11. Hukuk Dairesi 2009/10829 E. , 2011/3681 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2006/496 - 2008/910 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2009/10829 E. , 2011/3681 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2006/496 - 2008/910 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin yetkilileri ile görüşerek ortak olmak konusunda mutabakata varılması sonucu davalı şirketin hesabına 40.000 DM havale gönderdiği halde müvekkilinin ortaklığa kabul edilmediğini, davalı şirketin haksız yere zenginleştiği meblağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, 26.11.1999 tarihinde Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’na başvuruda bulunularak yabancı sermaye izin belgesi işlemlerinin başlatıldığını, davacının gönderdiği paraların şirketin yeni taşındığı yerin kirası, tadilat masrafları, malzeme ve elektronik eşya satın alınması ile davacının Türkiye’de konaklama masrafları için harcandığını, 2000 yılı Mart ayında davacının 100.000 DM ödeme yapılırsa ortaklığa devam edeceğini söylemesi üzerine ortaklıktan vazgeçildiğini, davacıya 9.750 DM gönderildiğini savunarak, davanın reddini ve %40 inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, 12.01.2007 tarihli dilekçe ile davacıya ödenen 9.750 DM ve yapılan harcamaların mahsubunu istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların %50 pay üzerinden ortak olmak üzere anlaştıkları, yabancı uyruklu davacının ortaklığı için Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nin cevabi yazısına göre izin belgesi alınması ve sermaye artırımı gerektiğinden bunun için işlemlere başlandığı, davacının sermaye katılım payı olarak gönderdiği 40.000 DM yeterli olmamakla birlikte davalıya gönderildiği sabit olmasına rağmen ortaklığın yani blok satışın gerçekleşmediği, davacının alacağının sabit olduğu, alacağın likit nitelikte bulunduğu, davalının da davacıya 9.750 DM gönderdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 15.465 EURO üzerinden devamına, asıl alacağın %40’ı oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, limited şirkete ortak olmak için verilen paranın ortaklığın gerçekleşmemesi nedeniyle tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili, ortaklığın gerçekleşmemesi üzerine davacıya 2000 yılı içerisinde 9.750 DM’nin geri ödendiğini, buna rağmen davacının 2005 yılında müvekkilince yapılan ödeme dikkate alınmadan haksız ve kötüniyetle 40.000 DM karşılığı 20.450 Euro üzerinden takip yaptığını ileri sürerek, ödenen 9.750 DM’nin mahsubu ile müvekkili lehine %40’tan az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmesine rağmen mahkemece, davalı tarafın mahsup talebi kabul edildiği halde bu meblağın %40’ı oranında tazminat talebi konusunda olumlu ya da olumsuz değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.