Başvuru, esasa etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, esasa etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/7/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: 1977 doğumlu olan başvurucu, olayların vuku bulduğu tarihlerde Bartın İl Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yapmaktadır. Bartın'daki bir postaneden T.G. isimli şahsa içeriğinde DHKP-C terör örgütünün adı kullanılarak müstear isimle mektup gönderilmiştir. Bahse konu mektupta belli miktarda paranın örgüte ödenmesi gerektiği, ödenmediği taktirde kendisine ve yakınlarına örgüt tarafından zarar verileceğinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. T.G. tarafından Bartın Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) olayın bildirilmesi neticesinde yapılan soruşturmada bahse konu mektubu başvurucunun gönderdiği tespit edilmiş, derinleştirilen soruşturmada başvurucunun T.G. isimli şahsa yukarıda belirtilen içerikte bir mektup daha gönderdiği, K.G. isimli şahsa da benzer içerikte ayrı bir mektup gönderdiği tespit edilmiştir. Sonraki iki mektuba Başsavcılık tarafından postada el konulmuştur. Başvurucu soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı huzurunda alınan 26/2/2013 tarihli savunmasında üzerine atılı suçu işlemediğini, birkaç kişinin kendisini kaçırdığını, kendisine G. isimli şirkete gönderilmek üzere bir mektup verildiğini, mektubu göndermediği taktirde kendisinin ve çocuklarının öldürüleceğinin söylendiğini, mektubu aldığını ancak kimseye göndermediğini, bunun üzerine bir müddet sonra kendisini daha önce kaçıranların aynı araçla tekrar gelerek kendisini yine kaçırdığını, ilk mektubu göndermediği için bir şahsın kendisine tecavüz ettiğini, diğerlerinin kendisini tuttuğunu ve bu sırada tecavüzün kameraya kaydedildiğini, yeni verilecek mektubu göndermezse bu görüntüleri internette yayımlayacaklarını ve çocuklarını öldüreceklerini söylediklerini, bunun üzerine mektubu G. isimli şirkete gönderdiğini, bir süre sonra yine aynı araçla gelen silahlı kişilerin kendisini kaçırdığını, aynı kişinin yine diğerlerinin yardımı ile kendisine tecavüz ettiğini, kamerayla görüntülerinin çekildiğini, aynı şekilde tehdit edildiğini ve gönderilmek üzere kendisine bu defa iki adet mektup ve mektupların gönderileceği adreslerin verildiğini, bu mektupları da mecburen göndermek zorunda kaldığını ifade etmiştir. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma neticesinde başvurucu hakkında var olan veya varsayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanmak suretiyle yağmaya teşebbüs suçundan 11/3/2013 tarihinde iddianame tanzim edilmiştir. Başvurucunun soruşturma safhasındaki ifadesinde yer alan kendisine mektupları verdiğini iddia ettiği kimliği belirsiz kişiler hakkında ise nitelikli cinsel saldırı, birden fazla kişi ile birlikte cebir tehdit veya hile kullanarak cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 11/3/2013 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ilgili kısmı şöyledir: "... aldırılan doktor raporunda fiili livata düşünüldüğüne dair rapor verildiği görülmüştür.Bahsedilen iddiaya konu aracın belirtilen tarihlerde ilgili köyde görülüp görülmediğine dair Kızılelma Jandarma Karakol Komutanlığına yazı yazılmış, yapılan araştırmada benzer herhangi bir araca rastlanılmadığının belirtildiği görülmüştür. Her ne kadar müştekinin raporunda fiili livata bulgularının olduğu belirtilmiş ise de, müştekinin anlatımlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, böyle bir savunmanın üzerine atılı suçun tespit edilmesinden sonra yapılmış olması dikkate alınarak suçtan kurtulmaya yönelik ifadeler olduğu, müştekinin belirtilen eylemin mağduru olduğuna dair soruşturmayı devam ettirecek herhangi bir delil olmadığı anlaşılmakla;Açıklanan nedenlerle kimliği belirsiz şüpheliler hakkında atılı suçtan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ..." Başvurucu, Bartın Ağır Ceza Mahkemesindeki (Mahkeme) yargılamada yaptığı savunmalarda da soruşturma aşamasında verdiği ifadeleri tekrar etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde başvurucunun katılan T.G.ye ve mağdur K.G.ye karşı var olan veya varsayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanmak suretiyle yağmaya teşebbüs suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı 2 yıl 9 ay 10 gün ve2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 19/12/2013 tarihinde karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:" sanık [H.B.nin] 01/02/2013 tarihinde Bartın merkez postanesi aracılığı ile katılan [T.G.ye] hitaben mektup gönderdiği, sanığın bahse konu mektubun içeriğinde DHKPC örgütü adına Bartın'da görev yaptığı, örgüt tarafından kendisine 16 kişilik liste verildiği ve bu listenin sırasında yer aldığını, kendisine 200 bin TL fatura kesildiğini, bu parayı ödemediği takdirde kendisine ve ailesine zarar verileceğini belirttiği, gönderilen bu mektubun içeriğine ilişkin olarak suç duyurusunda bulunması üzerine yapılan araştırmalar neticesinde sanık [H.B.nin] Bartın merkez postanesinden 26/2/2013 tarihli bir mektupla aynı parayı %50 arttırdığından bahisle katılan [T.G.den] talep ettiğinin tespit edildiği, yine postaneden mağdur [K.G.nin] alıcısı olduğu ve DHKPC örgütüyle bağlantısı bulunduğu belirtilen bir mektup gönderildiği, bahse konu iş bu mektubun da içeriği incelendiğinde sanığın DHKPC terör örgütü adına mağdur [K.G.den] 000 TL para talep ettiği, bu parayı ödememesi durumunda kendisine ve ailesine işyerlerine zarar vereceğini belirttiği, sanığın varsayılan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanmak suretiyle katılan ve mağdurdan bir miktar talep edildiği, katılan [T.G.nin] istenen parayı vermeyerek kolluğa durumu bildirdiği ve olayın bu şekilde gerçekleştiği mahkememizce kabul edilmiştir.Her ne kadar sanık savunmasında, müştekilere mektup gönderdiğini kabul etmekle beraber, bu mektupları başkalarının tehditleri ve şantajı neticesinde gönderdiğini, mektuplar neticesinde kendisinde menfaat temin etme amacının olmadığını belirterek atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; sanığın savunmasında belirttiği şekilde tehdit edilerek atılı suça azmettiren şahıslar hakkında herhangi bir somut delil sunamadığı ve bu kişilerin de tespitlerinin yapılamaması nedeniyle sanığın bu yöndeki savunmasının soyut olduğu anlaşılmakla, sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik soyut iddiadan ibaret savunmasına itibar edilmeyerek, üzerine atılı var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanmak suretiyle yağma suçunu işlediği vicdani kanaatine mahkememizce ulaşılmış; ancak sanığın doğrudan doğruya icra hareketlerine başladığı iş bu eyleminin, elinde olmayan nedenlerle tamamlanamadığı, yine sanığın mağdur [K.G.ye] yönelik var olan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanmak suretiyle para talebinde bulunduğu mektubu Bartın merkez postanesine verdiği, iş bu suçun icra hareketlerine başlamakla birlikte, kolluk tarafından mektubun mağdura ulaşmadan ele geçirmesi nedeniyle sanığın eylemini elinde olmayan nedenlerle tamamlayamadığı, iş bu suçun da teşebbüs aşamasında kaldığı mahkememizce kabul edilmiştir.Her ne kadar sanık müdafisi aşamalardaki savunmalarında, sanığın başkasının tehditi ile atılı suçu işlediğini, bu suçu işlemesine neden olanların sanığa tecavüzde bulunarak görüntülü kayıt altına aldıkları, bu kayıtları yayma tehdidi ile sanığın bu mektupları göndermek zorunda kaldığını, hatta tecavüz iddialarına ilişkin olarak, sanıkta fiili livata bulgusu olduğuna dair doktor raporunun da dosyada bulunduğunu; ayrıca kolluk kuvvetleri tarafından mektupta belirtilen yere saklanan para poşetini de almaya gitmediği için olayda menfaat temin etme amacının olmadığını belirterek sanığın beraatine karar verilmesini, yahut TCK'nun maddesinde düzenlenen korkutma ve tehdit ile suç işlemesine ilişkin hükmün uygulanmasını talep etmiş ise de; sanığın maruz kaldığı tehdit, cebir, şiddet ve fiili livata eylemlerine uğramasını müteakip kolluk kuvvetlerine herhangi bir suç ihbarında bulunmadığı, iddia olunan eylemler neticesinde faillerin araştırılması ve kendi güvenliğinin temini için herhangi bir girişiminin bulunmaması hususları ile davaya konu ve emanette bulunan mektupları kendi rızası ve iradesi ile göndermesi hususu birlikte değerlendiriliğinde; yine sanığın bizzat vermiş olduğu kolluk ifadesinde PTT binası dışında başka birisinin gönderilmek üzere mektupları kendisine verdiğini ve yardım amacıyla bu mektupları postaladığını belirtmesi karşısında; sanığın ve sanık müdafisinin çelişkileri giderilemeyen ve maddi delillerle desteklenemeyen savunmalarına itibar edilememiştir.Her ne kadar sanık [H.B.] hakkında katılan [T.G.ye] yönelik gerçekleştirmiş olduğu eylemler nedeniyle "iki kez" nitelikli yağma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın 01/02/2013 ve 26/02/2013 tarihli katılan [T.G.ye] göndermiş olduğu her iki mektubunda da ilk talep edilen paranın ödenmesi konusunda tehdit eylemlerini sürdürdüğü, yani sanığın ikinci mektubu göndermesindeki amacının da ilk mektupta belirtilen hususların yerine getirilmesi olduğu; bu nedenle katılana karşı kül halinde tek bir nitelikli yağmaya teşebbüs suçunun oluştuğu anlaşıldığından, sanık [H.B.nin] katılan [T.G.ye] ve mağdur [K.G.ye] yönelik gerçekleştirmiş olduğu var olan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanmak suretiyle yağmaya teşebbüs suçundan eylemlerine uyan TCK'nun 149/1-f ve 35 maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş..." Başvurucu müdafii 19/12/2013 tarihinde, kararı temyiz ettiğine dair süre tutum dilekçesi vermiş ve ayrıntılı temyiz nedenlerini içeren dilekçesini mahkeme kararının gerekçesi tebliğ edildikten sonra vereceğini bildirmiştir. Gerekçeli karar başvurucu müdafiine 21/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu müdafii ayrıntılı temyiz sebeplerini içeren dilekçesi ile dilekçede bahsi geçen CD ve gazete kupürlerini Mahkemeye teslim etmiştir. 27/3/2014 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde özetle sözde örgüt üyesi kişilerin başvurucu üzerinde karşı koyamayacağı ve sakınamayacağı ağır bir korku hâli oluşturduklarını ve bu nedenle iddianameye konu eylemin gerçekleştirildiğini, buna dair dosya içindeki en güçlü delilin daha önceki savunmalarda da belirtildiği üzere başvurucunun tecavüze uğraması ve buna dair fiilî livatayı gösterir raporlar olduğunu, savunmalarını haklı çıkaran en önemli delilin yerel mahkemece kovuşturma tamamlandıktan sonra ortaya çıktığını, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararından sonra, başvurucunun uğradığı tecavüzün görüntülerini içeren bir CD ile altı çizili harfler birleştirildiğinde "bitti sanma" şeklinde başlayan tehdit içerikli yazılı bir metin ortaya çıkan şifreli gazete kupürünün başvurucunun arabasının camına asılı şekilde bulduğunu, yerel mahkemede yargılama sonlandırıldığı için Mahkemece bu görüntüler değerlendirilmeden karar verildiğini, kararın bozulmasıyla yerel mahkemece bu delilin incelenmesine imkân tanınması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde 27/3/2018 tarihli kararla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık [H.B.] savunmasının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak onanmasına ..." Başvurucunun bireysel başvuru dilekçesinde belirttiği 27/3/2014 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi ve ekinde yer alan CD ile gazete kupürü, elindeki delilleri kopya almadan tamamıyla Mahkemeye sunduğunu belirtmiş olması nedeniyle Mahkemeden istenerek temin edilmiş ve dosya içine konulmuştur. Başvurucu, hakkında çıkarılan yakalama kararının infazı neticesinde ceza infaz kurumuna alındığı 4/6/2018 tarihinde nihai kararı öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 3/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.