Başvuru; eczane açma talebinin muvazaa bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin kişilik haklarına saldırı oluşturması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; eczane açma talebinin muvazaa bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin kişilik haklarına saldırı oluşturması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucunun İzmir'in Karşıyaka ilçesinde eczane açma talebiyle yaptığı başvuruda Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından eczane açma talebinin muvazaalı olduğuna karar verilmiş ve akabinde başvuru dosyası İzmir İl Sağlık Müdürlüğünce işlemden kaldırılmıştır. Kararın tebliğ edilmesi üzerine başvurucu, anılan işlemin iptal edilmesi talebiyle 6/7/2011 tarihinde İzmir İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Yetkisizlik kararı üzerine dava dosyasının gönderildiği Ankara İdare Mahkemesinin 30/4/2013 tarihli kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; muvazaanın bulunduğuna ilişkin iddiaların muvazaayı destekleyen bilgi ve belgelerle kanıtlanamadığı, başvurucunun konuyla ilgili olarak verdiği cevapların yeterli olduğu belirtilmiştir. Ayrıca mevzuat gereğince, açılan eczanenin denetimlerinin sıklıkla ve titizlikle yapılacağının ve eczacının yıl içinde görevi başında bulunmadığının üç kez tutanakla tespit edilmesi ya da muvazaaya ilişkin ispatlayıcı başka belgelerin bulunması durumunda ruhsatın iptal edilebileceğinin düzenlendiği de belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay Onbeşinci Dairesinin 27/5/2015 tarihli kararıyla onanmıştır. İdarenin karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin 26/2/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, eczane açma talebinin hukuka aykırı şekilde işlemden kaldırıldığının Mahkemece tespit edildiğini, bu süreçte maddi ve manevi anlamda zarara uğradığını belirterek 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat talebiyle 27/4/2016 tarihinde tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; 1976 yılında eczacılık fakültesinden mezun olduğunu, daha önce çeşitli yerlerde eczane açtığını ve işlettiğini, sahip olduğu tecrübeye dayanarak çalışma şevkiyle eczane açma girişiminde bulunduğunu ancak muvazaa nedeniyle bu girişiminin haksız şekilde engellendiğini belirtmiştir. Eczacılık mesleğini icra ettiği yirmi üç yıl boyunca herhangi bir müeyyideyle karşılaşmadığını, onuruyla meslek hayatını sürdürdüğünü ancak muvazaalı işlemin tarafı olduğu izlenimi verecek şekilde hakkında tasarrufta bulunulması nedeniyle manevi anlamda eziklik hissettiğini, onurunun kırıldığını ve hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla tespit edilen işlem nedeniyle gelirden mahrum kaldığını ileri sürmüştür. Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan savunma dilekçesinde ise başvurucunun zarara uğradığını ileri sürdüğü işlem nedeniyle tazminat ödenmesini gerektiren bir durumun bulunmadığı iddia edilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 12/10/2017 tarihli kararıyla manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ve başvurucuya 000 TL ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat ile maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi sunamaması nedeniyle ilgililerin üzüntü ve sıkıntı duymalarının manevi zararın varlığının kabul edilmesi ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli olduğu, başvurucunun muvazaalı işlem yaptığı sonucunu doğuran idari işlemler nedeniyle davalı idarenin olayda hizmet kusurunun olduğu, başvurucunun duyduğu acı ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca iptal edilen işlem nedeniyle eczacılık ruhsatının yalnızca başvurucunun belirttiği adres için düzenlenebileceği, anılan adreste başka bir eczanenin faaliyete geçmesi nedeniyle bu anlamda fiilî imkânsızlık oluştuğu, başka bir adreste eczane açabileceği başvurucuya bildirilmesine rağmen başvurucunun bu yönde bir talepte bulunmadığı, dolayısıyla idari işlemden kaynaklanan maddi bir zarar oluşmadığı, tazminini gerektiren somut verilerin bulunmaması, kâr kaybı ihtimalinin gerçek ve kanıtlanmış bir zarar olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle maddi tazminat talebinin reddedildiği ifade edilmiştir. Söz konusu karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin 29/3/2018 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde; somut olayda başvurucuya kasten zarar verme amacıyla tesis edilmiş ya da ağır hizmet kusuruyla sakat bir işlemin bulunduğuna ilişkin hukuken geçerli, objektif bilgi ve belgelerin olmadığı ve idarelerin hukuka aykırı bulunan her işlem için ilgililere manevi tazminat ödemekle yükümlü kılınamayacağı belirtilmiştir. Başvurucunun temyiz talebi Danıştay Onuncu Dairesinin 17/4/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 14/7/2019 tarihinde öğrendikten sonra 8/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.