Başvuru, 3. 600 olan emeklilik ek göstergesinin 3. 000 olarak düzeltilmesi neticesinde emekli aylığının azaltılması ve geriye yönelik olarak fazladan ödendiği belirtilen emekli aylıklarının ve ikramiyesinin iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, 600 olan emeklilik ek göstergesinin 000 olarak düzeltilmesi neticesinde emekli aylığının azaltılması ve geriye yönelik olarak fazladan ödendiği belirtilen emekli aylıklarının ve ikramiyesinin iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 8/8/1974 tarihinde Tütün, Tütün Mamülleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünde memur olarak çalışmaya başlamıştır. Sırasıyla memur, amir, şef, müdür yardımcısı ve müdür olarak çalıştıktan sonra 6/6/2003 tarihinde Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.ye genel müdür yardımcısı olarak atanmış ve 16/6/2003 tarihinde görevine başlamıştır. Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.nin özelleştirme kapsamında sona erdirilmesi nedeniyle başvurucu Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü İstanbul Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğüne araştırmacı olarak naklen atanmış ve 8/2/2011 tarihinde görevine başlamıştır. Başvurucu, bu görevde çalışmaktayken 16/2/2015 tarihinde emekliliğini talep etmiştir. Kendi isteğiyle 15/3/2015 tarihinde emekli olan başvurucuya 40 yıl 6 aylık hizmetine karşılık 600 ek gösterge esas alınmak üzere ikramiye ödenmiş ve emekli maaşı bağlanmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 26/11/2015 tarihli yazıyla ek göstergenin 000 olarak düzeltildiğini ve geçmişe yönelik fazladan ödenen ikramiye farkı olarak 968,61 TL ile (15/3/2015 ile 31/12/205 tarihleri arasında) fazladan ödenen aylık farkı olarak 597,55 TL borç çıkarıldığını başvurucuya bildirmiştir. Ek göstergenin değiştirilmesine gerekçe olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ihdas edilen genel müdür yardımcısı kadrosunun 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ile 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname'de (399 sayılı KHK) yer almamasıyla birlikte söz konusu kadronun ihdası ile ilgili tereddütlerin giderilmemesi gösterilmemiştir. Başvurucu 28/12/2015 tarihinde işlemin iptali istemiyle dava açmıştır. Dilekçesinde çalışma hayatı boyunca emekli keseneği ile kurum karşılıklarının 600 ek gösterge üzerinden düzenli olarak gönderildiğini belirtmiştir. En son görevi olan araştırmacılık sırasında da genel müdür yardımcılarına uygulanan 600 ek gösterge üzerinden emekli kesenek ve kurum karşılıklarının gönderildiğini ifade etmiş, bu sebeple emekli aylık ve ikramiye hesabının 600 ek gösterge üzerinden yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu sebeple dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ve emsal mahkeme kararlarına yer vermiştir. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 22/12/2016 tarihinde dava konusu işlemi iptal etmiştir. Karar tek hâkimli olarak verilmiştir. Kararda aylıklarını personel kanunlarına göre almayan iştirakçilerin emekli kesenek ve karşılık tutarlarının hesaplanmasında dikkate alınacak ek gösterge rakamının belirlenmesinde ilgililerin ifa ettikleri görevleri itibarıyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan veya derecesi için belirlenmiş ek gösterge rakamlarının uygulanması, daha sonra atanılan görevin ek göstergesinin daha düşük olması hâlinde ise yüksek ek göstergenin geçerli olduğu ve aradaki farkın aylıklardan kesilmek suretiyle karşılanması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun 657 sayılı Kanun'un özlük hükümlerine tabi memur statüsünde görev yaptığı ve bu nedenle aylıklarını personel kanunlarına göre almayan iştirakçiler kapsamında bulunduğunun açık olduğu ifade edilmiştir. Davalı SGK, karara karşı 6/2/2017 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire) 4/5/2017 tarihinde istinaf talebini kabul etmiş ve mahkeme kararını kaldırmıştır. Kararda dava konusu işlemin ileriye yönelik olmak üzere sonuç doğuran bir işlem olup belirli bir miktar alacağın tazmini istemine yönelik olmadığı belirtilmiştir. Kısa bir döneme ilişkin belirli bir miktar alacağın tazmini istemine yönelik olmayan ve emekli aylığının hesaplanmasına esas alınacak ek gösterge rakamının tespitine ilişkin bulunan bu davanın Mahkeme heyeti tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği ifade edilmiştir. Mahkeme 16/6/2017 tarihinde bozma kararına uymuş ve heyet hâlinde vermiş olduğu karar ile dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararda 22/12/2016 tarihinde verilen kararda yer alan gerekçe tekrar edilmiştir. SGK, karara karşı 24/7/2017 tarihinde istinaf yoluna başvurmuştur. Daire 1/6/2018 tarihinde mahkeme kararını kaldırmış ve davayı kesin olarak reddetmiştir. Kararda Özelleştirme İdaresi tarafından ihdas edilen Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.ye genel müdür yardımcısı olarak atanan başvurucunun atanmış olduğu genel müdür yardımcısı pozisyonunun kapsam dışı statüde bir pozisyon olduğu belirtilmiştir. Söz konusu kadronun 13/12/1980 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (190 sayılı KHK) uyarınca ihdas edilmemesi nedeniyle 190 sayılı KHK'da genel müdür yardımcıları için belirlenen 600 ek göstergeden yararlandırılmasına olanak bulunmadığı ifade edilmiştir. Nihai karar başvurucuya 3/8/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 31/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 5434 sayılı Kanun'un ek maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Personel Kanunları deyiminden, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve bunların ek ve tadillerini, bu kanunlara tabi olmayan kamu personelinin aylık ve sair özlük haklarını düzenlemek üzere çıkarılacak kanunları anlaşılır." 5434 sayılı Kanun'un ek maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Aylıklarını personel kanunlarına göre almayan iştirakçilere, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapan genel müdürler için belirlenen ek gösterge rakamını geçmemek üzere, ifa ettikleri görevleri itibariyle Devlet Memurları Kanunu'na göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan veya derecesi için belirlenmiş ek göstergeleri uygulanır." 5434 sayılı Kanun'un ek maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Daha önce atanmış ya da seçilmiş oldukları kadro, görev veya aylık almış oldukları dereceler için belirlenmiş olan ek göstergelerden daha düşük ek gösterge ödenmesi gereken veya ek göstergesi olmayan bir kadro, görev veya dereceye atanan ya da seçilenler; daha önceden yararlanmış oldukları ek gösterge rakamı ile halen bulundukları kadro, görev veya dereceye ilişkin ek gösterge rakamı arasındaki farktan kaynaklanan kesenek ve karşılık tutarının tamamının aylıklarından kesilmesi suretiyle emeklilik açısından yüksek olan ek göstergeden yararlanmaya devam ederler." 5434 sayılı Kanun'un ek maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sosyal güvenlik bakımından T. Emekli Sandığına tabi bir görevde bulunmakta iken, özelleştirme programına alınan kuruluşların bu Kanuna göre emeklilik hakkı tanınan kadro ve pozisyonlarına atananlarla, bu kuruluşların özelleştirilmeleri sonucu sermayelerindeki kamu payı % 50’nin altına düşenler ile bunlardan anonim şirkete dönüştürülüp dönüştürülmediğine bakılmaksızın satılan veya devredilenlerde T. Emekli Sandığına tabi olarak çalışan personelden isteyenlerin Sandıkla ilgileri devam eder. Ancak bu kuruluşların sermayelerindeki kamu payının %50’nin altına düştüğü tarihten, anonim şirket statüsünde olmayanların satışı veya devri tarihinden sonra Sandığa tabi olarak geçen süreler için emeklilik ikramiyesi ödenmez." 5434 sayılı Kanun'un mülga maddesi şöyledir:"Her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancak ilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında Danıştayda dava açabilir.Herhangi bir nedenle Sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle düzenlenir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün maddesi kapsamındaki davalara genel olarak uygulanan ilkelerin ve özellikle anılan maddenin mülk edinme beklentisini korumadığı biçimindeki ilkenin sosyal güvenlik ödemeleri ve sosyal yardımlar yönünden de geçerli olduğunu belirtmektedir. AİHM, bu hükmün Sözleşmeci devletlerin herhangi bir sosyal güvenlik planını uygulayıp uygulamayacağının ya da bu planlar çerçevesinde kişilere ne tür menfaatlerin sağlanacağının ve bunların miktarının ne kadar olacağının belirlenmesi hususundaki serbestisine sınırlama getirmediğini vurgulamaktadır. Ancak AİHM'e göre Sözleşmeci devletlerin -ister önceden kişilerin katkı yapma şartına bağlı olsun ister olmasın-sosyal yardım ödemesi yapılmasını öngören yasal bir düzenlemenin bulunması durumunda bu düzenlemenin (1) No.lu Protokol'ün maddesi kapsamına giren mülkiyete ilişkin bir menfaat doğurduğu kabul edilmelidir (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, § 38). AİHM, modern demokratik devletlerde birçok bireyin yaşamlarını sürdürebilmek için hayatlarının tamamı ya da bir bölümünde, sosyal güvenlik ve sosyal yardım ödemelerine bağımlı olduklarını belirtmektedir. AİHM; birçok hukuk sisteminin bu bireylerin belli bir derecede belirlilik ve güvenliğe ihtiyaç duyduklarını kabul ederek onlara birtakım imkânlar sağladığını ve bu çerçevede öngörülen bazı koşulların yerine getirilmesi şartıyla bu bireylere çeşitli ödemeler yapılması yolunda düzenlemelere yer verdiğini hatırlatmaktadır. AİHM'e göre bireylerin iç hukuka göre sosyal yardım alma hakkının bulunduğu durumlarda bu ekonomik menfaatler (1) No.lu Protokol'ün maddesi kapsamına girer (Moskal/Polonya, § 39). AİHM'e göre bir ekonomik menfaatin sonradan ortadan kaldırılması, olayın somut koşulları çerçevesinde tek başına o ekonomik menfaatin -en azından ortadan kaldırıldığı ana kadar- (1) No.lu Protokol'ün maddesi kapsamında mülk olarak görülmesini engellemez. Öte yandan tartışma konusu ekonomik menfaate hak kazanmanın şarta bağlandığı durumlarda koşulun yerine getirilmemesi sonucu kaybedilen şarta bağlı hakkın (1) No.lu Protokol'ün maddesi anlamında mülk olarak değerlendirilmesi mümkün değildir (Moskal/Polonya, § 40). AİHM, sosyal adaletin önemine dikkat çekmekle birlikte bunun kural olarak kamu otoritelerinin -ihmallerinden kaynaklananlar da dâhil olmak üzere- hatalı işlemlerini geri almasına engel teşkil etmeyeceğinin altını çizmektedir. AİHM'e göre aksi karara varılması, haksız zenginleşme yasağına aykırılık oluşturur. Bu durum aynı zamanda sosyal güvenlik sistemine katkı payı ödeyen ve özellikle katkı payı ödedikleri hâlde kanuni koşulları taşımamaları nedeniyle bundan yararlanamayan diğer bireylere haksızlık oluşturur. Son olarak bu, sınırlı kamu kaynaklarının kamu yararına uygun olmayan alanlara harcanması sonucunu doğurur (Moskal/Polonya, § 73).