Başvuru, lojman ihtiyacı nedeniyle kamulaştırılan taşınmazların önceki sahiplerine bedel iade teklifi yapılıp onayları alınmadan özel mülkiyete dönüştürülmek suretiyle amaç dışı kullanımla yüksek kazanç elde edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, lojman ihtiyacı nedeniyle kamulaştırılan taşınmazların önceki sahiplerine bedel iade teklifi yapılıp onayları alınmadan özel mülkiyete dönüştürülmek suretiyle amaç dışı kullanımla yüksek kazanç elde edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 7/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Bakanlığın 9/6/2015 tarihli görüş yazısı 16/6/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 25/6/2015 tarihinde yasal süresi içinde ibraz etmişlerdir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyasında yer aldığı şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların hisseleri bulunan Ankara ili Çankaya ilçesi Dikmen Mahallesi’nde bulunan 65, 66, 67, 68, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 84 ve 85 parsel sayılı taşınmazlar Or-An Sitesi ve Türkiye Emlak Kredi Bankası A.Ş. adına kayıtlı iken TBMM Genel Sekreterliğinin 26/7/1984 tarihli ve 5467 sayılı kararı ile milletvekillerinin konut ihtiyacı sebebiyle kamulaştırılmalarına karar verilmiş ve Maliye Hazinesi adına tescil edilmişlerdir. 1987 yılında başlanan imar düzenlemesi sonucu sayılan parseller birleştirilerek 16743 ada 1 parsel sayılı taşınmaz oluşturulmuş ve TBMM Başkanlığına tahsis edilen 650 m2 yüz ölçümlü taşınmazın üzerine lojman ve sosyal tesis inşa edilmiştir. Bahse konu taşınmaz kamulaştırıldıktan yaklaşık 19 yıl sonra 15/1/2003 tarihinde TBMM Başkanlığı, söz konusu taşınmazın başka bir kamu kuruluşuna devredilmemesi ve özel kişi veya kuruluşlara en uygun sürede satışının yapılması şartı ile tahsis kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Millî Emlak Genel Müdürlüğü ile TBMM arasında 15/1/2003 tarihinde yapılan protokolle taşınmaz, Genel Müdürlüğe devredilmiş ve Genel Müdürlüğün 16/1/2003 tarihli ve 1701 sayılı yazısı ile ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle tapudaki lojman tahsis kararı kaldırılmıştır. 31/7/2003 tarihli ve 4969 sayılı Kanun’un geçici maddesi ile Maliye Bakanlığının; söz konusu taşınmaz malı, üzerindeki muhdesatı ile birlikte 26/5/1927 tarihli ve 1050 sayılı Kanun, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile 21/02/1967 tarihli ve 832 sayılı Sayıştay Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın, mevcut hâliyle ya da kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurdurmak ya da yeni veya ilave inşaat yaptırmak suretiyle, tespit edeceği veya ettireceği rayiç bedel üzerinden peşin veya taksitle, T. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün iştiraki olan Emek İnşaat ve İşletme Anonim Şirketi aracılığıyla satmaya, satış işlemleri ile ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşları nezdinde Hazine adına her türlü işlemi yaptırmaya, satış bedelinin %2'sini geçmemek üzere hizmet karşılığı olarak anılan Şirkete yapılacak ödemeye esas oranı belirlemeye, satış işlemleri ile ilgili her türlü gider, masraf ve hizmet bedeli karşılığını Maliye Bakanlığı bütçesinden bu Şirkete ödemeye yetkili olduğu düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye istinaden başvuruya konu taşınmaz üzerindeki her bir bağımsız bölüm için ayrı ayrı kat irtifakı tesis edilmiş ve bir kısmı Emek İnşaat ve İşletme Anonim Şirketi aracılığıyla satılmıştır. Satılmayan kısımlar ise 13/2/2006 tarihli protokol üzerine Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilmiştir. Bu tarihten sonra başvuru konusu 16743 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, imar uygulaması değişikliğine tabi tutulmuştur. Bu kapsamda yapılan Nazım ve İmar Uygulama İmar Planı ve Plan Notu Değişikliği onaylanmıştır. Başvuru konusu taşınmazdan ifraz edilen taşınmazların bir bölümü ihale usulü ile özel bir firmaya satılmış, bir bölümü üzerinde ise TOKİ tarafından konut inşasına başlanılmıştır. Başvuruculardan Habibe KALENDER ve Zekiye ÖCAL 22/7/2009 tarihli dava dilekçeleriyle idarenin söz konusu parsele yönelik tasarruflarının mülkiyet haklarına zarar verdiğini, devletin ihtiyaç nedeniyle kamulaştırdığı taşınmazı özel mülkiyete konu olacak şekilde ifraz edip satışa arz ederek yüksek kazanç sağladığını, davalı idarenin elde ettiği kazancın hisselerine düşen miktardaki zararlarına eşit olduğunu, bu zararın hesaplanarak sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince kendilerine ödenmesi gerektiğini belirterek fazlaya dair talep hakları saklı kalarak 000 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ayrı ayrı kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir. Başvurucu Or-An Orta Anadolu İnşaat Anonim Şirketinin Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/255 esasında kayıtlı davasıyla, başvurucu Memiş CANTÜRK'ün Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/277 esasında kayıtlı davası hukuki ve fiilî irtibat nedeniyle başvurucular Habibe KALENDER ve Zekiye ÖCAL'ın Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin (Mahkeme) 2009/275 esasında kayıtlı dava dosyasıyla birleştirilmiştir. Mahkemenin 12/4/2011 tarihli ve E.2009/275, K.2011/131 sayılı kararında “…2942 sayılı yasanın 21, 22 ve maddelerinde hangi hallerde kamulaştırmadan vazgeçileceği ve geri alınacağı hükme bağlanmıştır. Anılan madde hükmü için bu maddelerin yeterli olmadığı, somut olaya bu maddelerin uygulanmasının mümkün bulunmadığı görülmüştür. Bu durumda Anayasa’da yer alan mülkiyet hakkına ilişkin hükümlerin ve Anayasa Mahkemesi kararları ile Yargıtay’ın kararlarının ve genel uygulamanın dikkate alınması gerekmektedir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde ve davalı tarafın cevap dilekçesinde belirtildiği üzere, milletvekili lojmanı yapılan ve bu amaçla kamulaştırılan 16743 ada 1 parselin özel mülkiyete dönüştürülmesine ilişkin Yasanın Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, bu maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığı hususunda Anayasa Mahkemesince hüküm kurulmuştur. Bu durumda Anayasa Mahkemesinin kararı gereğince, anılan parselin özel mülkiyete dönüştürülmesinde ve kamulaştırma şerhinin kaldırılmasında yasaya aykırılık yoktur. Davacının, davalının sebepsiz zenginleştiği iddiasını doğrulayan yasa hükmü bulunmadığı gibi, Yüksek Yargıtay kararlarında ve diğer mahkemelerin verdikleri kararlarda, davacının talebini karşılayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki, kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde taşınmazın kamulaştırma tarihindeki şartları ve durumu nazara alınıp bedel tespiti yapılmaktadır. 20 sene kadar önce kamulaştırılan davacılara ait mülkiyet payları o tarihteki şartlar ve emsaller dikkate alınarak değerlendirilip, taşınmazların bedeli davacıya ödenmiştir. Aradan 20 sene kadar geçtikten sonra, kamulaştırılan davaya konu taşınmazın bulunduğu mevkideki arsalar, dolayısıyla davacıların kamulaştırılan payları çok fazla değer kazanmış, dava tarihindeki taşınmaz değerinin dikkate alınarak zarar hesabının yapılması halinde, kamulaştırma tarihindeki şartlar dikkate alınarak bedel tespiti yapılması ilkesine aykırılık söz konusu olacaktır. Davacıların ileri sürdüğü mantık doğrultusunda olaya bakıldığında, kamulaştırma tarihinden sonra, kamulaştırılan yerlerin değerinde herhangi bir sebeple düşme meydana geldiği takdirde, kamulaştırma tarihindeki değer ile değer düşüklüğünden sonra oluşan taşınmaz değeri arasındaki farkın, kamulaştırmayı yapan idare tarafından taşınmazı kamulaştırılan kişilerden talep etmesi gerekir. Bunların yanında, Anayasa Mahkemesinin dava konusu uyuşmazlıkla yasa hükmünün Anayasa’ya aykırı olmadığına dair kararının, Anayasanın 153/son maddesi gereğince tüm yargı organları için bağlayıcı olduğu, bu nedenle de davacının talebinin kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmış, davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle başvurucuların taleplerinin reddine karar vermiştir. Anılan karar, başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/11/2012 tarihli ve E.2012/8981, K.2012/23131 sayılı ilamıyla “… Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir” gerekçesiyle onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talepleri, aynı Dairenin 18/4/2013 tarihli ve E.2013/4478, K.2013/7668 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Nihai karar 28/5/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş olup 7/6/2013 tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı bulunmadığı tespit edilmiştir.B. İlgili Hukuk 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Vazgeçme, iade ve devir” başlıklı maddesi şöyledir:“(Değişik fıkra: 24/04/2001 - 4650/ md.) Kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. (Değişik cümle: 10/09/2014-6552 S.K./ md) Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları, kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. (Değişik cümle: 10/09/2014-6552 S.K./ md) İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi hâlinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz. (Mülga cümle: 10/09/2014-6552 S.K./ md)(Ek fıkra: 10/09/2014-6552 S.K./ md) Bu madde hükümlerine göre taşınmaz malı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23 üncü maddeye göre geri alma hakları da düşer.(Ek fıkra: 10/09/2014-6552 S.K./ md) Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması hâlinde uygulanmaz.Ancak, kamulaştırılan taşınmaz mala kamulaştırmayı yapan idare dışında başka bir idare, kamulaştırma yoluyla gerçekleştirebileceği bir kamu hizmeti amacıyla istekli olduğu takdirde, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmayarak bu Kanunun 30 uncu veya 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 23 üncü maddesine göre işlem yapılır.” 2942 sayılı Kanun’un “Mal sahibinin geri alma hakkı” başlıklı maddesi şöyledir: “Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece; kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını geri alabilir.Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri alma hakkı düşer. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz mal birlikte kamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların durumunun bir bütün oluşturduğu kabul edilerek yukarıdaki fıkralar buna göre uygulanır.(Ek fıkra: 10/09/2014-6552 S.K./ md) Birinci ve ikinci fıkrada belirtilen süreler geçtikten sonra kamulaştırılan taşınmaz malda hakları bulunduğu iddiasıyla eski malikleri veya mirasçıları tarafından idareden herhangi bir sebeple hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamaz ve dava açılamaz.Özel kanunlarda bu maddenin uygulanmayacağına ilişkin hükümler saklıdır. 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanununa dayanılarak yapılan kamulaştırmalarda ve bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda bu madde hükmü uygulanmaz.” 4969 sayılı Kanun’un geçici maddesi şöyledir:“Maliye Bakanı, mülkiyeti Hazineye ait Ankara İli, Çankaya İlçesi, 5 inci Bölge, Dikmen Mahallesinde bulunan 3 pafta, 16743 ada, 1 parsel numaralı taşınmaz malı, üzerindeki muhdesatı ile birlikte 26/05/1927 tarihli ve 1050 sayılı Kanun, 08/09/1983 tarihli ve 2886 sayılı Kanun, 04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanun ve 21/02/1967 tarihli ve 832 sayılı Kanunun vize ve tescile ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın, mevcut haliyle ya da kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurdurmak ya da 04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanuna tabi olmaksızın yeni veya ilave inşaatlar yaptırmak suretiyle, tespit edeceği veya ettireceği rayiç bedel üzerinden peşin veya taksitle, T. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün iştiraki olan Emek İnşaat ve İşletme Anonim Şirketi aracılığıyla satmaya, satış işlemleri ile ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşları nezdinde Hazine adına her türlü işlemi yaptırmaya, satış bedelinin % 2'sini geçmemek üzere hizmet karşılığı olarak anılan şirkete yapılacak ödemeye esas oranı belirlemeye, satış işlemleri ile ilgili her türlü gider, masraf ve hizmet bedeli karşılığını Maliye Bakanlığı bütçesinden bu şirkete ödemeye yetkilidir. Satış bedellerinin tahsil edilen kısımlarından ilgili belediyeye % 2, büyükşehir belediyesine ise % 1 oranında pay verilir. Bu taşınmaz mal ile ilgili olarak (...) * (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 22/07/2008 tarihli ve E. 2008/39, K. 2008/134 sayılı Kararı ile.) , her ölçekteki imar planını yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve resen onaylamaya ve her türlü ruhsatı vermeye Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yetkilidir. Plan hazırlama ve onaylama işlemleri Bayındırlık ve İskan Bakanlığının uygun görülen birimince, ruhsat ve plan uygulama işlemleri ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı il teşkilatınca yerine getirilir. Kesinleşen planlar ilgili belediyelere tebliğ edilir. Bu planların uygulanması zorunludur. Bu maddenin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı, ikinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yetkilidir.” 29/3/2003 tarihli ve 4833 sayılı 2003 Mali Yılı Bütçe Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Maliye Bakanı, mülkiyeti Hazineye ait Ankara İli, Çankaya İlçesi, 5 inci Bölge, Dikmen Mahallesinde bulunan 3 pafta, 16743 ada, 1 parsel numaralı taşınmaz malı, üzerindeki muhdesatı ile birlikte 1927 tarihli ve 1050 sayılı Kanun, 1983 tarihli ve 2886 sayılı Kanun, 2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanun ve 1967 tarihli ve 832 sayılı Kanunun vize ve tescile ilişkin hükümlerine tabi olmaksızın, mevcut haliyle ya da kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurdurmak ya da 2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanuna tabi olmaksızın yeni veya ilave inşaatlar yaptırmak suretiyle, tespit edeceği veya ettireceği rayiç bedel üzerinden peşin veya taksitle, T. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün iştiraki olan Emek İnşaat ve İşletme Anonim Şirketi aracılığıyla satmaya, satış işlemleri ile ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşları nezdinde Hazine adına her türlü işlemi yaptırmaya, satış bedelinin % 2'sini geçmemek üzere hizmet karşılığı olarak anılan şirkete yapılacak ödemeye esas oranı belirlemeye, satış işlemleri ile ilgili her türlü gider, masraf ve hizmet bedeli karşılığını Maliye Bakanlığı bütçesinden bu şirkete ödemeye yetkilidir. Satış bedellerinin tahsil edilen kısımlarından ilgili belediyeye % 2, büyükşehir belediyesine ise % 1 oranında pay verilir.Bu taşınmaz mal ile ilgili olarak imar mevzuatındaki kısıtlamalar ile plan ve parselasyon işlemlerindeki askı, ilan ve itirazlara dair sürelere ilişkin hükümlere tabi olmaksızın, her ölçekteki imar planını yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve resen onaylamaya ve her türlü ruhsatı vermeye Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yetkilidir. Plan hazırlama ve onaylama işlemleri Bayındırlık ve İskân Bakanlığının uygun görülen birimince, ruhsat ve plan uygulama işlemleri ise Bayındırlık ve İskan Bakanlığı il teşkilatınca yerine getirilir. Kesinleşen planlar ilgili belediyelere tebliğ edilir. Bu planların uygulanması zorunludur.Bu maddenin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı, ikinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ise Bayındırlık ve İskân Bakanlığı yetkilidir.”