3. Ceza Dairesi 2018/769 E. , 2018/16333 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: 1)Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-c-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezasından az olamayacağı cihetle 5271 sayılı CMK'nin 196/2. maddesi gereğince, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiği gözetilmeyerek yakalama…
**3. Ceza Dairesi 2018/769 E. , 2018/16333 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: 1)Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-c-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezasından az olamayacağı cihetle 5271 sayılı CMK'nin 196/2. maddesi gereğince, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiği gözetilmeyerek yakalama kararına istinaden yakalandığı yer mahkemesi aracılığıyla aldırılması suretiyle CMK'nin 196/2. maddesine muhalefet edilmesi, 2)Sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nin 226. maddesi hükmü gereğince, ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK'nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, 3)Adli Tıp Kurumu uygulama ve kriterleri ile Dairemizin istikrarlı içtihatlarına göre katılanın yüzünde sabit iz kalıp kalmayacağı yönündeki raporun olay tarihinden en az 6 aylık süre geçtikten sonra yapılacak muayene sonucunda düzenlenmesi gerekirken, olaydan yaklaşık 5 ay 2 gün sonra 12.03.2015 tarihli Kütahya Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınmak suretiyle eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 4)Katılanın hastanede alınan beyanında sanığın akıl hastası olduğunu belirtmesi, sanık vasisinin temyiz dilekçesinde sanığın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden paranoid şizofreni raporu olduğunu bildirmesi karşısında, öncelikle sanığa 5271 sayılı CMK'nin 150/2. maddesi uyarınca müdafii atanıp, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 32/1-2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı, bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının tespiti için dava dosyası ile birlikte önceki tedavilerine ilişkin tüm belgeler ve raporları da eklenerek Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan,tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden veya Tıp Fakültelerinin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlıklarından sağlık kurulu raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 5)İlk haksız hareketin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle haksız tahrik hükümleri uygulandığına göre, 5237 sayılı TCK'nin 3. maddesi uyarınca orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanığın cezasından asgari (1/4) oranda indirim yapılması yerine yazılı şekilde (1/3) oranında indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini, Kabule göre de; 6)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık vasisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydı ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 31.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.