11. Hukuk Dairesi 2009/13187 E. , 2011/6898 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2009 tarih ve 2006/847-2009/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2009/13187 E. , 2011/6898 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/06/2009 tarih ve 2006/847-2009/337 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkiline olan bir borcundan dolayı 16.03.2004 ödeme tarihli, 15.500 USD bedelli bonoyu düzenlediğini, bu bonoya dayalı borcunu ödememesi nedeniyle davalı hakkında takip başlatıldığını, borçlunun takibe ve imzaya itiraz ettiğini, itirazın icra hukuk mahkemesince kabul edildiğini, dava konusu bononun bizzat borçlu tarafından imzalandığını, icra hukuk mahkemesinin kendilerine tebliğ edilmeyen bilirkişi raporunu esas alarak karar verdiğini, bu karar nedeniyle müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini ileri sürerek, 15.500 USD'nin reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu durumun Yargıtay incelemesinden de geçen icra hukuk mahkemesinin dosyasındaki rapor ile sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın bonoya dayalı alacak davası olduğu, davaya konu bonoya dayalı olarak yapılan takibe davalının itirazı üzerine, bonodaki imzanın davalıya ait olmadığı gerekçesiyle icra hukuk mahkemesince imza itirazının kabulüne karar verildiği, bu kararın kesin hüküm teşkil etmediği, davalının imza örneklerinin toplandığı ve Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda bono altındaki imzanın davalının eli ürünü olduğunun bildirildiği, ayrıca davacı tarafça özel bilirkişiye yaptırılan incelemede de aynı sonuca ulaşıldığı, davalı tarafından raporlar arasında çelişki olduğu savunulmuş ise de, davacı tarafından yaptırılan inceleme sonucu alınan rapor ile imza incelemesi konusunda son yetkili merci olan Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlara üstünlük tanınması gerektiği, bu durumda bono altındaki imzanın davalıya ait olduğu, bononun kesin delil niteliğinde yazılı borç ikrarını içerir bir belge olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 22.205 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, bonoya dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu edilen bono daha önce davacı tarafça icra takibine konulmuş olup, davalının imzaya itirazı üzerine İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama neticesinde bono altındaki imzanın davalıya ait olmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiş olup, bu karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır. İşbu dosyada alınan raporda, söz konusu imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda optik aletler ile inceleme yapıldığı ve imzanın davalıya ait olmadığı açıklanmıştır. Mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda ise incelemenin hangi usulle yapıldığı açıklanmaksızın bono altındaki imzanın davalıya ait olduğu bildirilmiş ve iki rapor arasında çelişki oluşmuştur. Bu durumda, mahkemece, optik incelemeye dayalı olarak İcra Hukuk mahkemesi'nce alınan rapor da incelenmek ve raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle yeniden rapor aldırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.