Hukuk Genel Kurulu 2009/134 E. , 2009/160 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “Manevi Tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/9/2006 gün ve 112-303 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 24/1/2008 gün ve 2007/4193 E. 2008/1019 sayılı ilamı ile; (…Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedenine…
**Hukuk Genel Kurulu 2009/134 E. , 2009/160 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “Manevi Tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/9/2006 gün ve 112-303 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 24/1/2008 gün ve 2007/4193 E. 2008/1019 sayılı ilamı ile; (…Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir. Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Davacı, 16/03/2005 günlü Hürriyet Gazetesi’nin 1. ve 21. sayfalarında yer alan “Yargı Laikliğin Bekçisi” ve “Yargıtay'da Laiklik Rövanşı” başlıklı yazılarda kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar, yazıların basın ilkelerine uygun ve eleştiri sınırları içinde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.