4. Hukuk Dairesi 2022/5392 E. , 2025/262 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/359 E., 2022/393 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/158 E., 2021/10 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırl…
**4. Hukuk Dairesi 2022/5392 E. , 2025/262 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/359 E., 2022/393 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/158 E., 2021/10 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Eskişehir Devlet Hastanesi'nde kadın hastalıkları ve doğum doktoru olarak görev yaptığını; müvekkilinin, dava dışı ...ın bebekleri olan ...'ın 24.03.2017 tarihinde doğumunu gerçekleştirdiğini, tıbbi bir hata bulunmamasına rağmen bebeğin engelli doğduğunu ve 03.02.2020 tarihinde vefat ettiğini, Show TV'de 04.05.2019 tarihinde yapılan haberde dava dışı anne ve babanın hukuka aykırı iddialarına yer verilerek müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinin 24.04.2019 tarihli raporunda müvekkili doktorun eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat ve 29.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberin görünür geçeğe uygun ve güncel olduğunu, verilmesinde kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunduğunu, haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberin görünür gerçekliğe uygun ve basının haber verme hakkı kapsamında olduğu, özle biçim arasındaki bağın bozulmadığı, davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberde hastaya yeterli bilginin verilip verilmediği ve doğum sırasındaki hataların doğacak bebeklerin sağlığı üzerindeki etkileri nazara alındığında güncel olduğu, kamu yararı ve kamusal ilgi kapsamında kaldığı, haberde kullanılan fotoğrafın haber ile ilgili olduğu, özle biçim dengesinin bozulmadığı, basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığı ayrıca davacının iddia edilen maddi zararı ile dava konusu haber arasında illiyet bağı olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı yayın organı tarafından daha fazla ilgi çekmek amacıyla hiç kusuru olmayan müvekkili doktor aleyhine hatalı doğum yaptırmış şeklinde algı oluşturulduğunu, delilleri toplanmadan karar verildiğini, gerçeğe uygun olmayan haberin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, haberde isim geçmemekle beraber dava dışı anne ve babanın sosyal medya paylaşımları ve haber içeriğine göre doktorun davacı olduğunun anlaşılacağını, bu nedenle matufiyet şartının gerçekleştiğini, ayrıca hukuka aykırı olarak fotoğrafına yer verildiğini, davanın ispatlandığını, ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Show TV'de 04.05.2019 tarihinde yapılan haberde kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının zedelendiği ve maddi zarara uğradığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yayının güncel olduğunun, haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, haberde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının, maddi zararın oluşmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.