TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2025 NUMARASI : 2024/847 Esas 2025/336 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 09/12/2024 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yolun…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/891 Esas 2025/1462 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/891 KARAR NO : 2025/1462 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2025 NUMARASI : 2024/847 Esas 2025/336 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 09/12/2024 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müşteri firmanın 2009 yılında (4) defa yazılı talebi ile davalı ...'tan (90 gün) vadeli bir miktar rotatif nakit kredi kullandırıldığı, firmanın bankadaki ticari hesabına nakit kredinin yatırıldığı ancak, hesabında bulunan nakit kredinin müşteri davacı firmaya fiziki olarak ödenmediği, davacı firmanın hesabına kasten keyfi bir şekilde bloke konularak bu nakit kredinin firmaya ödenmesinin engellendiği, davacı firmanın banka hesabındaki paranın çekilmesi yönünde icazet verilmediği, davalı bankanın esastan hileye dayanan sahtecilik yöntemlerle firmanın rıza hilafı dışı, imzayı havi ve kaşeden yoksun sahte dekontlar düzenlenerek hesaptaki nakit kredinin çekildiği, davacı firmaya bugüne kadar nakit kredinin ödenmemesi nedeniyle firmanın 11.500.000,00 TL zarara maruz kaldığı açık olan davada alacağın telafi edilmesi yönünde Ankara 16. Noterliği 26/05/2014 tarih ve 12913 yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide ve tebliğ edildiği ancak bir cevap verilmediği, neticesinde 16/06/2016 tarihinde Ankara 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/286 E. sayılı dosya ile 16.000.000,00 TL alacak talebi ile ... A.Ş'ne ve dava dışı ... hakkında alacak davası açıldığı, davada eksik incelemeye dayalı verilen hatalı kararın Yargıtay I1.HD 2022/4485 E.2023/6605 Karar sayılı ilamı ile onanarak 09/11/2023 tarihinde kesinleştiğini, bu dava ile davada zamanaşımının kesildiği ayrıca ilk davanın tarafları ve talep konusunun farklı olduğunu, zira ilk davada hatalı verilen kararlar sebebiyle ikame edilen eldeki ikinci davada kesin hüküm ve zamanaşımı bulunmadığını bildirerek, nakit kredi alacağında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartı ile şimdilik 5.000,00 TL alacağın borçlunun temerrüde düştüğü ihtarname tarihi itibariyle reeskont faizi de eklenerek davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı, yetki ve derdestlik itirazlarının bulunduğunu, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili banka tarafından gerçekleştirilen işlemlerin sözleşmelere ve yasa mevzuata uygun olduğunu, davacının iddialarını somut hiçbir delille ispatlayamadığını belirterek davanın yetki, zaman aşımı, hak düşürücü süre bakımından usulden reddine, aksi halde, davacı talebi hakkında kesin hüküm bulunduğundan davanın usulden reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davaya konu kredilerin mahkemenin 2017/286 Esas ve 2019/346 Karar sayılı dosyasında davalı banka yönünden incelendiği ve Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşıldığından, davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 2009 yılına ait 11.500.000,00 TL nakit kredi alacağının davalı ... tarafından yasal mevzuata aykırı olarak ödenmediğini, bankaca yapılan esastan hileli işlemlerle firmanın banka hesabından nakit kredinin çekilmesi amacıyla dayanak (8) adet sahte dekont düzenlenerek paranın vadesinden önce hesaptan çekildiğini ancak bankanın rehin hakkının doğması için zilyetliğin alacaklıya devrinin zorunlu olduğunu, bu nakit kredinin bankanın fiili hakimiyeti altında bulunduğundan rehin ve hapis hakkının doğmadığını, somut olayda davalı bankanın rehin ve hapis hakkını kötüye kullanıldığını, ayrıca eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, davacının daha önce açtığı 2017/286 E sayılı davanın tarafları farklı olup, dava sebebi ve dava konusu (talep sonucu) miktarın da farklı olduğunu, davacının daha önce açtığı 2017/286 E. 2019/346 K sayılı karar ve kararların eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğundan eldeki davanın ikame edildiğini, önceki davanın bu dava için kesin hüküm olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; banka hesabında bulunan paranın bilgi ve rıza dışında bankanın rehin ve hapis hakkını kötüye kullanarak başka hesaplara aktarılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Taraflar arasında 04/10/2004 tarihli 600.000,00 TL, 06/07/2006 tarihli 200.000,00 TL, 18/09/2006 tarihli 1.000.000,00 TL, 09/04/2009 tarihli 3.500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı dosya içerisinde yer alan genel kredi sözleşmesi suretlerinden anlaşılmıştır. Davacı tarafça talimatları doğrultusunda kullandığı kredilerin bankada bulunan hesabına yatırıldığını, hesabında bulunan kredi bedelinin bilgisi ve rızası dışında başka hesaplara aktarılması nedeniyle zarara uğradığının iddia edildiği , davalı bankaca kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin savunulduğu, Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, davacının yazılı talimatı doğrultusunda bankada bulunan hesabına kullandırılan kredinin aktarıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının hesabında bulunan kullandığı kredi bedelinin bilgisi ve rızası dışında hesabından çıkıp çıkmadığı, hesaptan çıkmış ise kredi bedelinin hangi hesaplara aktarıldığı, davalı bankanın virman yetkisi bulunup bulunmadığı, davacının yapılan işlemler nedeniyle maddi zarara uğrayıp uğramadığı, maddi zarara uğramış ise yapılan işlemlerin banka genel müdürünün talimatı doğrultusunda yapılıp yapılmadığı ve Yargıtay I1.Hukuk Dairesi'nin 2022/4485 E.2023/6605 Karar sayılı ilamı ile onanarak 09/11/2023 tarihinde kesinleşen ilamın eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2019 tarih, 2017/286 Esas 2019/346 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacı tarafça , davalı banka ve banka genel müdürü ... aleyhine 16/06/2016 tarihinde açtığı davada , davacı şirketin yazılı talimatı ile banka hesabına kayden toplam 16.000.000,00 TL kredinin virman yoluyla yatırıldığını, hesapta bulunan paranın çekilmesi için yazılı talimat mevcut olmamasına rağmen banka yetkililerinin önce firma hesabına bloke koyduklarını, sahte dekontlar düzenleyerek paraları farklı banka hesaplarına göndermek suretiyle çektiklerini, genel müdürlük talimatları doğrultusunda şube yetkililerince işlemlerin gerçekleştiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep edildiği, Mahkemece davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında virman yetkisi bulunduğundan davanın reddine karar verildiği, İlgili kararın davacı tarafça istinafı üzerine Dairemiz 23/12/2021 tarih, 2019/1465 E , 2021/1587 K sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündekikararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği , ilgili kararın Yargıtay I1.Hukuk Dairesi'nin 09/11/2023 tarih, 2022/4485 E.2023/6605 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür. Hal böyle olunca, mahkemece davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında virman yetkisi bulunduğu Yargıtay I1.Hukuk Dairesi'nin 09/11/2023 tarih, 2022/4485 E.2023/6605 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2019 tarih, 2017/286 Esas 2019/346 Karar sayılı ilamı ile sabit olmuştur. Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir. Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar olup, derdestlik ve kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında yer alır. 6100 sayılı Kanun’un 303/1 maddesinde; “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK m. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, 6100 sayılı Kanun'un 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E., 2013/421 K. sayılı kararı da aynı yöndedir). Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez. Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı tarafından Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/286 Esas sayılı birinci davası ile eldeki davanın müddeabihlerinin (konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının (birinci davada da davacı tarafça davalı bankaya da husumet yöneltilmiştir ) aynı olduğu, davacının hesabında bulunan kredi bedelinin tamamının davacının davalı bankaya olan kredi borcunun kapatılması işlemlerinde kullanıldığı, davacının maddi olarak zarara uğramadığı, davalının genel kredi sözleşmeleri kapsamında virman yetkisi bulunduğu Yargıtay I1.Hukuk Dairesi'nin 09/11/2023 tarih, 2022/4485 E.2023/6605 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2019 tarih, 2017/286 Esas 2019/346 Karar sayılı ilamı ile sabit olup davalı banka yönünden kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davacının davasının kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi