10. Hukuk Dairesi 2023/630 E. , 2023/3516 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/462 E., 2022/2302 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/240 E., 2021/17 K. Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince i…
**10. Hukuk Dairesi 2023/630 E. , 2023/3516 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/462 E., 2022/2302 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/240 E., 2021/17 K. Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurum tarafından, müvekkil aleyhine ödeme emri gönderildiğini, yasal süre içerisinde borca, faize ve ferilerine itiraz edildiğini. Davalı kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu. Takibe konu borçların müvekkiline ait olmadığını. Müvekkilinin şirkete müdür olarak 15.06.2009 tarihi olduğunu. SGK'nın talep ettiği 2008 yılına ait prim alacakları için sorumluluğunun bulunmadığını. Bu nedenlerle müvekkiline gönderilen ödeme emri ve icra takibinin takibe konu alacakların zamanaşımına uğramış olması sebebiyle iptaline, borçlu bulunmadığının tespitine, yapılan takibin tedbiren durdurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ödeme emirlerinin iptaline ilişkin dava açma süresi yönünden zamanaşımına uğradığını. Sigorta primlerini süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, dolayısıyla müvekkil kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olup haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddini savunduğu görülmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Tekirdağ Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen; 2010/017986 takip sayılı ödeme emrinin kısmen iptal edilerek davacının 2008/2, 5, 7, 8, 9, 10, 11, 12 nci dönem ile 2009/1, 2, 3, 4, 5. dönem ve 2009/6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 nci döneme ilişkin borçtan sorumlu olmadığının tespitine, bu aylara ilişkin borcun iptaline, 2010/1. ay prim borcundan limited şirket müdürü olması ve bu döneme ait borcun zamanaşımına uğramaması nedeniyle sorumlu olduğunun tespitine, bu aya ilişkin borcun iptaline yönelik talebin reddine, Davacının itirazında kısmen haksız olduğu ve 2010/1. ay prim borcundan limited şirket müdürü olması nedeniyle sorumlu olduğu anlaşıldığından 6183 sayılı Kanun'un 58 nci maddesi gereğince sorumlu olduğu miktarın % 10 zamla tahsil edilmesi gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde; "Mahkemece hak düşürücü süre itirazı dikkate alınmamış; 506 sayılı Kanun'un 80 nci maddesi gereği; işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur. Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51, 102 ve 106 ncı maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır. Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Zamanaşımını kesen sebeplerle yerel mahkeme tarafından araştırılmamıştır. 5510 sayılı Kanun'un 88 nci maddesinin 20 nci fıkrasına istinaden yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere ananim şirket üst düzey yöneticileri görevde bulundukları dönemde tahakkuk eden borcun tamamından sorumludurlar. Davacı ... Gıda Seracılık Nakliye Turizm ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti'nin müdürüdür. Kurum tarafından davacıya gönderilen ödeme emirlerine ait borçlara ilişkin tarihlerde davacının müdürlük görevi devam etmektedir. Dolayısı ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Kurum tarafından yapılan işlemler usul ve yasaya uygun olup haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerekmektedir." gerekçeleriyle istinaf talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Somut olayda, davacının dava dışı ... Gıda Seracılık Nakliye Turizm ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 25.06.2009 (müdür olarak atandığı tarih) ile 06.12.2010 (müdürlükten azlediği tarih) aralığında müdürü olduğu ve şirketi şirket kaşesi altında her mercide temsil ve imzaya yetkili kılındığı, dava dışı şirketin Kuruma olan prim borçlarından dolayı davacıya ödeme emri gönderildiği, dava konusu ödeme emirleri ile tahsili talep edilen alacakların 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, davacıya dava konusu ödeme emirlerinin 03.03.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı kurum tarafından davacı hakkında zaman aşımı süresini keser herhangi bir işlem yapılmadığı, netice itibarıyla dava konusu bir kısım ödeme emirlerinin zamanaşımına uğraması nedeniyle talebin kısmen kabulüne dair karar verildiği; Davacı adına düzenlenen ödeme emrine konu 20010/1 nci aya ilişkin prim borcunun, davacının 5 yıllığına müdür olarak atandığı 15.06.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı tarihi ile şirket müdürlüğünden aziledildiği 06.12.2010 tarih aralığına ait olması nedeniyle bu borçlardan sorumlu olduğuna ve bu ödeme emirlerinin iptalini içeren talebin reddine karar verildİği, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6183 sayılı Kanun'un 58 nci maddesine göre itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki kamu alacağının %10’u oranında haksız çıkma tazminatına hükmedilmesi gerektiğine ilişkin düzenleme dikkate alınarak, reddedilen alacak miktarı üzerinden 6183 sayılı Kanun'un 58 nci maddesi gereğince %10 zammın davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine dair karar verildiği" gerekçelerine dayalı olarak "Tekirdağ 2. İş Mahkemesi'nin 13.01.2021 tarih, 2020/240 Esas- 2021/17 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, istinaf kanun yoluna başvuranın sıfatına göre davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesi ve yerel mahkeme tarafından zamanaşımını kesen olguların araştırılmadığı, zamanaşımı iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu beyanla kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 88, 93 uncu, maddeleri ile 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi hükümleridir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir; Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanun'un 128 inci maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132 inci ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanun'un “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102 inci ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesiyle birlikte 102 inci maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür. Yani, prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanun'un 128 inci maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir. Konu son olarak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88 ve 93 üncü maddesi ile düzenlenmiştir; 5510 sayılı Kanun’un “Primlerin ödenmesi” başlığını taşıyan 88 inci maddesinin on altıncı fıkrasında, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Kanun'un 51, 102 ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı bildirildikten sonra, yine 5510 sayılı Kanun’un 17.04.2008 gün ve 5754 sayılı Kanun'un 56 ıncı maddesi ile değişik “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93 üncü maddesinin ikinci fıkrası, “…(Değişik ikinci fıkra: 17.04.2008-5754/56 md.) Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı on yıl olarak uygulanır…” şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere 5510 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesi ile zamanaşımı süresi ile ilgili olarak özel bir düzenleme getirilmiş, Kurumun prim ve diğer alacaklarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, sürenin başlangıcının ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başı olduğu belirtilmiştir. Diğer taraftan; 6183 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesi ile tahsil zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup; anılan düzenlemede; ''1. Ödeme, 2. Haciz tatbikı, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. Amme alacağının teminata bağlanması, 9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, 11. (Ek bent: 25.12.2003 - 5035 S.K./1. md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması. Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı, yeni vade gününün rasladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın, kaza mercilerince durdurulması hallerinde, zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.'' hükmü öngörülmektedir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı SGK vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.