun oluştuğunu iddia ettiği zararları için Bursa İş Mahkemesinde 15/8/2012 tarihinde dava açtığı ve dolayısıyla dava açma süresini geçirdiği ifade edilmiştir. Başvurucu, istinaf talebinde bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde; ıslah müessesesiyle talep ettiği tazminat miktarını nihai karar verilinceye kadar artırma hakkı olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açtığını, istinaf yolu kapalı olmak üzere kesin olarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davanın süre aşımından reddi yönünden ise çalıştığı kurumun iş akdini 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na göre sona erdirdiğini, işleme karşı başvurulacak kanun yolu ve dava açma sürelerini göstermediğini, 4857 sayılı Kanun'a göre iş akdi sonlandırıldığı için dava açma sürelerinde de bu Kanun hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini iddia etmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi 4/10/2017 tarihinde istinaf talebinin incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi gereğince 000 TL'yi geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare-vergi mahkemelerince verilen kararların kesin nitelikte olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti ile dinî ve millî bayram tazminatından oluşan (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) 000 TL maddi tazminata uygulanacak olan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tazminata karar verilmesi talepli dava açtığı, 000 TL maddi tazminat isteminden kaynaklanan uyuşmazlığın konusunun bahsi geçen parasal sınırın yeniden değerleme oranıyla artırılmış miktarını geçmemesi nedeniyle idare mahkemesi kararının miktar yönüyle kesin nitelikte olduğu ifade edilmiştir. Kesinleşmiş karar üzerine de istinaf incelemesi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. Karar, başvurucuya 23/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 4857 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur. ...Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır." 4857 sayılı Kanun'a 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'yla ek madde getirilmiştir. 4857 sayılı Kanun'un ek maddesi şöyledir:"İş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydıyla hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve aşağıda belirtilen tazminatların zamanaşımı süresi beş yıldır.a) Kıdem tazminatı.b) İş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat.c) Kötüniyet tazminatı.d) İş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat." 4857 sayılı Kanun'un geçici maddesi şöyledir:"Ek 3 üncü madde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan yıllık izin ücreti ve tazminatlar hakkında uygulanır.Ek 3 üncü maddede belirtilen yıllık izin ücreti ve tazminatlar için bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam eder. Ancak, zamanaşımı süresinin henüz dolmamış kısmı, ek 3 üncü maddede öngörülen süreden uzun ise, ek 3 üncü maddede öngörülen sürenin geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş olur." 4857 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesi şöyledir:''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.'' 2577 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. " 2577 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:" İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler. " 2577 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:" İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. " 2557 sayılı Kanun'un maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:''Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/4 md.) Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' 2577 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir... Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. ..." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (6) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:" ... Temyizin ... kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." B. Yargı Kararları Danıştay Onbirinci Dairesinin 20/11/2012 tarihli ve E.2011/4303, K.2012/7621 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"İdare Mahkemesince; davacının, iş sonu tazminatının ödenmesi istemiyle sözleşmesinin feshedildiği 2009 tarihinden itibaren 60 gün içinde idareye başvurması veya dava açması gerekirken bu sürenin geçirilmesinden çok sonra 2011 tarihinde yapılan başvurunun dava açma süresini ihya etmeyeceği açık olduğundan, dava açma süresi geçtikten sonra 2011 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, sağlık ocağında 4924 sayılı Yasa uyarınca sözleşmeli hemşire olarak görev yapmakta iken, 2009 yılı (KPSS) sınavı sonucunda kadrolu sağlık meslek lisesi öğretmenliğini kazanması ve ... atanması nedeniyle, 2009 tarihli istifa dilekçesi uyarınca 2009 tarihli işlemle sözleşmesi feshedilen davacının, 2011 tarihinde iş sonu tazminatının ödenmesi istemiyle davalı idareye yaptığı başvurunun 2011 tarihli işlemle reddedilmesi üzerine, 2011 gününde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile görülmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun maddesinde, 'İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.' hükmü yer almaktadır.Öte yandan, gerek İş Kanunu'nda gerekse Borçlar Kanunu'nda kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı gibi alacaklar için özel bir zaman aşımı süresi öngörülmemiş olup, uygulama ve öğretide iş sonu tazminatına ilişkin davalarda bu alacakları talep ve dava edebilmek için Borçlar Kanunu'nun maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımı süresinin esas alınması genel kabul görmektedir. Bu durumda, iş akdi 17/09/2009 tarihinde feshedilen davacının, bu tarihten başlamak üzere on yıllık genel zaman aşımı süresi içinde davalı İdareye başvurarak iş sonu tazminatının ödenmesini isteyebileceği açık olup, İdare Mahkemesince, iş hukukunda, uygulama ve öğretide genel kabul gören iş sonu tazminatına ilişkin zaman aşımı süresi dikkate alınarak davanın esasının incelenmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır." Danıştay Onbirinci Dairesinin 24/1/2013 tarihli ve E.2012/2702, K.2013/496 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...İdare Mahkemesince; davacının sözleşmesinin feshedildiği 2008 tarihinden itibaren herhangi bir ödemede bulunulmaması üzerine davacı açısından 60 gün sonra bir zımni ret işleminin doğduğu kabul edilse bile bu tarihten sonraki 60 gün içinde dava açması gerekirken bu sürenin geçirilmesinden çok sonra 2011 tarihinde yapılan başvurunun dava açma süresini ihya etmeyeceği, bu nedenle dava açma süresi geçtikten sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, sağlık ocağında 4924 sayılı Yasa kapsamında sözleşmeli ebe olarak görev yapmakta iken, istifa etmek istediğini bildiren dilekçesi uyarınca 2008 tarihli işlem ile sözleşmesi feshedilen davacının, 2011 tarihinde iş sonu tazminatının ödenmesi için davalı idareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine, 2011 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile görülmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin 1 ve fıkralarında 'İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.' hükmü yer almaktadır.Öte yandan, gerek İş Kanunu'nda gerekse Borçlar Kanunu'nda kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı gibi alacaklar için özel bir zaman aşımı süresi öngörülmemiş olup, uygulama ve öğretide iş sonu tazminatına ilişkin davalarda bu alacakları talep ve dava edebilmek için Borçlar Kanunu'nun uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan haliyle maddesi uyarınca 10 yıllık zaman aşımı süresinin esas alınması genel kabul görmektedir. Bu durumda, iş akdi 2008 tarihinde feshedilen davacının, bu tarihten başlamak üzere on yıllık genel zaman aşımı süresi içinde davalı İdareye başvurarak iş sonu tazminatının ödenmesini isteyebileceği açık olup, İdare Mahkemesince uygulama ve öğretide genel kabul gören iş sonu tazminatına ilişkin zaman aşımı süresi dikkate alınarak davanın esasının incelenmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır. " Danıştay Onikinci Dairesinin 15/4/2015 tarihli ve E.2013/1592, K.2015/2408 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Başkanlığında 4/C statüsünde görev yapmakta iken 13/01/2007 tarihinde iş akdi feshedilerek emekliye sevk olunan davacı tarafından kıdem tazminatı ve izin ücretlerinin ödenmemesi yönünde tesis olunan işlemin iptali ve 965,12 TL kıdem tazminatının en yüksek banka faizi üzerinden, 545,45 TL izin ücretinin ise yasal faizi dikkate alınmak suretiyle tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada, davalı idarece davacının uyuşmazlık konusu ettiği tazminatların ödenmeyeceği yönünde açıkça ya da cevap verilmeyerek tesis olunmuş bir idari işlem bulunmadığı, emekli olduğu tarihten sonra bu ödemelerin yapılması için kanuni dava açma süresi içinde idareye başvurmadığı gibi görevli olmayan adli yargıda açılan davanın 60 günlük dava açma süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen incelenmeksizin reddi, kısmen süre aşımı nedeniyle reddi...Bakılan olayda, davacının kıdem tazminatının ödenmesi istemiyle yapmış olduğu bir başvuru bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde kıdem tazminatının ödenmesi istemiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun maddesi kapsamında başvuruda bulunulabileceği açıktır." Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mahkemeye erişim hakkının Sözleşme'nin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olduğunu (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07, 16/6/2009, § 52), bu kapsamda herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya yargı önüne getirme hakkının güvence altına alındığını (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36), Sözleşme'nin maddesinde mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancak devletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıması durumunda kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 25).