T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/527 KARAR NO : 2025/1105 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13.04.2016 KARAR TARİHİ : 16.12.2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket 2009 senesinin altıncı ayında imzalamış bulunduğu ön sözleşme neticesinde davalının satış ve servis stan…
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/527 KARAR NO : 2025/1105 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13.04.2016 KARAR TARİHİ : 16.12.2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket 2009 senesinin altıncı ayında imzalamış bulunduğu ön sözleşme neticesinde davalının satış ve servis standartlarını yerine getirerek 2009 senesinin dokuzuncu ayında 400.000 amerikan dolarından fazla masraf yapmak sureti ile tesisini tekamül ettirdiğini ve davalının yetkili servis ve satıcısı olarak faaliyete başladığını ve aradan geçen beş sene boyunca da satış ve servis grafiğini sürekli olarak yükselterek ------ markasını yukarıya taşıdığını, davacının bu faaliyetleri esnasında yıllık 50.000 amerikan dolarından fazla reklam geliri olan ---- kavşağındaki binasının dış cephesini münhasıran yedi sene boyunca ----- markasına tahsis etmiş, çalışmaya başladıktan iki sene sonra 2011 senesinde hiç bir mecburiyeti olmamasına rağmen tamamen daha iyi hizmet ve müşteri Memnuniyeti sağlama amaçlı olarak 150.000 amerikan doları ek yatırımla servis boya kaporta hizmetleri için ek 1100 m2 lik tesis kurduğu, hal böyle iken davalı şirket sözleşmenin başlamasından üç sene sonra hiçbir haklı ve objektif gerekçe göstermeksizin yetkili servislik standartlarını değiştirdiğini beyanla müvekkili şirketi faaliyet gösterdiği bölgeden taşınmaya ve yeniden 2.000.000-TL'nin üzerinde bir yatırım yapmaya zorladığını, bu durumun Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun ve bu Kanun muvacehesinde yayımlanmış bulunan 2005/4 sayılı tebliğe aykırı bir durum olup bu sebebe dayanılarak yapılan fesih geçersiz olduğu, davalının kanuna aykırı bu dayatmalarına rağmen müvekkilim şirket merkezinin bulunduğu adresi değiştirmeyi ve yeniden 2.000.000-TL nin üzerinde bir yatırım yapmayı kabul etmek zorunda kalmış ve bu yönde çalışmaya başlamış olmasına rağmen davalı bu kez davacıya şart koşmuş olduğu inşaat işleri devam ederken ortaya çıkan mücbir sebepler doğrultusunda oluşan gecikmeyi bahane ederek aynı durumdaki diğer yetkili satıcılarına vermiş bulunduğu ek süreyi tanımaksızın sözleşmesini tek taraflı olarak fesih ettiği, davalının bu davranışı da başlı başına kanuna aykırı ve tazminatı gerektiren bir durum oluşturduğu, sözleşme şartlarının haksız ve mesnetsiz olarak muvazaa niteliği taşır şekilde değiştirilmiş olmasının iptali ve bu sebepten oluşan kar kaybımızın tazmini - eğer bu talebimiz kabul olmaz ise müvekkilimin yeni şartlara uymak için yaptığı yatırım ve işlemlerin değerlendirilerek davalı tarafından makul bir süre verilmeksizin ve mücbir sebepler dikkate alınmaksızın haksız olarak sözleşmemizin fesih olması sebebi ile oluşan kar kaybımızın tazmini davalı tarafından müvekkilim şirkete yaptırılan ve fesih sebebi ile atıl kalan yatırım ve harcamaların tazmini, davacı şirketin 2009 senesinden itibaren davalının markası için oluşturmuş bulunduğu portföy ün tazminatı, davalının sözleşme içi ihlallleri nedeni ile oluşan zararımızın tazminini, davalının haksız ve mesnetsiz olarak sözleşmemizi fesih etmesi neticesinde oluşmuş bulunan manevi zararımızın tazmini yönünde olduğu, davalının davranışlarının sonuçları 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda belirtildiği, ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir."maddeleri ile düzenlenmiş olup bu maddelerden de açıkça görüleceği gibi davalının kanuna aykırı ve haksız feshinden mütevellit davacıya iki yıllık satış karı ve on yıllık servis ve yedek parça karı kaybını tazmin etme yükümlülüğü bulunduğu, davalı şirketin sirkülerlerinden de tespit edileceği üzere bir aracın satış karı ortalama 3.000,00-TL seviyesinde olarak hesap edildiğinde müvekkilim şirketin 3.600.000-TL satış karından mahrum kaldığı ortaya çıkacağı, davacı şirketin 2009 senesinden itibaren davalının markası için oluşturmuş bulunduğu portföy ün tazminatı, davacı şirket 2009 senesinde ---- markalı araçların yetkili satış ve servis faaliyetlerine başladığında ---- markasının yıllık satışı ---- İlinin davacının faaliyet gösterdiği ---- yakasında beş yüz adedin altında ve -----sadece iki Yetkili satıcısı bulunmakta iken müvekkillerimin üstün gayretleri ve çalışmaları sonucunda, 2011 senesinde iki yüz yirmi dört adet satışı bulunan markanın yıllık satışı altı bin altı yüz otuz dokuza çıktığı, davalının sözleşme içi ihlalleri sebebi ile oluşan zararımızın tazmini gerektiği, davalının haksız ve mesnetsiz olarak sözleşmemizi fesih etmesi neticesinde oluşmuş bulunan manevi zararımızın tazmini gerektiği, dilekçede anlatılan tüm nedenlerle davacı şirketin oluşmuş olan 20.600.000 TL satış ve servis kar mahrumiyeti, 2.000.000-TL atıl kalan yatırımı, 20.000.000-TL portföy tazminatı ve 2.000.000-TL sözleşme içi ihlaller olarak ceman 44.600.000-TL'lik maddi zararının fazlaya dair haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik ihtarname tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte 50.000,00-TL'sine ve 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 58. maddesinin 2. fıkrası uyarınca karar konusu tazminat bedelinin üç katına hükmedilmesini, masraflar ve ücreti vekaletin karşı tarafa bırakılmasına karar verilemesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin sözleşmenin başlangıcından üç sene sonra hiçbir haklı ve objektif sebep göstermeksizin yetkili servisi standartlarını değiştirdiğini beyan ederek kendisini faaliyet gösterdiği yerden taşımaya çalıştığı ve bu standart değişikliği nedeniyle 2.000.000-TL'nin üzerinde bir yatırım yapmaya zorladığını, davalı şirketin bu dayatmalarına rağmen bu değişikliği kabul ettiğim ancak mücbir sebeplerin ortaya çıktığını, davalı şirketin bu mücbir sebepler nedeniyle ortaya çıkan gecikmeyi kabul etmediğini, diğer bayilere verilen sürenin kendisine verilmediğini, bu durum karşısında maddi manevi zarara uğradığını, sözleşme şartlarının haksız ve mesnetsiz olarak muvazaa niteliği taşır şekilde değiştirilmiş olmasının iptalini ve bu sebepten dolayı oluşan kar kaybının tespitini; bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde haksız olarak sözleşmenin feshi nedeniyle oluşan 20.600.000,00-TL satış ve servis kar mahrumiyeti, fesih sebebi ile atıl kalan 2.000.000,00-TL yatırım ve harcamaları, 2009 senesinden bu yana ------ markası için oluşturduğu 20.000.000-TL portföy tazminatı, müvekkili şirketin sözleşme devam ederken yaptığı ihlaller nedeniyle oluşan 2.000.000,00-TL gelir kaybı, müvekkit şirketin haksız ve mesnetsiz şekilde sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle oluşan 50.0000,00-TL manevi zararı olmak üzere şimdilik ihtarname tarihinden itibaren işeyecek ticari faizi ile birlikte 50.000,00-TL maddi tazminata ve 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini; Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunim 58. Maddesinin 2. fıkrası uyarınca karar konusu tazminat bedelinin üç katına hükmedilmesini talep ettiği, basiretli bir tacirin, müvekkilinin iki yıllık bir zamana yaydığı ve tamamıyla karşılıklı mutabakatlara bağlı olarak yürüttüğü bu süreç ile ilgili "dayatma" iddiasının ve haksız kazanç gayesi açık olan fahiş taleplerinin hukuken korunup kabul edilebilir bir tarafı olmadığını, davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğu, ----- markasının kalite standartlarını tek taraflı belirleme hakkı olan davalı, davacıya da yeni standartları tüm ayrıntıları ile duyurduğunu inceleme imkanı verdiğini, taraflarca bu konuda protokol akdedildiğini, nihayetinde davacının üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediğinden iki yıl önceden bu sonucu bildiği üzere sözleşmelerin fesih olduğunu, tüm bu süreçte davacıya dayatma uygulandığı iddiasının abesle iştigal olduğunu, fesihin haklı ve hukuki olduğunu, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacının imzalı protokollerle üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediği için iki yil önceden bu sonucu bildiği üzere sözleşmeleri fesih olduğunu, tüm bayi ve servisler için aynı şekilde şeffaf bir şekilde yürütülen süreç sonunda kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının iddia ve taleplerinin maddi gerçeğe ve taraflar arasındaki Sözleşme ve Protokollere aykırı olduğunu, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, taraflar arasında acentelik sözleşmesinin bulunmadığını, davacının portföy tazminat talep etme hakkının olmadığını, aksi bir an için kabul edilse dahi portföy tazminatı için aranan şartlar oluşmadığını, davacı şirketin sözleşme devam ederken yaptığı ihlaller nedeniyle gelir kaybı olduğunu da iddia ettiğini, maddi gerçeğe aykırı bu iddianın da ispatı kalbinden de hiçbir delil sunulmamış olup bu talep de haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin hukuki mesnetten yoksun olmakla birlikte göndermiş olduğu ihtarname ve dava dilekçesinin birbiri ile çeliştiğini, bu hususun davacının, tabiri caizse "ne koparırsam kardır" mantığı ile afaki ve fahiş taleplerde bulunduğunun göstergesi olduğunu, açıklanan tüm nedenlerle davacı tarafın akdetmiş olduğu Yetkili Satıcı Sözleşmesi, Yetkili Servis Sözleşmesi ve eki niteliğindeki tüm yönetmelik, belge ve özellikle ----- servis ve satıcı standartları yerine getirme taahhüdünü içeren Protokollere uygun olarak davacı tarafa verilen süreler içinde taahhütlerin yerine getirilmemiş olması, bu halde Sözleşmelerin fesih olmuş sayılacağının davacı tarafça da iki yıl öncesinden bilinmesi ve kabul edilmesi gerçeği karşısında, tamamen maddi gerçeğe, usul ve yasaya, somut adaletin tesisi gayesine aykırı olduğu sabit bulunan davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE; Dava; yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkindir.Mahkememizin 23.06.2020 tarih, ----- esas, ------ karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucu ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi'nin ---- esas, ----- karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, istinaf ilamına karşı yapılan temyiz başvurusu sonucu Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin ---- esas, -----karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Yargılamanın iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebilir. Yargılamanın iadesi davası hükmü vermiş olan mahkemeye açılır ve o mahkeme tarafından incelenip karara bağlanır.Yargılamanın yenilenmesi (iadesi) kesin hükme bağlanmış olan davaya yeniden bakılamayacağının en önemli istisnasıdır ve olağanüstü bir kanun yoludur. Bu nedenle hangi hallerde yargılamanın yenilenmesine gidilebileceği HMK'nın 375 maddesinde tahdidi olarak belirtilmiştir.Hukuk Muhakemeleri Kanununun 375. maddesinde yargılamanın iadesi sebepleri sınırlı sayıda olmak üzere sayılmış olup; buna göre anılan madde hükmü uyarınca; "a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması, c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması, ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, d)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması, e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması, f)Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması, g)Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması, ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması, h)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması, ı)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması, i)Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması,'' sebeplerine dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir.Somut talep konusundan yapılan değerlendirmede; yargılamanın iadesini talep edenler tarafından ileri sürülen sebeplerin Kanunda sayılan sebeplerden olmadığı, yargılamanın yenilenmesi iddiasına dayanak yapılan sebeplerin daha önce istinaf ve temyiz incelemesi aşamasında incelendiği, yukarıda belirtilen HMK madde 375'deki sebeplerden birinin gerçekleşmediği, yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 1.707,75-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla kalan 1.092,35 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Artan avansın karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Maddi tazminat talebi yönünden davalı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7- Manevi tazminat talebi yönünden davalı kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.