(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/4610 E. , 2007/5185 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.09.2006 gününde verilen dilekçe ile dut ağaçlarının dal ve köklerinin verdiği zararın giderilerek müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.02.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/4610 E. , 2007/5185 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.09.2006 gününde verilen dilekçe ile dut ağaçlarının dal ve köklerinin verdiği zararın giderilerek müdahalenin önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.02.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir. Medeni Kanunun 683. (önceki Medeni Kanunun 618.) maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının yasal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu hakkı” bölümünde yer alan 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Bu madde ile de mülkiyetin aşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Mülk sahibi bu hakkını kendisi kullanabileceği gibi bu zararın mahkeme aracılığıyla da giderilmesini isteyebilir. Burada esaslı unsur, zarar görmedir. Mahkemece, davalı taşınmazındaki bitkilerin gölge yaparak ya da köklerin geçmesi nedeniyle, davacı taşınmazında verim kaybının olup olmadığı saptanmalıdır. Zararın varlığının saptanması halinde ise, uzman bilirkişiler aracılığı ile hangi ağaçların(bitkilerin) zarar verdiği, bunların kökünden yada dalları kesilerek mi zararın giderileceği saptanarak, zararın giderim şekli hükümde açıkça gösterilmelidir. Somut olayda; Yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 18.12.2006 günlü ziraat teknisyeni bilirkişi raporunda davalıya ait taşınmazda bulunan özellikle dut ağacı yoğunluklu ağaç kümesinin sınırdan 2,5-3 metre mesafesi bulunmadığı davacıya ait parselde yetişecek zirai ürüne gölge yapmak suretiyle zarar meydana gelebileceğini ifade etmiştir. Bilirkişinin bu anlatımı mutlak zarar unsurunu göstermez. İlerideki zararın kaldırılması için de peşin dava açılması olanağı yoktur. O halde mahkemece yerinde yeniden ziraat mühendisi bilirkişi bulundurularak keşif yapılmalı, davalı parselindeki ağaçların davacı parselinde bulunan zirai ürünlere zarar verip vermediği zarar unsuru gerçekleşirse bunun giderilmesi yönteminin ne olduğu saptanmalı alınacak rapor doğrultusunda yukarıdan beri ortaya konan ilkeler sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır. Bilirkişinin yetersiz raporuna bağlı kalınarak eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 07.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.