Başvuru, mesleğe kabul kararının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kaldırılması işlemine karşı açılan davanın incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mesleğe kabul kararının Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kaldırılması işlemine karşı açılan davanın incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/1/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. İkinci Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yarışma Sınavına İlişkin Süreç Başvurucu; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 6/5/2012 tarihinde gerçekleştirilen Avukatlar İçin Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yarışma Sınavı'na katılmıştır. ÖSYM29/8/2012 tarihli ve 2012/24 sayılı işlemiyle söz konusu sınavın iptaline veeş değeri ile tekrarlanmasına karar vermiştir. Başvurucu, bu işlemin şahsına ilişkin kısmının iptali talebiyle dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi 24/4/2013 tarihli kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde, sınavda kesin olarak kopya çekildiğinin, sınav soru ve cevap anahtarının sınav öncesinde bir kısım adaya ulaştırıldığının somut olarak belgelendirilemediği belirtilmiş; kopyaya ilişkin sınav sonrası yapılan tespitlerin çok az sayıdaki aday üzerinde birleştiği, sınava usulüne uygun şekilde başvuruda bulunarak başarılı olanların düzenli idare ve hukuki güvenlik ilkeleri uyarınca, elde ettikleri hakların korunmasını bekleme hakkına sahip oldukları vurgulanarak idarenin kusurundan kaynaklanan birtakım olumsuzluklardan usulüne uygun şekilde sınava katılıp başarılı olanların sorumlu tutulması yoluna gidilemeyeceği ifade edilmiştir. Anılan karar, ÖSYM tarafından temyiz edilmiştir. Danıştay Onikinci Dairesi 8/5/2014 tarihinde kararı onamıştır. ÖSYM'nin karar düzeltme talebinin de aynı Dairece 25/12/2014 tarihinde reddedilmesi üzerine karar kesinleşmiştir.B. Başvurucunun Mesleğe Kabul Kararının Kaldırılmasına İlişkin Süreç Başvurucunun hâkimlik stajını tamamlaması sonrasında HSK tarafından 23/1/2014 tarihinde mesleğe kabulü yapılmıştır. Başvurucu, Pervari hâkimi olarak mesleğe başlamıştır. Başvurucunun mesleğe kabul kararı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (Hâkimler ve Savcılar Kurulu/HSK) Üçüncü Dairesinin 11/6/2015 tarihli ve 2015/6279 sayılı kararıyla kaldırılmıştır. HSK kararında;i. Ön mesele olarak başvurucunun da aralarında olduğu hâkim ve Cumhuriyet savcılarının mesleğe alınmaları sırasında adaylık şartlarını taşıyıp taşımadıkları hususu değerlendirilmiştir. Bu kapsamda;- ÖSYM Başkanlığının 28/8/2012 tarihli ve İR-2012/01 sayılı inceleme raporunda, 12/12/2012 tarihli ve 1861/46411 sayılı yazısında yer alan tespitler ile,- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan soruşturma sırasında, alanında uzman bilirkişilerce genel kabul gören yazılım programlarının uygulanarak matematiksel veriler ile adaylara ait kitapçıkların incelenmesi sonucu elde edilen 10/2/2015 ve 2/3/2015 tarihli raporlarda, sınavlara ait soruları elde ettiklerine ve kullandıklarına yönelik kanaat/kuvvetli kanaat oluştuğu birlikte değerlendirilmiştir.ii. Başvurucunun da aralarında olduğu hâkim ve Cumhuriyet savcılarının mesleğe kabul kararları 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun maddesinin (ı) ve (j) bentlerinin delaletiyle aynı Kanun'un maddesinin (b) bendi uyarınca kaldırılmış ve görevlendirmeleri sona erdirilmiştir.iii. Adli soruşturmanın yürütülmesi için dosyanın bir nüshasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.iv. Disiplin yönünden gereğinin takdir ve ifası için kararın bir örneğinin Bakanlığa gönderildiği belirtilmiştir. HSK Üçüncü Dairesinin 11/6/2015 tarihli ve 2015/6279 sayılı kararında ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2014/20429 sayılı soruşturma kapsamında alınan 10/2/2015 ve 2/3/2015 tarihli uzman bilirkişi raporlarında adayların cevap örüntülerinin incelenmesinde iki farklı yazılım kullanıldığı, bu yazılımlarda hesaplanan omega indeksi ile çoktan seçmeli sınavlarda kopya çekme girişimlerinin tespit edilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. Bu raporda başvurucunun adı "her iki yazılım tarafından da cevap örüntüleri arasında birden fazla kişi ile benzerlik olduğu tespit edilen ve rastgele doğru cevap bulma olasılığı bulması olasılığı 0,01 ve altı olan adaylar" arasında sayılmıştır. Başvurucunun mesleğe kabul kararının kaldırılması kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebi HSK Üçüncü Dairesinin 6/9/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı 24/11/2016 tarihli dilekçeyle yaptığı itiraz HSK Genel Kurulunun 1/2/2017 tarihli ve 2017/15 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu; HSK Üçüncü Dairesinin 11/6/2015 tarihli ve 2015/6279 sayılı işleminin iptali, maaş ve özlük haklarının iadesi talebiyle 6/3/2017 tarihinde dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi (Mahkeme) 15/3/2017 tarihinde başvurucunun hâkimlik mesleğine kabul kararının kaldırılmasına ilişkin HSK Üçüncü Dairesi kararına karşı Anayasa'nın maddesinin onuncu fıkrası uyarınca yargı yoluna başvurulmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Başvurucunun istinaf talebi, Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin 20/12/2018 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucuya 14/1/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/1/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun Kanun Hükmünde Kararname ile Kamu Görevinden Çıkarılmasına İlişkin Süreç Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmiştir. OHAL 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları olgusal temellere dayanarak bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sonrasında yürürlüğe giren kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) bazı kamu görevlileri görevlerinden uzaklaştırılmıştır. Başvurucu da bu kapsamda 2/1/2017 tarihli ve 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Söz konusu KHK’da başvurucunun ünvanına “adli yargı hâkim adayı” olarak yer verilmiştir. Başvurucu, kamu görevinden çıkarılması işlemine karşı OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna (Komisyon) başvuru yapmıştır. Komisyon 28/2/2018 tarihli ve 2018/5652 sayılı işlemle başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucunun bu işlemin iptali talebiyle açtığı dava Ankara İdare Mahkemesinin 9/5/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun istinaf talebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin 3/2/2021 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından başvurucunun bu karara karşı yaptığı temyiz başvurusunun Danıştay Beşinci Dairesinde derdest olduğu görülmüştür. Başvurucu Aleyhine Başlatılan Ceza Soruşturmasına İlişkin Süreç Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde (Ağır Ceza Mahkemesi) başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak, resmî belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından dava açılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesince 11/10/2018 tarihinde başvurucunun resmî belgede sahtecilik suçu yönünden suçun unsurlarının gerçekleşmemesi nedeniyle4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine dayanılarak beraatine, FETÖ/PDY'ye üye olduğu anlaşıldığından bu suç yönünden 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece ayrıca başvurucunun Avukatlar İçin Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adaylığı Yarışma Sınavı'nın sorularını ele geçirip haksız biçimde sınavı kazandığı gerekçesiyle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği gerekçesiyle başvurucuya 3 yıl 6 ay hapis ve 900 TL para cezası verilmiştir. İstinaf başvurularını inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) Ceza Dairesi başvurucu hakkında verilen kararı 14/7/2020 tarihli kararla bozmuştur. Bozma kararında başvurucuya ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden eksik ceza tayin edildiği, başvurucunun 23/10/2011 ve 13/11/2012 tarihlerindeki avukatlıktan hâkimliğe geçiş sınavlarına katılmamasına rağmen bu sınavlarda aldığı puanlarla ilgili değerlendirmenin hükme esas alındığı belirtilmiş; öte yandan kararda, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunun tarihinin 14/2/2017 yerine 6/3/2017 yazılması gerektiği ifade edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararında ayrıca diğer sanıklar yönünden de bazı usule ve esasa ilişkin bozma gerekçelerinin bulunduğu görülmektedir. Bozma üzerine başvurucunun yargılamasına Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin E.2020/217 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Anılan Mahkemenin 25/7/2023 tarihli kararıyla başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 8 yıl 16 ay 15 gün hapis ve 200 TL para cezası ile cezalandırılmasına, unsurları oluşmadığından resmî belgede sahtecilik suçundan beraatine hükmedilmiştir. Söz konusu kararın istinaf incelemesinde olduğu tespit edilmiştir. 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun "Kurulun görevleri" kenar başlıklı maddesinin başvuruya ilişkin HSK kararının alındığı tarihteki hâlinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Kurulun görevleri şunlardır: ...b) Hâkim ve savcılarla ilgili olarak;1) Mesleğe kabul etme,2) Atama ve nakletme,...6) Meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme,7) Disiplin cezası verme, 8) Görevden uzaklaştırma, işlemlerini yapmak....ç) (Değişik: 15/2/2014-6524/22 md.) Adli ve idari yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma ile hâkim ve savcılar hakkında denetim, araştırma, inceleme ve soruşturma yapılması konularına münhasır olmak üzere genelge düzenlemek.d) Yargıtay ve Danıştaya üye seçmek.e) Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek. (2) Kanunlarda açıkça Bakanlığa verilenler dışında, hâkim ve savcıların tüm özlük işleri Kurul tarafından yerine getirilir" 6087 sayılı Kanun'un maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:"Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabilir; diğer kararları yargı denetimi dışındadır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davaları ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülür. Bu davalar, acele işlerden sayılır." 2802 sayılı Kanun'un "Adayların nitelikleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Adaylığa atanabilmek için: ( ... ) I) Yazılı yarışma sınavı ile mülakatta başarı göstermek, j) Hakimlik ve savcılık mesleğine yakışmayacak tutum ve davranışlarda bulunmamış olmak, ( ... ) şarttır." 2802 sayılı Kanun'un "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." 2802 sayılı Kanun'un "Meslekten çıkarma cezası" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir." 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ... hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ... meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir..." 2/1/2017 tarihli ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (685 sayılı KHK) “Yargı denetimi” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"(2) 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." 685 sayılı KHK'nın “Geçiş hükümleri” kenar başlıklı geçici maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:"(4) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihten önce 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 6749 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihten itibaren altmış gün içinde 11 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan hükümlere göre dava açabilir. Bu kapsamda idare mahkemelerinde derdest olan davalar Danıştaya gönderilir. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihten önce açılmış olup da karar verilen dosyalarda da bu fıkra hükümleri uygulanır." 667 sayılı KHK'nın maddesi doğrultusunda HSK kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen bir Cumhuriyet savcısının ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda açtığı davada Danıştay Beşinci Dairesinin verdiği 4/10/2016 tarihli ve E.2016/8196, K.2016/4066 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"T. Anayasasının maddesinde 'Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, (...) Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, (...) veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.' hükmüne, maddesinin fıkrasında, 'Kurul, (...) meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; (...)' hükmüne ve fıkrasında ise 'Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.' hükmüne yer verilmiştir.Görüldüğü üzere, Anayasa, hakim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemleri disiplin cezaları vemeslekte kalmalarının uygun olmadığı yolunda verilen kararlar olarak ikiye ayırmış, bunlardan sadece bir disiplin cezası olan meslekten çıkarma cezasına karşı yargı yolunu açık tutmuştur. (...)Buna göre KHK’nın ve maddelerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran 'olağanüstü tedbir' niteliğindedir.Bu durumda, davacı hakkındaki, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun 2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararının disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan ve yargı denetimine tabi bir disiplin cezası olan meslekten çıkarma cezası niteliğinde olmadığı dikkate alındığında,6087 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen maddesi'nde yer alan hüküm uyarınca, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülebilecek bir uyuşmazlık bulunmadığından, çözümünde idari yargıda genel görevli yargı yeri olan idare mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır." 667 sayılı KHK uyarınca Danıştay Beşinci Dairesinin meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen hâkim ve savcılar hakkında alınan söz konusu kararların hukuki niteliğini değerlendirdiği 10/2/2022 tarihli ve E.2017/3615, K.2022/397 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Anayasa’nın maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 'Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi' kenar başlıklı maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır." Danıştay Beşinci Dairesinin yargı mensuplarının mesleğe kabul kararının kaldırılmasına ilişkin işleme karşı yargı yoluna başvurulmasının mümkün olup olmadığını tartıştığı 16/11/2021 tarihli ve E.2019/1563, K.2021/3736 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "...yargı mensuplarının meslekte kalmalarının uygun olmadığına vemeslekten çıkarılmasına ilişkin ve yargı yolu açık olan bir uyuşmazlıktan kaynaklanmadığı açık olup, dava konusu hakimlik mesleğine kabul kararının kaldırılmasına ve görevinin sonlandırılmasına ilişkin Kurul kararına karşı, Anayasa'nın maddesinin onuncu fıkrası uyarınca yargı yoluna başvurulması hukuken mümkün olmadığından, söz konusu işleme karşı açılan davanın esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır."