12. Ceza Dairesi 2013/15010 E. , 2013/23318 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Taksirle yaralama suçlarından şüpheliler ... Öze...Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi yetkilileri, ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/05/2012 tarihli ve 2010/36806 soruşturma, 2012/9945 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/08/2012 tarihli …
**12. Ceza Dairesi 2013/15010 E. , 2013/23318 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Taksirle yaralama suçlarından şüpheliler ... Öze...Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi yetkilileri, ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/05/2012 tarihli ve 2010/36806 soruşturma, 2012/9945 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/08/2012 tarihli ve 2012/2429 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, aynı zamanda otizm rahatsızlığı olan mağdur ...n ...'ın ortodonti tedavisi için başvurduğu ... Öze...Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde tıbbi müdahale için genel anestezi uygulanması akabinde mağdurun bitkisel hayata girmesi nedeniyle soruşturma açılması karşısında, Adlî Tıp Kurumu 3. Adlî Tıp İhtisas Kurulu'nun 12/09/2011 tarihli ve B.03.1.da ATK.0.06.00.03-11.01.02-11/33868-4674 sayılı raporunda "hastanın anestezi öncesi değerlendirilmesinde otizm dışında bir özellik saptanmadığı, bu nedenle anestezi almasına engel durum olmadığı, anestezi fişine göre hastaya kullanılan ilaçların niteliği ve dozları uygun olduğu, hastada yaygın kas rijiditesi, takipne, taşikardi gelişmiş olup, bu duruma doğru müdahale edildiği, hastanın daha sonra takip ve tedavisinin yapıldığı hastanelerde hastanın ateşinin sürekli ve çok yüksek seyretmemesi, CK değerinin <20.000/L oluşu, hiperkarbi ve hiperkaleminin olmayışı, dantrolen uygulanmasına rağmen tablonun değişmemesi, CK ve laktak artışı, metabolik ve özellikle mitokondiyal hastalıkları öncelikle düşündürdüğü, bunun ameliyat öncesi hastanın değerlendirilmesi sırasında saptanamayacağı, öngörülemeyen bir durum olduğu, bu hastaların transportunun tam donanımlı ambulans ile yapılması gerektiği, ancak hastanın sevk edildiği hastanedeki kliniği ve laboratuvar bulguları da birlikte değerlendirildiğinde, özel araçla transportunun durumunu etkilemediği dikkate alındığında tıbbi hataya rastlanmadığının mütalaa edilmesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; müştekilerin beyanları ile hastanın tıbbi öyküsü dikkate alınarak otizm hastalığı bulunan kişinin ortodonti tedavisi için iğne vurulmak suretiyle anestezi almasının yaşam fonksiyonlarına olumsuz yansıdığı açık olduğundan delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu gibi bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü ile kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 10/05/2013 gün ve 94660652-105-33-2991-2013/7694/30517 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2013 gün ve 2013/171278 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: İncelenen dosya içeriğine göre, ... Öze...Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde, şüpheli ...'in diş hekimi, şüpheli ...'ın ise anestezi uzmanı olarak çalıştıkları, şüpheliler ... ve ...'un ise yine diş hekimi olup aynı zamanda hastanenin sahibi oldukları, olay tarihinde, müştekiler Bayram ... ve...'ın, daha önce “çocukluk çağı otizmi” geçirdiği dosya kapsamı, tıbbi belgeler ve bilirkişi mütalaalarından anlaşılan, anne ve babasının beyanlarına göre, daha önce aldığı eğitim ile bu hastalığı iyileşen beş yaşındaki çocukları ...n ...'ın diş tedavisi için hastaneye müracaat ettikleri, ilk tedavisinde radyografık ve ağız içi muayenesi sonrası, sedasyon yöntemiyle altı dolgu ve iki çekim yapılmasına karar verildiği, aksi ispat edilemeyen şüpheli savunmalarına göre, hasta yakınlarına, sedasyon uygulamasının anlatıldığı, hasta yakınlarının düşünmek için izin isteyip daha sonra hastaneyi arayarak tedavi için randevu aldıkları, müştekiler tarafından doldurulan anamnez formunda çocuğun herhangi bir tıbbi probleminin olmadığını, herhangi bir ilaç bağımlılığının bulunmadığını, sadece psikolojik problemlerinin olduğunun beyan edildiği, operasyon günü şüpheli anestezi uzmanı ... tarafından çocuğun muayenesinin yapıldığı, sonucunda çocuğun sedasyonla tedavisinin uygun olduğunu karar verildiği, aynı gün saat 17.00'de sedasyon yöntemi ile planlanan dolgu ve çekimlerin, şüpheli diş hekimi ... tarafından, gerçekleştirildiği, ameliyatın olağan geçtiği, ancak hastanın uyandırılması sırasında mağdurda uyanamama, kasılma gibi problemler oluşması üzerine, mağdurun saat 20.00 sıralarında yoğun bakım ünitesi olan ... Hastanesine kaldırıldığı, daha sonra ileri tetkik ve tedavisi için aynı gün ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine kaldırıldığı, burada yaklaşık bir ay kadar tedavi gördüğü, bu arada mağdurun anne ve babasının şikayeti üzerine şüpheliler hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığı olayda, adli soruşturmaya esas olarak hazırlanan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 12.09.2011 raporuna göre, hastaya 13.09.2010 tarihinde diş sağlığı merkezinde, genel anestezi verildiği, anestezi sırasında yaygın kas rijiditesi. kasılma, takipne, taşikardi geliştiği, sevk edildiği hastanede malign hipetermi ön tanısı ile izlendiği bildirilen mağdurun, anestezi öncesi değerlendirilmesinde otizm dışında bir özellik saptanmadığı, bu nedenle anestezi almasına engel durum olmadığı, anestezi fişine göre hastaya kullanılan ilaçların niteliği ve dozları uygun olduğu, hastada yaygın kas rijiditesi, takipne. taşikardi gelişmiş olup. bu duruma doğru müdahale edildiği, hastanın daha sonra takip ve tedavisinin yapıldığı hastanelerde hastanın ateşinin sürekli ve çok yüksek seyretmemesi, hipertarbi ve hiperkaleminin olmayışı, dantıolen uygulanmasına rağmen tablonun değişmemesi, CK ve laktat artışının, metabolik ve özellikle mitokondiyal hastalıkları öncelikle düşündürdüğü, bunun ameliyat öncesi hastanın değerlendirilmesi sırasında saptanamayacağı, öngörülemeyen bir durum olduğu, bu hastaların transportunun da tam donanımlı ambulansla yapılması gerektiği, ancak hastanın sevk edildiği hastanedeki kliniği ve laboratuvar bulguları da birlikte değerlendirildiğinde; özel araçla transportunun sonucu olumsuz etkilemediği dikkate alındığında, hastaya yönelik tedavide yanlışlık bulunmadığının belirtildiği; idari soruşturma aşamasında da, soruşturmayı yürüten Sağlık Bakanlığı müfettişi tarafından, diş hekimi bilirkişiden, çocuk metabolizma uzmanı bilirkişiden, çocuk ergen psikiyatrisi uzmanı bilirkişiden, ......Üniversitesi Hastanesinde oluşturulan bilirkişi heyetinden, ..... Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde oluşturulan bilirkişi heyetlerinden alınan raporların da aynı mahiyette ve uygulanan teşhis ve tedavi ile anestezi sonrasındaki müdahalelerin tıbba ve fenne uygun olduğu yönünde oldukları anlaşıldığından, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/05/2012 tarihli ve 2010/36806 soruşturma, 2012/9945 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, kanun yararına bozma talebine konu, Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/08/2012 tarihli ve 2012/2429 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik görülmediğinden kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.