Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/2053 E. , 2024/6294 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2053 Karar No : 2024/6294 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ: Av. ... 2-(DAVACI) ... Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/2053 E. , 2024/6294 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2053 Karar No : 2024/6294 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ: Av. ... 2-(DAVACI) ... Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU:... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiği yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak sözü edilen faturalara dayalı indirimleri reddedilmek ve 2016 yılından devir gelen indirilebilecek vergi tutarının bulunmadığı da gözetilerek yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2017 yılının Şubat, Mart, Nisan, Haziran ila Ekim ve Aralık dönemleri için re'sen salınan katma değer vergisi ile Şubat ve Mart dönemleri için tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat, diğer dönemler için ise tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen üç kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının faturalarını kayıtlarına aldığı ... Plastik Ambalaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... Dayanıklı Tüketim Malları İnşaat İthalat İhracat Yatırım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkındaki tespitlerden, düzenledikleri faturaların gerçeği yansıtmadığı sonucuna varılamayacağı, ... hakkındaki tespitlerden ise düzenlediği faturaların gerçeği yansıtmadığı sonucuna varıldığı, davacı adına 2016 yılına ilişkin yapılan katma değer vergisi tarhiyatı Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kaldırıldığından, tarhiyatın, 2016 yılından devir gelen indirilecek vergi tutarından kaynaklanan kısmında hukuka uygunluk görülmediği, kesilen özel usulsüzlük cezasının hukuka uygun düşmediği, vergi ziyaı cezasının 2016 yılında kesinleşen vergi ziyaı cezası esas alınarak artırılabileceği ancak 213 sayılı Kanun'un 339. maddesinde 7338 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, tekerrür hükümleri uyarınca artırılacak tutarın, tekerrüre esas alınan cezadan fazla olamayacağı kurala bağlandığından, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri gereğince artırılan kısmının tekerrür uygulamasına esas alınan ceza tutarına isabet eden kısmında hukuka aykırılık görülmediği, bu tutarı aşan kısmının ise hukuka aykırı düştüğü gerekçesiyle üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile vergi ziyaı cezalarının her bir dönem için tekerrürden kaynaklanan kısmı azaltılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının; üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin, sahte fatura kullanımından, vergi ziyaı cezasının ise tekerrürden kaynaklanan kısmı ile özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf başvuruları, sözü edilen hüküm fıkralarının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Dava konusu tarhiyatın devirden kaynaklanan kısmı yönünden bağlı olduğu 2016 yılına ilişkin katma değer vergisi tarhiyatının ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile kaldırıldığı, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu aşamasında davalı idareye verilen 23/06/2023 kayıt tarihli dilekçe ile söz konusu tarhiyata ilişkin vergi ve cezalar için 7326 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanılarak davadan vazgeçildiğinin görüldüğü buna göre 2016 yılından sonraki yıla devreden indirilebilecek katma değer vergisinin bulunmadığından bahisle yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı idare istinaf istemi kısmen kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararının değinilen hüküm fıkrası kaldırıldıktan sonra tarhiyatın; 2016 yılından devir gelen indirilebilecek katma değer vergisinden kaynaklanan kısmı yönünden dava reddedilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuk aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. Davacı tarafından, ilgili dönemde sahte fatura kullandığında ilişkin iddiaların eksik incelemeye dayandığı, emtianın gerçekten alındığının idarece kabul edildiği, haksız ve hukuka aykırı tarhiyatın kaldırılması gerektiği ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 23. maddesinin (a) bendine 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle "Danıştay'ın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır." hükmü eklenmiş olup yapılan bu düzenleme ile Danıştay'ın temyiz mercii olarak görevi hukuka uygunluk denetimi ile sınırlandırılarak yeniden vaka incelemesi yapamayacağı kurala bağlanmıştır. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkün olup dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri yukarıda sözü edilen yasal düzenleme uyarınca hukuki denetimle sınırlı olarak incelenen kararın, üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin sahte fatura kullanımından, vergi ziyaı cezasının ise tekerrürden kaynaklanan kısmı ile özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkralarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Dava konusu tarhiyatın devirden kaynaklanan kısmı yönünden bağlı olduğu 2016 yılına ilişkin katma değer vergisi tarhiyatının kaldırıldığı ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf isteminin karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek sonuçlandırıldığı ... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı Danıştay Üçüncü Dairesinin 01/04/2023 tarih ve E:2023/10158, K:2024/1773 sayılı kararıyla bozulduğundan ve söz konusu bozma kararı tarhiyatın 2016 yılından devir gelen indirilecek vergi tutarı bakımından bağlı kısmını etkileyeceğinden Vergi Dava Dairesi kararının değinilen hüküm fıkrasının sözü edilen bozma kararı üzerine verilecek karar sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idare temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; tarhiyatın, ... Plastik Ambalaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... Dayanıklı Tüketim Malları İnşaat İthalat İhracat Yatırım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınan faturalardan kaynaklanan kısmı ile özel usulsüzlük cezası ve vergi ziyaı cezalarının her bir dönem için tekerrürden kaynaklanan kısmının azaltılmasına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Davacı temyiz isteminin kısmen reddine, 4. Kararın; tarhiyatın,...'tan alınan faturalardan kaynaklanan kısmı ile vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri gereğince ...TL artırılan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 5. Davacı temyiz isteminin kısmen kabulüne, 6. Kararın; tarhiyatın, 2016 yılından devir gelen indirilecek vergi tutarından kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 7. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına, 28/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY: Bakılmakta olan dava, sahte fatura kullanma fiili sebebiyle yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılmış; verilen karara yönelik istinaf başvurularının sahte fatura kullanımından kaynaklanan kısmına ilişkin hüküm fıkrası yönünden reddi üzerine taraflar bu kez temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz başvurusu, çoğunluk görüşüyle, kararın “hukuki denetimle sınırlı” olarak incelenmesi sonucunda bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek reddedilmiş ve kararın sahte fatura kullanımından kaynaklanan hüküm fıkrasının onanmasına karar verilmiştir. Temyiz mercilerinin esas rolü; ülke genelinde, hukukun uygulanmasında içtihat birliğinin sağlanmasıdır. Bu bakımdan Danıştay’ın temyiz mercii olarak görevi, kural olarak, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır. Başka bir anlatımla, temyiz denetiminde, olaya uygulanacak hukuk kuralının; doğru belirlenip belirlenmediğine, doğru yorumlanıp yorumlanmadığına ve aynı zamanda doğru olarak uygulanıp uygulanmadığına bakılır; uyuşmazlığın maddi yönüyle ilgilenilmez. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinin (a) fıkrasına, 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanunun 6. maddesiyle eklenen cümle bu durumu kurala bağlamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında vurgulandığı gibi, “kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlayan” gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının unsurlarından biridir. Gerekçeli karar hakkı; sadece “tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri” için değil, aynı zamanda, “demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması” için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34). Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda gerekçelerinin ayrıntılı olmaması bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamaktadır. Kanun yolu incelemesi yapan merciinin yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 01/12/2013 § 57). Ancak çoğunluk görüşünde, Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine atıfla "hukuki denetimle sınırlı inceleme" sonucunda karar verildiği belirtilmekle yetinilmiştir. Hâlbuki, incelenen hukuki yönün açıklığa kavuşturulması, gerekçelendirilmesi gerekir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde yer alan "Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder." kuralıyla vergi ziyaı tanımlanmış; ayrıca, maddede, vergi mükellef veya sorumlusunun vergi ziyaına neden olabilecek kimi yasaya aykırı halleri sayılmıştır. Kanun’un Vergi Ziyaı Cezası başlıklı 344. maddenin ikinci fıkrasında ise, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat olarak uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 359. maddede de, defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar kaçakçılık fiillerini işlemiş olacakları belirtilmiş; ayrıca, sahte belge, “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge”; muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ise, “gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” olarak tanımlanmıştır. Bu halde, 359. maddede sayılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma eylemleri ile vergi ziyaı ortaya çıkmışsa, vergi ziyaı cezası üç kat olarak kesilecektir. Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin 2. fıkrasının (4) numaralı bendine göre de, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması re’sen tarh sebebidir. Sözü edilen kurallara göre, sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlenmesi ve kullanılması re'sen takdiri gerektiren sebep olup bu hallerin varlığında, re'sen verginin tarh edileceği ve tarh edilen bu vergiye bağlı olarak da vergi ziyaı cezası kesileceği hususu belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir niteliktedir. Sahte belgenin ne olduğunu (olayda sahte fatura) tanımlayan 359. madde, bakılmakta olan davada uygulanacak yasa kuralıdır. Diğer deyişle olayda, 359’uncu maddenin yorumu ve maddi olaya uygulanması söz konusudur. Vergi usuldeki sahte fatura, gerçekte şeklen mevzuatın öngördüğüne uygundur. Ancak, bu tür fatura ile yapılan işlem, hukuk normunda nitelenen sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcıdır. Normun nitelemesi ise hukukidir. Tıpkı, ceza hukukunda gerçekleşen maddi bir olayın suç olarak nitelendirilmesi gibi. Sahte fatura olayında da, mahkemelerin yaptıkları saptamaya göre gerçek olan işlemlerin suç, yani sahte fatura düzenleme ve/veya kullanma eylemleri oluşturup oluşturmadığının nitelendirilmesi söz konusudur. Bu ise, hukuki bir nitelemedir. Esasen, hukuk kuralı (norm) ölçü alınarak yapılacak her türlü niteleme, hukukidir. Temyiz mercii, 359. maddenin içeriğine göre, idareyi belgenin sahte olduğu sonucuna ulaştıran tespitlerin mahkeme hükmündeki hukuki nitelendirilmesinin denetimini yapar. Nitekim Danıştay’ın diğer vergi daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu, sahte fatura veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı faturalardan kaynaklanan tüm uyuşmazlık türlerinde verilen kararların temyiz incelemesini, uyuşmazlığın maddi/hukuki yönü gibi bir ayrıma girmeksizin yapmaktadır. Temyizde, mahkemece, bu tür belge düzenleme ve kullanma fiillerinin işlendiğine dair vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporda yer alan tespitlerin incelenip değerlendirilerek, davada uygulanacak hukuk kuralına göre, yaptığı hukuki nitelendirmenin hukuka uygun olup olmadığı incelemesi yapılarak sonuca varılmaktadır. Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine 6723 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 23/07/2016 tarihinden sonra da temyiz denetimini bu usulle sürdürmektedir. Bu bağlamda, Daire tarafından, sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı fatura düzenlemek suretiyle elde edilen komisyon gelirinin kayıt ve beyan dışı bırakılması ve bu tür faturaların katma değer vergisi uygulamasında indirime konu edilmesi ile yine bu nitelikteki faturaların maliyet unsuru olarak kayıtlara yansıtılmasından kaynaklanan cezalı tarhiyata yönelik uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesinin; hem kendi içinde sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ile bağlantılı diğer tüm uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz inceleme yönteminden hem de Danıştay'ın diğer vergi daireleri ve Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun bu alandaki temyiz inceleme yönteminden farklılaştırılarak sonuçlandırılması usulüne, adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı da gözetilerek, katılınmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyize konu kararın, uyuşmazlık konusu dönemde davacıya fatura düzenleyen mükellefler hakkındaki vergi tekniği raporunda yer alan tespitlerin uygulanacak kural kapsamında hukuki nitelendirmesinin hukuka uygun olup olmadığının denetiminde, söz konusu bu tespitler ile temyizde ileri sürülen iddialar incelenerek karar verilmesi gerektiği gerektiği görüşüyle kararın sahte fatura kullanımından kaynaklanan kısmına katılmıyoruz.