8. Hukuk Dairesi 2014/20345 E. , 2014/18995 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve terkin ... ile ... ve 19 Mayıs Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.12.2012 gün ve 381/281 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili ile 19 Mayıs Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... v
**8. Hukuk Dairesi 2014/20345 E. , 2014/18995 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve terkin ... ile ... ve 19 Mayıs Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.12.2012 gün ve 381/281 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili ile 19 Mayıs Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili 18.11.2004 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; ...Caddesi mevkiindeki mülkiyeti ...'ne ait 439 parsel sayılı taşınmaz ile mülkiyeti 19 Mayıs Belediyesi'ne ait 1200 parsel sayılı taşınmazdaki imar uygulaması sonucu oluşan 256 ada 1 ve 257 ada 12 nolu parsellerin bir bölümü ... Çayı kenarında ve kıyı ... çizgisi içerisinde kalmasına rağmen davalı ... Başkanlığınca bu yere 24 adet metrekareleri yazılı dükkan yaptırıldığından öncelikle davalıların haksız el atmasının önlenmesine yapıların kal'ine ve kıyı kenar çizgisinin içerisinde kalan tahmini 840 m2'lik yere ilişkin tapunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., dava konusu yerin kamulaştırıldığını, Hakemde görülen tespit ve akabinde mahkeme kararıyla dava konusu yerin mülkiyetinin Belediyeye geçtiğinden kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... ise yapılan yapıların kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığını, esasen... Çayının kıyı kenar çizgisinin bulunmadığını, kesin hüküm olduğunu vs. açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre içeresinde açılmadığı anlaşıldığından subut bulmayan davanın reddine, .. aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, 16.07.2010 günü karar verilmiştir. ...'nin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 29.12.2011 gün, 2011/9889-14088 Esas ve Karar sayılı kararı ile “...5841 sayılı Yasa'nın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur ancak, anılan Yasa Anayasa Mahkemesi'nin 12.05.2011 gün, 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ve 23.07.2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girrmiştir. Kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak .//.. 2014/20345-18995 -2- kurulan hükmün verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasa'nın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümez ise de 10.03.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere; iptal kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez. Henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptal kapsamına girer. Bu durumda, davanın hak düşürücü süreden reddi doğru olmamıştır. Kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer...“ biçiminde bozulmuştur. Mahalli Mahkemece bozma kararına 05.11.2012 günlü ilk oturumda uyulmuştur. İki nolu oturumda ise davanın kabulüne karar verilmiştir. Söz konusu hüküm ... vekili ile Belediye vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin az yukarıda belirtilen bozma kararı kapsamı ve mahalli mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmekle davanın tarafları için lehte ya da aleyhte usuli kazanılmış hak oluşturacağı kuşkusuzdur. Öte yandan yargılama safahatında keşifler yapılmış, işin uzmanı bilirkişilerden rapor ve krokileri alınmıştır. Dava konusu yerin kıyı kenar çizgisinin ırmak yönünde kaldığı ve ırmağın etki alanında bulunduğu tartışmasızdır. Tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, dava konusu dükkanların bulunduğu 840 m2 yüz ölçümlü taşınmazın tapusunun iptaline bu yer üzerindeki dükkanlar nedeniyle müdahalenin meni ve dükkanların kal'ine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak, kıyı kenar çizgisinin ırmak yönünde ve ırmağın etki alanında kalan 840 m2'lik yere ilişikn iptal edilen tapu nedeniyle bu yerin kıyı olarak kamunun yararlanmasına terkinine karar verilmesi gerekirken bu hususun unutulmuş olması bozma sebebi yapılmamıştır. Zira dava dilekçesinde de bu konuda bir talep bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalıların tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul, yasa ve bozma ilamı kapsamına uygun olan Yerel Mahkeme kararının açıklanan nedenlerle ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 23.10.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava konusu ... İli, 19... Köyü 439 parsel sayılı taşınmazlardır.Bunlardan 439 parsel davalı ... adına, diğerleri davalı 19 Mayıs İlçesi Belediye Başkanlığı adına kayıtlıdır. Davacı ... Hazinesi belirtilen parsellerin yaklaşık 840 m2'lik bölümünün... Çayı olarak bilinen çay yatağının doldurulmasıyla elde edildiğini, dolgunun izinsiz olduğu, burasının devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu gibi 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamına giren özel mülkiyete konu edilmeyecek yerlerden olduğu gerekçesiyle; davalılar adına mevcut tapu kaydının iptaliyle davacı ... Hazinesi adına tapuya tesciline, davalıların el atmasının önlenmesine, üzerindeki 24 adet dükkanın yıkımına karar verilmesini talep etmiştir. .//.. 2014/20345-18995 -3- Davalılardan ... vekili dava konusu 439 parselin 14637 m2 olarak idarelerince gerçek kişilerden kamulaştırma yapılması yoluyla edinildiğini, daha sonra yapılan tapulama çalışmasının kesinleşmesi sonucu adlarına tapuya tescil edildiğini, daha sonra da diğer davalı ... ile aralarında gerçekleşen zorunlu Hakem sıfatıyla Asliye Hukuk Hakimi tarafından verilen kararın kesinleşmesiyle 989.50 m2'lik bölümünün diğer davalı belediyeye geçtiğini; bu sebeple kendilerine husumet düşmeyeceğini bildirerek, aleyhlerine açılan davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı ...'nın cevap dilekçesinde, dükkanların bulunduğu alanın kendilerinin 3533 sayılı Kamu İdareleri arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin zorunlu tahkime ilişkin Kanun gereğince diğer davalı ... aleyhine açtıkları dava sonucu verilen kararla geçtiğini, kesin hüküm bulunduğunu, 3621 sayılı Kıyı Kanunun ...Çayı kenarı için uygulanamayacağını, zira bu kanunun uygulanmasına dair yönetmeliği ekli listede anılan akarsuyun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Tarafların gösterdikleri delillerin toplanması, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu, Mahkemece dava kabul edilerek tapu kaydının iptaline, vaki müdahalenin önlenmesi ve üzerindeki yapıların yıkımına karar verilmiş; bu hükmü her iki davalı temyiz etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. Fıkrası bir mahkeme hükmünün sonuç kısmının hangi hususları içermesi gerektiğini açıklamıştır. Buna göre, hükmün sonuç kısmının taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu madde Hakim'in infaz edilebilir nitelikte karar oluşturma yükümlülüğüyle ilgilidir. Kanımca mahkemenin hükmü infaz edilebilir nitelikte değildir. Zira, mahkeme 840 m2'lik alanın tapu kaydının iptaline karar vermiş, ancak hangi tapu kaydının iptaline karar verdiğini göstermediği gibi, iptal edilen kaydı açık bırakarak tescil veya terkin hususunda bir karar vermemiştir. Karardan davalılardan hangisi veya her ikisi aleyhine mi karar verilmiş olduğu belli değildir. Diğer yandan Mahkeme'nin yaptığı inceleme de yetersizdir Davalı ... tapusunun kamulaştırma ve sonrasında tapulama işlemiyle oluştuğunu ileri sürmüş; ne var ki, Mahkeme kamulaştırma krokisini getirtip çekişmeli alana uygulatmamış; böylece çekişmeli alanın kamulaştırılan alanda mı kaldığı, yoksa sonradan çay kenarının doldurulmasıyla elde edilen bir alan mı olduğu, yine ...'den diğer davalı Belediyeye 3533 sayılı Kanun uyarınca açılan davayla geçen yerlerden mi olduğu belirlenmemiştir. Açıkladığım sebeplerle, Mahkemece infaz edilebilir bir hüküm bulunmadığından, bu yön dışındaki davalıların temyiz itirazları değerlendirilemeyecek durumdadır. Bu sebeple Mahkeme kararının bozulması gerektiğini düşünüyor; Sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 23.10.2014