Başvuru, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/7/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Çermik Sulh Ceza Mahkemesinin 15/5/2009 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 18/7/2006 tarihli iddianamesiyle; tasarlayarak adam öldürme, tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması suçlarından başvurucunun cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 27/10/2010 tarihli kararıyla; tasarlayarak adam öldürme, tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması bulundurulması suçlarından ayrı ayrı iki kez müebbet hapis, dört kez ayrı ayrı 12 yıl 6 ay hapis, bir kez 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve bir kez 2 yıl 1 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile başvurucunun cezalandırılmasına karar verilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 27/10/2010 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 22/5/2012 tarihli kararı ile bozulmuştur. Bozma kararından sonra yapılan yargılamada 27/12/2013 tarihli celsede bir kısım sanıklar hakkında açılan dava tefrik edilmiştir. Tefrik edilen dava, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/7 sayılı esasına kaydedilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 20/6/2014 tarihli kararı ile başvurucunun müsnet suçlardan ayrı ayrı iki kez 15 yıl hapis, dört kez ayrı ayrı 12 yıl 6 ay hapis, bir kez 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve bir kez 2 yıl 1 ay hapis ve 375 TL adli para cezası cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 20/6/2014 tarihli tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararına itiraz etmiş ancak itirazı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 16/6/2014 tarihli ve 2014/618 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı, başvurucuya 20/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlk derece mahkemesinin kararı temyiz edilmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 4/4/2017 tarihli kararıyla, tefrik edilen davanın birleştirilmesi olanağının araştırılıp delillerin birlikte değerlendirilmesinden sonra sonucuna göre tüm sanıkların hukuki durumlarının tayini gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozma kararı üzerine dava Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/151 sayılı esasına kaydedilmiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 4/7/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 26/10/2017 tarihli kararıyla bu davanın tefrik edilen E.2014/7 sayılı dava ile birleştirilmesine, yargılamanın E.2014/7 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar vermiştir. Yargılama ilk derece mahkemesinde derdesttir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."