T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/723 Esas KARAR NO : 2025/1636 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 06/02/2024 NUMARASI : 2022/107 E. - 2024/17 K. DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/723 Esas KARAR NO : 2025/1636 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 06/02/2024 NUMARASI : 2022/107 E. - 2024/17 K. DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yazarı olduğu "..." isimli eserinde yer alan "..." adlı öykünün, umuma iletim (FSEK m. 14), adın belirtilmesi salahiyeti (FSEK m. 15) ve eserin bütünlüğünü koruma (FSEK m. 16) haklarının "..." isimli dizide eserin işlenmesi suretiyle ihlal edilmesinden kaynaklanan tecavüzlerin tespiti ile FSEK m. 70 uyarınca müvekkilinin uğradığı manevi zararın karşılığı olarak 50.000,00 TL değerinde tazminata hükmedilerek haksız eylem tarihinden itibaren yürütülecek olan avans faiziyle beraber müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin "..." isimli eserinde yer alan "..." adlı öykünün işleme (FSEK m. 21), çoğaltma (FSEK m. 22), yayma (FSEK m. 23), umuma iletmek ve yeniden iletmek (FSEK m. 25) suretiyle başta FSEK olmak üzere ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat hükümlerinden kaynaklanan haklarına yönelik gerçekleştirilen tecavüzlerin tespiti ile davalı yanın vaki tecavüzlerin ref'i için Mahkemeden FSEK m. 68/1 uyarınca müvekkil ile davalılar arasında yazılı izin sözleşmesi imzalanmış olsaydı; fazlaya dair hakları, davayı ıslah etme ve ek dava ile fazlaya ilişkin miktarı talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla, FSEK m. 68/1 uyarınca bilirkişi marifetiyle hesaplanacak bedelin üç katının şimdilik 5.000,00 TL'sinin haksız eylem tarihinden itibaren yürütülecek olan avans faiziyle beraber müvekkiline ödenmesine, FSEK m. 69 uyarınca davalıların "..." dizisinin umuma iletimine yönelik mevcut ve ileride gerçekleşmesi muhtemel müdahalelerinin men'i ve tedbiren dizinin yayınına son verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAPLAR: Davalı ... ve ... FİLM YAPIM PRODÜKSİYON REKLAM İNŞAAT TURİZM SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından Bakırköy 42. Noterliği’ nin 12.01.2022 tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili Şirket tarafından üstlenilen "..." adlı dizinin senaryosunda davacı/keşideciye ait "..." isimli kitabında bulunan "..." isimli öykünün haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanıldığı, öykünün "..." isimli dizi haline getirildiği, kitabının telif ve yayın haklarının ihlal edildiği iddiası ile davalılardan 5.000.000,00 TL tutarından az olmamak kaydıyla telif ücretinin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi talebinde bulunulduğunun ihtar edildiğini, davalı müvekkillerinin, davacı'nın kitabından ve öyküsünden, dizinin yayınlanan 6. bölümünden sonra taraflarına tebliğ edilen bu ihtarname ile birlikte ilk defa haberdar olduğunu ve kitabı temin ederek incelemede bulunduklarını, bu kapsamda yapılan inceleme doğrultusunda ihtarnameye, 19.01.2022 tarihinde Beşiktaş 19. Noterliğinin ... yevmiye numaralı yazısı ile vekilleri olarak cevap verdiklerini, ihtarnameye cevaplarında, müvekkili Şirketin Türkiye'de ve yurtdışında oldukça tanınan, beğeniyle izlenen ve reyting rekorları kıran ...’ül Amare gibi büyük prodüksiyonların yapımcısı olduğu, kendi senaryo ekibi ve tarih alanında uzman danışmanları ile uzun soluklu araştırma ve çalışmalar neticesinde, özgün/hususiyet taşıyan, benzersiz senaryolar ortaya koyduğunu, öykünün ... dizisi haline getirildiğine ve haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanıldığına dair iddiaların soyut ve mesnetsiz olduğunu ve gerçeğe aykırı ve hukuken geçersiz iddia ve taleplerin hiçbir suretle kabul edilmediğinin bildirildiğini, cevabi ihtarname tebliği akabinde, davacı tarafından 09.03.2022 tarihinde müvekkilleri ve diğer davalı aleyhine zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu, 23/03/2022 tarihli arabuluculuk son tutanağı tutularak sürecin anlaşmama ile neticelendirildiği, müvekkillerinden ...'ın yapımcısı/ proje tasarımcısı olduğu ve müvekkili Şirketin yapımını üstlendiği dava konusu "..." isimli özgün, yaratıcı, hususiyet arz eden dizinin; aylarca süren çalışma ile senaristler/senaryo ekibi ve tarih alanında uzman danışmanlarıyla senaryosunun hazırlandığı, her bir karakterin ruhsal ve fiziksel özellikleri, kullanacakları dil üzerinde titizlikle çalışılarak sanat ekibi tarafından imaj, kostüm çalışması yapıldığı, döneme uygun mekanlara ilişkin dekorlar ve kullanılacak müzikler, konsept, çekim açısı, tekniği, rengi üzerinde yönetmen/ görüntü/ sanat yönetmenleri tarafından uzun soluklu çalışmalar yapılarak ortaya konulduğunu, bu uzun soluklu ve çok maliyetli çalışmalar neticesinde Türkiye'de en çok izlenen üç televizyon kanalından bir tanesi olan ATV ile müvekkilleri tarafından yapılan görüşmeler neticesinde 23 Kasım 2021 tarihinde ilk bölümü ile yayınlanmaya başladığı, müvekkillerinin yurt içi ve yurt dışında kitlelerce beğeni ile takip edilen prodüksiyonlara imza atarken ve Türk kültürü, tarihi, motiflerini, gelenek ve göreneklerini, aile yapısı ve yaşayış biçimlerini topluma ve gelecek nesillere aktarmak için, bağımsız ve özgün eserleri modern teknikler kullanarak ortaya koymayı ve tüm dünyaya anlatmayı kendilerine görev addederlerken, davacı tarafından intihal, fikir hırsızlığı gibi çirkin, itibarı zedeleyici ve karalayıcı ithamlarda bulunulmasının müvekkillerine adeta hakaret niteliğinde olduğunu, sadece müvekkilleri açısından da değil, dizi ile ilgili tüm senaristler, danışmanlar, yönetmenleri/görüntü yönetmenleri/sanat yönetmenleri, sanat ve dekor ekibi gibi birçok kişinin maddi ve manevi açıdan çalışma ve emeğine leke sürüldüğünü, davacının, ...’ın kazandığı reyting ve popülariteden faydalanmak niyetiyle hareket ettiğini, ... dizisinin; Orta Asya'nın çetin bozkırlarında ...'ın yetim bıraktığı savaşçı dağ kızı ... ile yine ...'ın öksüz bıraktığı ...'nın tahta yürümesi ve Türkleri bir etme mücadelesi ile hanlık savaşları ve üç erkek kardeşin taht kavgaları arasında geçen hikâyede; zaman içerisinde bu ikilinin aralarında oluşan aşkla imkânsızı başarmalarını konu aldığını, ... öyküsünün konusunun ise; oba hayatı yaşayan ve törelerin geçerli olduğu Türklerin zamanında beşik kertmesi geleneğine göre evlenmeyi bekleyen ...’ın başka bir karakterle yaşadığı imkansız aşk hikayesi ile günümüz yıllarında Mihrisu karakterinin dönem şartlarında yaşadığı zorluğu, yalnızlığı üzerinde durulmak suretiyle iki dönem için aşk ve yalnızlık kavramlarının karşılaştırılarak işlenmesi olduğunu, dizinin işlenme eser olduğuna yönelik iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkillerine ait dava konusu dizinin, işlenme eser niteliğinde değil, hususiyet arz eden, başlı başına özgün bir sinema eseri olduğunu, davacının öyküsünden alıntı yapıldığını iddia ettiği başlıkların tamamının topluma mal olmuş, herkesçe bilinen tarihi bilgi ve olgular olduğunu, davacının iddia ettiği bütün unsurların İslamiyet öncesi Türk destanlarında (... Destanı) yer alan motif ve unsurlara ilişkin olup, herkes tarafından kullanıma açık kaynaklardan erişim sağlanarak bilgi sahibi olunabilecek anonim bilgiler olduğunu, kimsenin tekelinde olmadığını, bunun en tipik örneğinin, dava dilekçesinin 3. sayfasında belirtilen "Konar göçerlerin kuralları, töreleri" ifadesi olduğunu, bunların, binlerce yıllık Türk toplum yapısının bir gerçekliği değil de, sanki ilk defa davacı tarafından kurgulanmış bir hayat tarzıymış gibi sunulduğunu, bunun yanı sıra davacıya ait olduğu iddia edilen "oba hayatı, dağlarda yaşayan kız, babasını küçük yaşta kaybetme, gelin alayı seyretme, düş görme" sahnelerinin sıradan, günlük hayatın parçası olan olaylar olduğu, bir hususiyetleri bulunmadığı, "şifacı ve büyücü kadın, kurt-at gibi hayvan motifleri, ağıt yakma, pınar başı mekanı ve ata binen, kılıç kuşanan, ok atan, ava çıkan güçlü kadın tipi, ... (Kök), Dağ (Tag) Tengrisi inancının" nerdeyse İslamiyet öncesi Türk destanlarının tamamında karşılaşılan motif, figür ve karakterler olduğunu, yine dilekçenin 6.sayfasında davacının, "Büyük ...’in kılıcıyla kestiği gibi kesip geçti yolları" ibaresinin eserler arasında benzerlik içeren unsur olarak yer verildiğini, bu ibarenin de "Gordion düğümü" olarak herkesçe bilinen efsanede yer alan zor kullanarak çözülebilecek sorunlar için kullanılan bir deyim, kamuya mal olmuş anonim bir ifade olduğunu, dava konusu dizi ile davacının davaya konu kitabında yer alan öykü arasında konu, konuyu işleme biçimi, yani olay örgüsü, kahramanlar, anti kahramanlar, kahramanların çatışmaları ve finali, yardımcı kahramanlar ve yardımcı öyküler açısından intihal/benzerlik olmadığını, her iki eserin farklı tarihi kesiti, farklı tarihi olayları, farklı bir tarzda işlediklerinin ortaya konulduğunu, davacının mali ve manevi hiçbir hakkı ihlal edilmediğinden dolayı ve müvekkillerinin hiçbir hukuka aykırı, haksız fiil eylemi bulunmadığından dolayı talep ve tazminat şartlarının oluşmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen telif tazminatının soyut ve mesnetsiz ve fahiş olduğunu, davacının, davanın amacını dahi aşan fahiş tedbir taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, bu konuda ileri sürülen taleplerin davacının kötü niyetli hareket ettiğini gösterdiğini, müvekkilinin hiçbir hukuka aykırı eylemi bulunmadığından dolayı hasız rekabete ilişkin hiçbir durumun söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir Davalı ... ... TELEVİZYON PRODÜKSİYON ANONİM ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; "..." dizisinde; Türklerin İslamiyeti kabul etmesinden önce, Orta Asya döneminde geçen imparatorluk ve boyların savaşının anlatıldığını, dizinin, her ne kadar tarihsel gerçekliği birebir yansıtmasa da, o dönemdeki Türk Devlet ve Kağanlıkları olan "Göktürk", "Uygurlar", "Karluklar", "..." gibi devlet ve boyların birbiriyle olan iç savaşları ve çekişmeleri, yabancı devletlere karşı mücadeleleri ile zamanla tarih sahnesinden silinmesi ya da zayıf düşerek doğu-batı şeklinde ikiye bölünmeleri gibi tarihsel gerçekliklerden, Ergenekon, Türeyiş, Bozkurt gibi destanlardan, Türk mitolojisinde de önemli yere sahip "kurt", "kartal" gibi hayvan figürlerinden, Türklerin Orta Asya dönemdeki yaşantısını, gelenek göreneklerini, kültürünü, inançlarını anlatan tarihi kaynakları referans alarak kendine özgü bir kurguyla oluşturulduğunu, dizinin danışmanları arasında Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. ..., Akdeniz Üniversitesi Bilim Tarihi ve Felsefesi Bölüm Başkanı Doç. Dr. ..., Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Türk Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. ...’nun yer aldığını, dizinin danışmanları tarafından hikâyenin geçtiği dönem ve dönemin yaşamıyla ilgili oyunculara üç ay boyunca teorik dersler verildiğini, dönemi yansıtmak adına 20.000 metrekare alanda Asya Türk mimarisine uygun şekilde ... Hanlığı Sarayı ve bahçelerinin inşa edildiğini, ... Hanlığı Sarayı dahilinde Beykoz ... Fabrikası'nda 4500 metrekare kapalı alan içerisine saray kabul odası ve hanedan üyeleri için yaşam odalarının yer aldığını, ayrıca ... Film Platosu dahilinde ise 5800 metrekarelik açık platoda sekizinci asır bölgenin Türk mimarisi esas alınarak şehir sokakları ve çarşısı yapıldığını, döneme ait 50 çadırlık iki obanın 15 bin metrekare üzerine kurulmuş olup, obalardaki el yapımı çadırların Türkmenistan'da, dizi projesine özel olarak üretildiğini, bu hazırlıkların inşası 6 ay sürerken, bu dekorların hazırlık sürecinde 287 kişilik sanat ekibinin görev aldığını, davacıya ait "..." öyküsü ile müvekkiline ait "..." dizisinde benzer olduğu iddia edilen unsurların hususiyet taşımayan harc-ı alem unsurlar olduğunu, bir ürünün eser olarak vasıflandırılabilmesi için öncelikle FSEK’te sayılan eser türlerinden birine dahil olması ve sahibinin hususiyetini taşıması gerektiğini, FSEK anlamında bir hak ihlalinin olabilmesi için, bir kopyalamanın gerçekleşmesi gerektiğini, diğer bir deyişle, hak ihlali için ilgili eserin bazı pasajları/ifadeleri atıf yapılmaksızın alınmasının lazım olduğunu, eğer, her iki taraf da bağımsız bir şekilde aynı sonuca varmışlarsa, her ikisinin de eserinin korumadan yararlanacağını, dolayısıyla telif hukuku ile fikirlerin kendisinin değil, ifade ediliş biçimlerinin korunduğunu, fikirler, konular, tema, motif vb. hususların telif hukukunda korunmadığını, görüldüğü üzere davacının telif ihlali iddiasında bulunduğunu ve kendisinin hususiyetini içerdiğini iddia ettiği unsurların hepsinin, genel geçer konu ve tema niteliğinde olduğunu ve bir kişinin tekelinde olmayan unsurlar olduğunu, davacının herkesin kullanımına açık genel konu ve motifler üzerinde hak sahipliği yaratmaya çalıştığını, benzerlik olarak iddia edilen unsurların; ya sektörde kullanılan harc-ı âlem unsurlar ya da dizi tekniğinin gerektirdiği benzerlikler veya tarihi örf adetler ile gelenekler olduğunu, bu bağlamda somut olayda öykülerin konularının bazı yönlerden benzerlik arz etmesinin intihalin varlığı için bir kanıt olmadığını, aksi durumun kişilere belirli fikir ve konular üzerinde tekel hakkı sağlamasına sebebiyet vereceğini, bu durumun telif hakları korumasının amaçlarıyla yakından uzaktan bir ilgisi olmadığını, bir ihlal vakıası belirlenirken karşılaştırılan eserlerin objektif olarak hususiyetlerinin belirlenmesi gerektiğini, bir telif ihlalinden söz edebilmek için ilk eserin hususiyet taşıyan özelliklerinin, suçlanan esere alınmış olması gerektiğini, bu anlamda telif ihlalinin olabilmesi için normal şartlarda benzerlik arz etmeyecek unsurların birbirine benzemesi gerektiğini, intihal için, hususiyet taşıyan kısımların suçlanan esere izinsiz olarak aktarılması gerektiğini, korunmayan kısımların iki eserde de olmasının intihal için yeterli olmadığını, çünkü bu unsurların kimsenin tekelinde olmayıp, herkesin kullanımına açık olduğunu, bunun dışındaki benzerliklerin; genel ve dizinin amacına uygun benzerlikler olarak kabul edileceğini, ... dizisinin başta konusu olmak üzere, olay örgüsü, dizinin geçtiği dönem ve karakterlerin özellikleri ve ifade edilişi bakımından ... öyküsünden tamamen farklı olduğunu, söz konusu benzerliklerin telif korumasından yararlanması için, bu benzer olan unsurların yazarın hususiyetini barındırması gerektiğini, ancak söz konusu unsurların tek tek incelendiğinde benzer olarak bulunan unsurların hiçbirinin hususiyet barındırmadığını ve oldukça klişe ve sektörde daha önce kullanılmış tema ve motifler olduğunun görüleceğini, dolayısıyla bu temaların hususiyeti bulunmadığı için farklı kişiler tarafından işlenmesinin telif ihlali doğurmayacağını, davacının belirttiği unsurların hususiyet içerdiği sonucuna varılırsa, bundan sonra hiç kimsenin, Orta Asya dönemindeki Türk boylarını anlatan dizi, film, kitap, belgesel yayınlamayacağını, davacının iddiasına göre bu eserlerde geçen oba hayatı (Konar Göçer), töre kuralları, kurt, kartal motifleri, cenaze merasimi (Yuğ), düğün alayları ile karakterlerin cesur, uzun siyah saçlı olması ya da düş görmesi, pınar başından su içmesi, uçurum tepesinden bakması, davacının hususiyetini ihtiva ettiğinden, telif ihlali ile karşılaşacağını, bu tarz hususiyet barındırmayan genel tema ve motiflerin yer aldığı pek çok dizi/film yapıldığını, nitekim çekimlerine 2017 yılında başlanan 2019 yapımlı, Türk tarihinin ilk kadın hükümdarı olan ...u, doğumundan, Sakaları (Türkleri) birleştirmesi ve Pers İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kazanma sürecine kadar olayları anlatan "..." filminde, davacının hususiyet addettiği "Babasının kendisine ata binmeyi, ok atmayı öğretmesi, başrol karakterin babasını küçük yaşta kaybetmesi, konar göçer hayatı ile yerleşik saray hayatı, pınar başından su içmesi, rüyasında kanatlı kurt motifi görmesi, genç kızın dağlarda tek başına dolaşması, cesur ve korkusuz olması, atıyla dost olması, başrol karakterin intikam alma isteği, başrol karakterin dağın tepesinden uzaklara dalıp hayal kurması, şifacı ve büyücü kadının otlarla yarayı tedavi etmesi, saray kıyafeti ile obadakilerin kıyafetinin farklı olması, ağıt yakma motifi (Yuğ Töreni), başrol kadın karakterin uzun saçları, yay gibi kaşları, ok gibi hedefine kenetlenen gözleri olması" gibi konu, tema, motif ve karakter özellikleri bulunduğu düşünüldüğünde, davacıya ait "..." adlı öykünün "..." adlı filmden intihal suretiyle oluşturulduğu, davacının dilekçesindeki tabir ile "benzerliklerin fikir hırsızlığı/intihal boyutuna ulaştığını" kabul etmek gerektiğini, davacının dayanak öyküsünün 50 sayfadan meydana geldiğini, bu kısa öykünün bir kısmında da günümüz yıllarında yaşayan ... karakterine yer verildiğini, bu kadar kısa bir metin dolayısıyla yaklaşık 1.800-1900 sayfa ve 27 bölümlük bir dizinin tamamı üzerinden eser sahipliği iddiasının da dinlenemeyeceğini, davacının müvekkili kanalında yayınlanan dizi ile kendi öyküsünde benzer olarak belirttiği konu, tema ve motiflerin dizinin sadece bir iki bölümünde yer aldığını, bu unsurların da herhangi bir hususiyet içermediğinin genişçe açıklandığını, herhangi bir özgünlüğü, yani hususiyeti olmayan ve yaygın olarak kullanılan konu, tema ve motiflerin başkaları tarafından kullanılmasının haksız rekabet de teşkil etmeyeceğini, Yargıtay’a göre haksız rekabetin oluşması için benzerliğin yanında iltibasın da arandığını, haksız rekabet mevzuatının doğrudan fikri ürünleri korumadığını, haksız rekabet mevzuatının, rekabet hakkının kötüye kullanımına ve iltibasa karşı dolaylı bir koruma sağladığını, somut olayda ise hususiyet ve özgünlük içermediğinden özel kanun olan FSEK mevzuatı ile korunmayan genel geçer ve yaygın ifade unsurların genel kanuna dayanılarak haksız rekabetle korunmasının mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği benzerliklerin hususiyet içermediği apaçık ortadayken, davacının alternatif olarak görüp, terditli olarak ileri sürdüğü haksız rekabet talebinin de reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 06/02/2024 tarihli 2022/107E. - 2024/17 K. sayılı kararıyla; "...Tüm bu açıklamalar ışığında toplanan deliller alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde, sübut bulmayan asıl ve terditli davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-5846 sayılı FSEK hükümlerinden kaynaklı asli taleplerin ayrı ayrı tümden reddine,2-6102 sayılı TTK hükümlerinden kaynaklı feri taleplerinin ayrı ayrı tümden reddine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davaya konu dizi senaryosunun müvekkilinin "..." isimli hikayesinden alındığının açık olduğunu,Örnek Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, intihal için eserin birebir alınması gerekmediğini, ana karakterler, hikaye gelişimi, matematiği, çalışmalar ve hatta bazı detaylar arasında benzerliklerin intihal ve eser sahibini haklarına tecavüz niteliğinde kabul edilebileceğini, Dava konusu dizinin yayınlanmasının müvekkilinin FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini,Dosya kapsamında aynı heyetten bir kök ve bir de ek rapor alındığını, rapora itirazlarının ve yeni bir heyetten rapor alınması taleplerini kabul edilmediğini, kök ve ek raporun denetime açık olmadığını, hatalı olduğunu, yeni bir heyetten rapor alınmadığını belirterek, belirtilen sebeplerle ve HMK m. 355 hükmü gereğince re'sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak; istinaf taleplerinin kabulünü, aleyhe olan Yerel Mahkeme kararına dayalı icra takibine girişilmesi halinde kullanılmak üzere tehir-i icraya karar verilmesini, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/02/2024 tarih, 2022/107 E. ve 2024/17 K. sayılı kararının kaldırılarak davanın İstinaf Mahkemesinde yeniden görülmesini ve yapılacak yargılama sonunda kararın iptalini ve talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini, davanın İstinaf Mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İlk derece Mahkemesince FSEK uzmanı, hukukçu..., yazar ... ve senarist, akademisyen ...'tan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 21/03/2023 tarihli ve 08/09/2023 tarihli bilirkişi raporlarında; dosya konusu kitap ve içeriğinde yer alan "..." isimli öykünün eseri oluşturan unsurları taşıdıkları ve ilim ve edebiyat eseri niteliğinde oldukları, "..." isimli kitabın yazarının davacı ...olduğu, bu kapsamda gerek kitabın, gerekse içeriğinde yer alan "..." isimli öykünün yazarının davacı olduğu, bu kapsamda davacının kitap ve öykünün eser sahibi olduğu, davacıya ait öykü ile dava konusu dizi senaryoları karşılaştırıldığında, olay örgüsü, anlatılma amacı, mekan, zaman, karakterler bakımından farklı oldukları, her iki yaratımda da kullanılan kartal, kurt, düğün alayı, sırma/yamalı elbiseler, oba hayatı, şifacı kadın, şifalı otlar toplamak, pınar başı, at binmek, altın sandıklar, süslenmiş at arabaları, dağlarda atla dolaşmak, töre gibi kavramlar ve eylemlerin eski dönemlere ait bilinen, o dönemi anlatan her türlü kurmaca eserlerde sıklıkla kullanılan kavramlar olduğu, sahibinin hususiyetini taşımadığı ve herkesçe kullanılabileceği ve tüm bu hususlar çerçevesinde, bir intihalden söz edilemeyeceği ve davalı eylemleri ile davacı eserine karşı FSEK anlamında bir hak ihlalinin gerçekleştiğinin söylenemeyeceği, davalılar eylemleri ile davacıya karşı haksız rekabet teşkil eden bir eylemin gerçekleştirildiğinin Söylenemeyeceğine dair görüş ve kanaat bildirilmiştir. G E R E K Ç E : Dava; davacıya ait "..." isimli kitapta yer alan "..." isimli öyküden intihal yapılarak, 5846 sayılı FSEK kapsamındaki mali ve manevi haklarına davalılar tarafından "..." isimli diziyle tecavüz edildiği iddiasına dayalı tecavüzün tespiti ve maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan kök ve ek bilirkişi raporlarında, davacı tarafça benzerlik olarak gösterilen hususlar tek tek incelenerek ve karşılaştırmalı olarak açıklama yapılmak suretiyle, davacının yazarı olduğu "..." isimli hikaye ile davaya konu "..." dizisinin senaryosunun, aynı döneme ilişkin pek çok eserde yer verilen ve kullanılan karakter özellikleri, olaylar ve temalar dışında benzer olmadıklarına dair görüş bildirildiği, raporların denetime uygun ve yeterli olduğu, Mahkemece işbu raporların hükme esas alınmasında ve davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.