T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/953 Esas KARAR NO:2026/176 DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:22/12/2025 KARAR TARİHİ:25/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Tereke sayılı dosyasında davacı murisin tüm terekesini temsil ve idare etmek üzere tereke ida…
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/953 Esas KARAR NO:2026/176 DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:22/12/2025 KARAR TARİHİ:25/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Tereke sayılı dosyasında davacı murisin tüm terekesini temsil ve idare etmek üzere tereke idare memuru olarak atandıklarını, murisin yönetim kurulu üyesi olduğu ... A.Ş. yöneticilerine sigorta şirketi tarafından rücuen tahsil amacıyla .... İcra Dairesinin 2018/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak müteveffanın bu borçlardan sorumluluğunun bulunmadığını beyanla muris ...'in .... İcra Dairesinin 2018/... Esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise; davacının kötüniyetle ve borcunu ödemekten kaçınmak maksadıyla huzurdaki davayı ikame etmiş olduğunu, müteveffanın amme borçlarından şahsen sorumluluğunun bulunmadığı iddiasının hukuken kabulünün mümkün olmadığını, davacının 2012 yılı hesap döneminde imza yetkilisi olduğunu ve takibe konu borçtan sorumlu olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. GEREKÇE: Dava; sigortalısına ödeme yapan sigortacı tarafından rücu amacıyla başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Eldeki davada öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken husus, mahkememizin görevli olup olmadığıdır. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin ve HMK 114/1.madde gereğince dava şartı olduğundan mahkemelerce her aşamada re'sen incelenir. Diğer yandan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 1472. sayılı maddesinde "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü düzenlenmiştir. Her ne kadar davalı sigorta şirketi ise de uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden kaynaklanmayıp yeminli mali müşavirlik hizmeti verilmesi ilişkisinden kaynaklandığından görev hususunun da davacı ile sigortalıya göre belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için ise her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Salt şirket ortağı veya yöneticisi olmak kişiye tacir sıfatını bahşetmeyeceği gibi serbest meslek erbabı olan dava dışı sigortalı da tacir değildir. Böylece uyuşmazlık mutlak veya nispi ticari davadan kaynaklanmadığından uyuşmazlığı çözme görevi genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde olacağından, davanın görev dava şartı yokluğu edeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/16077-21011 E.K. sayılı ilamı ile 2016/861-5018 E.K. sayılı ilamı, İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin 2023/1967 E.-2024/396 K. Sayılı kararı. İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesinin 2021/1680 E.-2024/648 K. sayılı kararı). Görevli olmadığını düşünen mahkemenin görevsizlik kararı ile birlikte ihtiyati tedbiri kaldırması gerektiğinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir (İstanbul BAM 18. Hukuk Dairesinin 2023/202-253 E.K. sayılı kararı). KARAR: Gerekçede açıklandığı üzere; 1-Davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun tespitine, 3-HMK 20. maddesi uyarınca; bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddine dair kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurulması durumunda dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-Mahkememizin 06/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, bu hususta kararın kesinleşmesi beklenmeksizin İcra Dairesine müzekkere yazılmasına, 5-Vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hususların görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2026 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır