8. Hukuk Dairesi 2017/8713 E. , 2018/418 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarında Yanlış Yazılan Ana ve Baba Adının Düzeltilmesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar dava dilekçesinde buluntu çocuk olarak “...” adı ile nüfusa kaydedilen 05.03.2014 doğumlu çocuğ
**8. Hukuk Dairesi 2017/8713 E. , 2018/418 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarında Yanlış Yazılan Ana ve Baba Adının Düzeltilmesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacılar dava dilekçesinde buluntu çocuk olarak “...” adı ile nüfusa kaydedilen 05.03.2014 doğumlu çocuğun gerçekte kendi çocukları olduğunu,evlilik birliği öncesi ilişkiden dünyaya geldiğini,daha sonra evlendiklerini ileri sürerek nüfusta ... ve ...’den olma olarak kayıtlı olan ...’ın anne ve baba adının ... ve ... olarak düzeltilmesini ve velayetinin kendilerine verilmesini istemişlerdir Mahkemece davanın ana baba adının düzeltilmesi davası olduğu ve velayetin de buna göre düzenleneceği gerekçesiyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmek üzere mahkemenin görevsizilğine karar verilmiş, karar davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları anlatmak taraflara ve buna göre hukuki nitelendirme hakime aittir. Davacıların bu dava ile 15.07.2014 tarihinde evlendikleri gözetildiğinde birbirleri ile bağlantılı iki ayrı talepleri vardır. İlki çocuk ...’ın anasının davacı ... olduğunun tespiti, ikincisi ise velayet hakkının davacılara verilmesi isteğidir. 4721 sayılı T.M.K.’nun 282.maddesine göre çocuk ile ana arasında soybağı doğum ile kurulur. Çocuk ile baba arasında soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmü ile kurulur. Evlilik dışında doğan çocuk,ana babasının birbiri ile evlenmesi halinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olur. (T.M.K. 292) Eşler evlilik dışında doğmuş ortak çocuklarını, evlenme sırasında veye evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki Nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar. (T.M.K 293/1) Ergin olmayan çocuk ana babanın velayet altındadır.Yasal sebep olmadıkça velayet,ana ve babadan alınamaz.(T.M.K. 335/1) Görüldüğü gibi çocuk ile ana arasında soybağı doğum ile kendiliğinden kurulmaktadır. Çünkü çocuğu doğuran kadın anadır. Ancak somut olayımızda olduğu gibi ana olup olmadığı noktasında kuşku varsa analığın tespiti davası açılabilir. Nitekim eldeki davada hukuki nitelik olarak bu şekilde açılmıştır. Bu davanın görülme yeri Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Hukuk Mahkemesince toplanan deliller serbestçe takdir edilerek ve DNA incelemesi de yaptırılmak suretiyle tespit kararı verilmesi gerekir.Bu şekilde verilen bir tespit kararının kesinleşmesinden sonra baba ile çocuk arasındaki soybağı T.M.K.’nun 292. maddesine göre kendiliğinden oluşur. Bunun için ayrı bir davaya ihtiyaç yoktur. Çocuğun evlilik birliğine kaydedilmesi için davacılar birlikte T.M.K.’nun 293.maddesi gereğince Nüfus Memurluğuna bildirmeleri gerekli ve yeterlidir. Üstelik bildirimin yapılmamış olması çocuğun evlilik birilği içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olmasını engellemez. (T.M.K. 293/2) Bu durumda mahkemece davacıların birinci talebinin davacı ...’ün, çocuk ...’ın anası olduğunun tespiti davası olduğu gözetilerek davacıların ikinci talebi olan velayet davasından tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesi ve bu esas üzerinden Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmek üzere görevsizlik kararı verilmesi, velayetin verilmesi davasının ise bu dosya üzerinden görülmesi, Asliye Hukuk Mahkemesindeki analığın tespiti davasının sonucunun kesinleşmesinin beklenmesi,bundan sonra T.M.K.’nun 335.madde hükmü gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,15.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.