1. Hukuk Dairesi 2005/12651 E. , 2005/13980 K. MAHKEMESİ : Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 24/05/2005 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı, davalı adına tespit ve tescil edilen 121 ada 2 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve zilyetlikle iktisap edilemeyecek yerlerden olduğunu ileri sürüp; tapu iptali ve Hazine adına tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, çekişmeli taşınmazın babasından intikal ettiğini,babası adına…
**1. Hukuk Dairesi 2005/12651 E. , 2005/13980 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 24/05/2005 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacı, davalı adına tespit ve tescil edilen 121 ada 2 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve zilyetlikle iktisap edilemeyecek yerlerden olduğunu ileri sürüp; tapu iptali ve Hazine adına tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, çekişmeli taşınmazın babasından intikal ettiğini,babası adına tapu ve vergi kaydı bulunduğunu belirtip; davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın sonradan ihya edilmeye çalışılan kayalık, taşlık vasfında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, imar ve ihya ile kazanılamayacağı ve özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı Hazine çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık kayalık nitelikteki yer olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.Gerçekten de yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarının iddiayı doğruladığı anlaşılmaktadır. Ne varki; davalı taşınmazın babasından intikal ettiğini savunmuş ve 10.5.1956 tarih 21 nolu tapu kaydına dayanmıştır.Savunmanın doğrulanması halinde tapu kaydına değer verilmek suretiyle çekişmenin çözümleneceği kuşkusuzdur. Ancak, mahkemece savunma dayanağı tapu kaydının çekişmeli yere uygulanması yeterli değildir. Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur.Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi,gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip,doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması,doğru esasa dayanmıyorsa,ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi,ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi,böylece yanların dayandığı,usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan,dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi;gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması,komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir.Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur. Somut olaya gelince; 123 ada 9 parsele ilişkin kadastro tespit tutanaklarının ve dayanak belgelerinin getirtilmesi, dayanak tapunun başka parsele revizyon görüp görmediğinin araştırılması, yukarıda değinilen ilkeler gözetilmek suretiyle soruşturmanın tamamlanarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.