T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/77 KARAR NO : 2026/131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/499 DAVA TARİHİ: 26/05/2025 ARA KARAR TARİHİ: 21/11/2025 DAVA: Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali KARAR TARİHİ: 28/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı veki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/77 KARAR NO : 2026/131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/499 DAVA TARİHİ: 26/05/2025 ARA KARAR TARİHİ: 21/11/2025 DAVA: Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali KARAR TARİHİ: 28/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının eski yönetim kurulu üyesi ve şu anda ortaklarından olduğu davalı kooperatifin 2024 yılı olağan genel kurul toplantısının 27.04.2025 tarihinde yapıldığını, davacının da toplantıda hazır bulunduğunu ve iptalini istediği kararlara muhalefetini genel kurul toplantı tutanağına şerh ettirdiğini ve ayrıca muhalefetlerine ilişkin dilekçe de sunduğunu, bu sebeple de davacının ilgili genel kurul kararının iptali için dava açmasında herhangi bir hukuki engel bulunmadığını, genel kurul toplantı çağrısının kanunda yazılı usul ve esaslara göre süresi içerisinde yapılmadığını, toplantı öncesinde yasal süresi içerisinde Koopbis’e faaliyet raporunun, denetim raporu ve dış denetim raporları yasal süresi içerisinde konulmadığını, genel kurul toplantısı girişinde kontroller gereğince yapılmadığını, asil ve vekâlet katılım ve nisab tam olarak netleştirilmediğini, vekaleten oy kullanan şahısların vekaletnamelerinin usulüne uygun olup olmadığının kontrol edilmediğini, bu nedenlerle alınan kararların baştan yoklukla ve aksi öngörülecekse butlanla malul olduğunu, ayrıca kamera kayıtlarıyla sabit olduğu üzere başta divan heyeti seçiminde oy sayımları divan heyetindeki oy sayım memurları tarafından usulüne uygun ve gereğince yapılmadığını, divan seçimi dışında da diğer gündem maddeleri ile ilgili oy sayım işlemlerininde oy sayım memuru tarafından yapılmayıp oy çokluğunun kaç oyla alındığı da sayılmadığını, bu şekilde usule aykırı olarak alınan kararların iptale tabi olduğunu, genel kurul tutanağıyla da sabit olduğu üzere divan heyetine divan tutanaklarını imzalama yetkisi verilmediğini, bu konuda bir karar da alınmadığını, genel kurul toplantısında 2023 yılına ait hazırlanan dış denetim raporunun tamamının okunmadığını, raporların çoğaltılarak ortakların bilgisine sunulmadığını, dış denetim raporunun tamamen usulsüz ve hatalı olmasına rağmen, davacı ve diğer üyeler tarafından verilen önerge ve rapora itirazlar da genel kurulun bilgisine sunulmadığını, bu şekilde genel kurul ve ortakların gerçek durum hakkında bilgilendirilmediğini, bu hususların genel kurulla ilgili video kayıtları ile sabit olduğunu, bu konuda 2023 yılı için 26.05.2024 yılında yapılan olağan genel kurul toplantısında önceki yönetim kurulu ibra edilmesine rağmen, aynı konuda daha önce de dış denetim raporu alınmasına ve olumlu olmasına rağmen yeniden usulsüz dış denetim yapıldığı gibi, ayrıca yeniden ibra oylaması gündeme alındığını ancak genel kurul tutanağından da belli olduğu üzere oylama yapılmadığını, genel kurul gündeminin usulsüz olduğunun ortaya çıktığını, gündeme usulsüzce konulup eski yönetimi karalama amaçlı hazırlanan 2023 yılı dış denetim raporu, 2024 dış denetim raporu yasal süresinde (30.03.2025) hazırlanmadığını, dış denetim mevzuatına aykırı olduğundan ve genel kuruldan 15 gün önce KOOPBİS sistemine konulmadığından hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu, bu raporlara dayalı alınan kararlar ile genel kurul sırasında bu raporun tamamı ve bu rapora karşı sunulan itiraz ve önergeler de okunmadığından yapılan işlemler tamamen usulsüz olduğunu, 2023 yılının ibrası gündemde olmasına rağmen 2024 yılında ibra yapıldığı için oylama yapılmayarak ve görüşülmediğini, 2024 yılının görevde olan yönetim kurulu ile ilgili olarak kooperatif yönetim kurulu tarafından Kooperatifler Kanununa aykırı olarak yıl üçe bölündüğünü ve hatalı işlemler yapıldığı için bu şekilde işlem yapılmasının usulsüz olduğunu, yılın üçe bölünmesi halinde eski yönetimin 1. ve 2. döneminin faaliyet raporlarını hazırlaması ve genel kurulda faaliyetini izah etmesi şart olduğunu, oysa faaliyet raporu yıllık olup bu sunumu yönetim kurulu usulsüzce yaptığını, bu nedenlerle yapılan işlemler tamamen usulsüz ve hatalı olduğunu, gündemin 8. maddesi kapsamında raporların müzakeresi yapıldığını, mevcut yönetim faaliyet yılını üçe bölmesine rağmen tek faaliyet raporunun sadece sonuç bölümünü okuduğunu, ortaklara bilgi verilmediğini, yine eski yönetimin de yılın 1. ve 2. döneminden ibra oylaması yapılmasına rağmen eski yönetimin hukuken ve fiilen görevde olmadığı dönem için ibra oylaması yapılmasına ve bu durumdan önceden haberdar edilmediği için dış denetim raporuna karşı detaylı beyan hazırlayamadığını, ayrıca iddia edilen dönemler için de faaliyet raporu hazırlayıp sunamadığını, 2024 yılı bilanço ve gelir gider farkları da kooperatif kayıtlarındaki bilgi ve belgeler, banka kayıtları, karar defterleri vb. belgelerle sabit olduğu için hesaplarla ilgili tüm kayıtlar kooperatif arşivinde olmasına, banka hesap ekstrelerinde tüm işlemler sabit olmasına, imzalanan sözleşmelerle tüm alacak borçların dayanağı olmasına rağmen hazırlanan bilanço ve gider farkında bu hesaplar gerçek durumu yansıtmadığı gibi şüphe oluşturmaya dönük kötü niyetli olduğundan ve gerçek durum, genel kurulun ve ortakların bilgisine sunulmadığından bu hazırlanan bilanço ve gelir gider farkı hesapları da usulsüz olduğundan yapılan işlem iptale tabi olduğunu, ayrıca dış denetmenin TTK hükümlerini yok sayıp usulüne uygun tutulan ticari defterleri tamamen hatalı olarak kusurlu sayarak bu raporu hazırladığından, denetim raporu içinde Dış Denetim Mevzuatında olması gereken kısmi inceleme, sınırlı inceleme vb. ilkeler, kurallar olmaksızın yanlı davranıldığını, gündeme 2023 yılı denetim kurulunun ibrasının konulması hukuka ve usule aykırı olup, 26 Mayısta yapılan genel kurulda kooperatif yönetimi ibra edilmiş olup, Dış Denetim Mevzuatının ilk yürürlüğe girdiği yıl olan 01.01.2023 -31.12.2023 geçiş döneminde ortada alınan olumlu bir YMM raporu da olmasına rağmen yukarıda alınan itiraz konusu hukuken geçersiz dış denetim raporu ile 2023 yılı yönetim kurulunun ibrasının oylamaya sunulması mümkün olmamasına ve ibra edilmiş bir yönetimle ilgili karara geçen dönemde itiraz da olmadığından, alınan kararın iptali de istenmediğinden ve kesinleşmiş olduğundan, kesinleşmiş söz konusu genel kurul kararı hem kooperatif hem yönetimler hem de ortaklar için bağlayıcı olduğunu, gündemin 10, 11 ve 12. maddelerinin hem Kooperatifler Kanununa hem de dış denetim mevzuatına açıkça aykırı ve hatalı olduğunu, kooperatifin iç ilişkisinde bu yönetim kurulu görevli, yetkili ve sorumlu olduğunu, Bu gündemin kapsamı mevcut yönetimin sunduğu gerçek dışı iddialara dayalı bir önerge kapsamında olup, alınan karar kooperatifin ortaklık yapılanmasına, ortakların tercihlerine, geçmişte alınan genel kurul kararlarına aykırı olup, gerçek dışı beyanlarına aykırı olarak geçmişte devremülk ortakların ödemelerinin genel kurul kararı ile durdurulması ve tesis işletmeye açıldıktan sonra kalan hakların ödenecek olması açıkça hatalı olup alınan karar da iptale tabi olduğunu, davalı kooperatifin 27.04.2025 tarihli genel kurul toplantısında 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17 ve 18 numaralı numaralı gündem maddeleri ile alınan kararların ticaret siciline tescilinin önlenmesi için ihtiyati tedbir karar verilmesini, tescil yapılması halinde de kooperatifin ve ortakların mağdur olmaması için TTK'nın 449. maddesi gereği alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına, davalı kooperatifin 27.04.2025 tarihli genel kurul toplantısında 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17 ve 18 numaralı gündem maddesi ile yapılan işlemler ve alınan genel kurul kararları yasa ve yönetmelik amir hükümlerine açıkça aykırı yok hükmünde, batıl ve iptale tabi olduğundan, açıkça usul ve yasalara aykırı olmasından ötürü iptalini talep etmiştir. Davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebine ilişkin beyanlarını içerir cevap dilekçesinde; davacı tarafça talep edilen ihtiyati tedbir talebinin kabulünün, kooperatifin tüm faaliyetlerini sekteye uğratacak nitelikte olup kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu genel kurul kararlarının uygulanmasının kooperatifin ve ortakların yararına olup telafisi güç bir zarar ihtimalinin olmadığını savunarak ihtiyati tedbir talebinin reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile, tedbir talep edilen maddelere ilişkin iddiaların doğruluğunun tespitinin yargılama faaliyeti neticesinde mümkün olabileceği, bu aşamada yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmesi halinde davacı yönünden meydana gelebilecek telafisi mümkün olmayacak nitelikte zararın bu aşamada tespit edilemediği, öte yandan bu aşamada tedbir kararının verilmesi halinde kooperatif işleyişine yaratacağı etkinin olumsuz olma ve dolayısıyla davacı dahil şirket ortaklarının zarar görebileceği ihtimali dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek hem yaklaşık ispat koşulu açıkça sağlanmış olduğunu hem de mahkemenin gerekçesinin tam aksine tedbir kararının verilmemesinin kooperatif ve ortakları için büyük mağduriyetlere sebebiyet vereceğini belirterek, ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını ve davalı kooperatifin 27.04.2025 tarihli genel kurul toplantısında 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 10, 11, 12, 14, 15, 17 ve 18 numaralı numaralı gündem maddeleri ile alınan kararların ticaret siciline tescilinin önlenmesi için ihtiyati tedbir karar verilmesini, aksi kanaatte ise tescil yapılması halinde de kooperatifin ve ortakların mağdur olmaması için TTK'nın 449. maddesi gereği alınan kararların yürütmesinin durdurulmasını talep etmiştir.Talep, kooperatif genel kurul toplantısının iptali istemiyle açılan davada tedbiren iptali istenen genel kurul kararlarının tescilinin önlenmesi ile mümkün olmaması halinde icrasının geri bırakılması istemine ilişkindir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Aynı madde hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar ret oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın "Kararın yürütülmesinin geri bırakılması" başlıklı 449. maddesi; "(1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." hükmünü, "Kararın etkisi" başlıklı 450 maddesi; "(1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır." hükmünü içermektedir.TTK'nın 449. maddesinde yer alan "genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına" ilişkin düzenleme, dava açıldıktan ve yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra verilebilen özel bir ihtiyati tedbirdir. İhtiyati tedbire ilişkin genel hükümler HMK'nın 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. Yargıtay uygulamalarında genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin tedbir talebi yönünden uygulanacak prosedür ve kanun yolu bakımından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlere tabi olacağı kabul edilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1. maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3. maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1. maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır. Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir... Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2476, 2477). Mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) hali işlemin, başta Kooperatif Kanunu, Ticaret Kanunu ile ilgili kanunların emredici hükümlerine aykırı olmasıdır. Genel kurul kararlarının yokluğu, bunda hukuki yararı bulunan herkes tarafından ve bir süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilir. Bir genel kurul kararı şekil ve usul açısından geçerli olmakla birlikte, konusu bakımından TBK'nın 27. maddesi uyarınca emredici hukuk kurallarına yahut ahlak ve adaba aykırı veya imkansız ise sonucu yine yokluktur. İptal edilebilirlik ise kanuna, esas mukaveleye ve afaki objektif iyi niyet kurallarına aykırılıktır. İptal edilebilir kararlar yönünden ise davanın 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması, red oyu kullanılması ve iptali talep edilen her bir madde bakımından muhalefet şerhinin sunulması gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince tensip tutanağı (14) nolu ara karar gereğince yönetim kurulu üyelerinin yazılı beyanları alınarak tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, ihtilaf ise iptali talep edilen maddelere ilişkin ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. Davalı kooperatifin 27.04.2025 tarihli genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, ortaklar listesinde kayıtlı 643 ortaktan 151 ortağın asaleten ve 147 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 298 ortağın hazır olduğu anlaşılmış, toplantı tutanağındaki gündem maddelerinin sonunda davacının da içinde bulunduğu ortaklarca gündem maddelerine ilişkin muhalefet şerhlerine içeren dilekçenin sunulduğu yazılmıştır. 27.04.2025 tarihli genel kurul toplantısındaki gündem maddeleri incelendiğinde, 2. gündem maddesinin divan heyetinin seçimine, 3. gündem maddesinin yönetim kurulu faaliyet raporunun okunmasına, 4. gündem maddesinin denetim kurulu raporlarının okunmasına, 5. gündem maddesinin 2024 yılına ait bilanço gelir-gider farkı hesaplarının okunmasına, 6. gündem maddesinin 2023 yılı dış denetim raporunun okunmasına, 7. gündem maddesinin 2024 yılı dış denetim raporunun okunmasına, 8. gündem maddesinin 2024 yılına ait bilanço gelir-gider farkı hesaplarının oylanmasına, 10. gündem maddesinin 2024/Ocak-Mayıs ayları yönetim ve denetin kurulunun ibrasına, 11. gündem maddesinin 2024/Mayıs-Ekim ayları yönetim ve denetin kurulunun ibrasına, 12. gündem maddesinin 2024/Kasım-Aralık ayları yönetim ve denetin kurulunun ibrasına, 14. gündem maddesinin 2025 yılt çalışma programına ait bütçenin okunması, görüşülmesi ve kabulü ile yönetim ve denetim kurulu üyelerine ödenecek ücret ve yolluk miktarlarının belirlenmesine, 15. gündem maddesinin devremülk ortaklarının alacaklarının borçlarına mahsubu işlemlerinin 2016 yılında durdurulması, yapılan arsa ve arazi satış bedellerinin ortaklara payları oranında ilişkilendirmesinin yapılmadan inşaatlarda harcanması ve 2022 yılı genel kurulunda alınan aidat kararlarının hukuksuzluğu nedeniyle aidatlarını ödemeyen ortaklara karşı yapılan icra takibi ve ortaklıktan çıkarma işlemlerine karşı yapılacakların görüşülmesine, 17. gündem maddesinin 2025 yılı dış denetim hizmet alımının görüşülmesi ve onayına, 18. gündem maddesinin açılışı yapılacak tatil köyünün işletme süreci ile ilgili olarak hazırlanan yönetmelik taslağının görüşülerek karar alınmasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamı incelendiğinde; davacının iptali istenen genel kurul kararlarının tescilinin önlenmesi talebinin 6102 sayılı TTK'nın 27, 30, 32 ve 422. maddeleri uyarınca genel kurul kararlarının tescil ve ilanın yasal yükümlülük olması nedeniyle yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacının iptali istenen genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılması istemine ilişkin tedbir talebi yönünden ise, davacının dava dilekçesindeki tüm iddialarının yargılama aşamasında sunulacak deliller ve yapılacak inceleme neticesinde tespiti mümkün olup bu aşamada incelenen genel kurul toplantı tutanağı ve ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, talep edilen tedbir için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği gibi bu aşamada hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması şeklinde güncel bir tehlikenin mevcut olmaması sebebiyle HMK'nın 389 vd. maddelerinde ön görülen koşullar oluşmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/01/2026