Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davalılardan ...A.Ş ... numaralı elektirik tüketim abonesi olduğunu, önceleri davalılardan... A.Ş'den elektrik enerjisi satın aldığını, davalı şirket elektrik tüketim faturalarına kayıp kaçak bedeli sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmetleri bedeli, iletim sistemi kullanım bedeli, dağıtım sistemi kullanım bedeli ve sair adlar altında ek tahsilat bedelleri yansıtmakta ve bu bedelleri elektrik enerjisi tüketim bedeli ile birlikte tahsil ettiğin
davacının tüzel kişi tacir; davalının ise gerçek kişi tacir olduğu, davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine dayalı haciz yolu icra takibi yapıldığı, TTK'nın 19. maddesindeki ticari iş karinesine göre, taraflar arasındaki ilişkinin davalı için de ticari iş sayıldığı, bu maddeye göre, davacı şirketin adi iş alanının bulunmadığı, gerçek kişi tacir olan davalının ise, bu sözleşmenin TTK'nın 19/1, 2. cümleye göre adi iş alanında bulunduğunu iddia etmediği, kaldı ki, TTK'nın 19/2. maddesine göre de davacı şirket için ticari iş niteliğindeki sözleşmenin, diğer taraf için de ticari iş sayıldığı, ayrıca dava konusu uyuşmazlığın tarafların işletmesiyle ilgili ve TTK'da düzenlenen bonodan kaynaklandığı bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesi'nde olduğu, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin, iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisi olduğu, göreve ilişkin düzenlemelerin, kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle, mahkemece re'sen incelenmesinin gerektiği, Gaziosmanpaşa Adliyesi yargı sınırları içerisindeki ticari uyuşmazlıklara bakmakla görevli mahkemenin, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği... " gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiştir. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince; ...".. Dava konusu hukuki ihtilaf yukarıda anlatıldığı üzere haksız haciz nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Dolayısıyla yapılacak yargılamada uyuşmazlığın çözümlenmesi için yapılan haciz işleminin haksız olup olmadığı irdelenecek olup haciz işleminin yapıldığı icra takibinin türünün ve takip konusunun bir önemi bulunmamaktadır. Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görev alanı TTK m.4 ve m.5 hükümlerinde tanımlanmıştır. Davanın ticari dava olarak kabulü ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olması zorunludur. Ayrıca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenleme konusu yapılmış hususlardan doğan hukuk davaları ile TTK m.4/1-b,c,d,e,f bentlerinde belirtilen hukuk davalarının ticari dava sayılacağı düzenleme konusu yapılmıştır.haksız hacize dayalı tazminat davalarında haciz işleminin yapıldığı icra takibinin konusu bono olsa bile görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar vermiştir..." gerekçesi ile görevsizlik kararı vermiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti'nin yetkili ve sahibi olduğunu, davalının müvekkili aleyhine 4.000 TL lik senede istinaden GOP ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numarası ile takip başlattığını, bu takibe istinaden müvekkil şirketin Arnavutköy'deki iş yerinde 15/11/2007 tarihinde haciz işlemi yapıldığını, bu hacizde şirketin 1 Servo 1200 S anfi, 1 Minton 1304 DVD, 4 siyah renkli kolonun muhafaza altına alındığını, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için 03/01/2008 tarihinde GOP 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/3 Esas numarası ile menfi tespit davası açıldığını, mahkemenin 25/11/2009 tarih 2009/499 numaralı kararı ile müvekkilinin borçlu olmadığına karar verdiğini, müvekkilinin haksız yere yapılan takip ve haciz nedeni ile uğradığı zararı davalıya gönderdiği ihtarname ile talep etmiş ise de davalı tarafından müvekkilin zararının karşılanmadığını, haciz sırasında salonun araçlarını sağlayan araçların haczedilip muhafaza altına alındığını, muhafaza altına alınan eşyaların bugüne kadar müvekkiline teslim edilmediğini, bu sebeple müvekkilinin düğün salonu olarak işlettiği yeri bir süre sonra kapatmak zorunda kaldığını, müvekkilinin haksız haciz neticesinde ekonomik anlamda büyük bir sıkıntı yaşadığını, düğün salonunun haciz yapılan tarihten 08/03/2010 tarihine kadar çalışmadığı için aylık ortalama 30.000 TL olan gelirini elde edemediğini, müvekkil şirketin iş yapamadığı gibi iki çalışanına 08/03/2010 tarihine kadar aylık 1.000 TL maaş ödemesi yapmaya devam ettiğini, yine aynı tarihe kadar aylık 1.500 TL kira ödemesi de yaptığını, bu sebeplerle öncelikle adli yardım ve davanın kabulü ile şimdilik 10.000 TL alacağın haczin yapıldığı tarih olan 15/11/2007 tarihinden bugüne kadar işlemiş yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Uyuşmazlık haksız hacizden, diğer bir deyişle haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla haciz işleminin yapıldığı icra takibinin türünün ve takip konusunun bir öneminin bulunmaması karşısında uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.