8. Hukuk Dairesi 2017/9316 E. , 2019/11583 K. MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili ve davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı alacaklı vekili, 31/10/2014 tarihli hacizde istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin istihkak iddia…
**8. Hukuk Dairesi 2017/9316 E. , 2019/11583 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili ve davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı alacaklı vekili, 31/10/2014 tarihli hacizde istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı üçüncü kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davalı üçüncü kişi şirket tarafından istihkak iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, alacaklının İİK'nin 99. maddesi uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir. Mahkemece verilen kısa kararda; davanın kabulü ile Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2014/7156 sayılı dosyasında davalı ... Taşımacılık Petrol ürün. San. Tic. Ltd. Şti. adına yapılan istihkak iddiasının kaldırılmasına denildiği halde, gerekçeli kararda; davanın kabulü ile Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2014/7156 ve 2014/7148 sayılı dosyasında davalı ... Taşımacılık Petrol Ürün. San. Tic. Ltd. Şti. adına yapılan istihkak iddiasının kaldırılmasına, denilmiştir. Mahkemece kısa kararda yer almayan Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2014/7148 sayılı dosyasına gerekçeli kararda yer verilmekle kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur. T.C. Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK'nin 297/2. maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir. Aynı Kanun'un 298/2. maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir. Hüküm, bu nedenle Kanuna, tarih ve numarası anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na aykırı olarak tesis edildiğinden bozulması gerekmiştir. Bozma neden ve şekline göre, davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüne; davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, hükmün İİK'nin 366. ve 6100 Sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 19.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.