11. Hukuk Dairesi 2008/10799 E. , 2010/7053 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2008 tarih ve 2007/30-2008/281 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı Ferdi Karaoğlu gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tara…
**11. Hukuk Dairesi 2008/10799 E. , 2010/7053 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2008 tarih ve 2007/30-2008/281 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı Ferdi Karaoğlu gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalının Bio-Med (Bioxin) saç şampuanı ve saç serumu adlı kozmetik ürünlerine çalışmalarının Etik Kurul kararı doğrultusunda Dermotoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Selçuki tarafından gerekli araştırma yapılarak raporlandığını, ancak davalının reklamlarında bu araştırma sonuçlarını “ İstanbul Tıp Fakültesi Onaylıdır” veya “ İstanbul Tıp Fakültesi Dermotoloji Anabilim Dalı Onaylıdır” şeklinde ilan ve reklamlarda kullandığını, müvekkilinin böyle bir onayı olmadığı gibi muvafakatının da olmadığını, tüketici Süleyman Duman isimli şahsın müvekkiline başvurarak, müvekkiline güven nedeniyle bu ürünü satın aldığını, ancak Hürriyet gazetesinin internet sayfasında çıkan haberlerde davacının reklam tanıtımlarındaki iddiaların bilimsel olarak ispat edilemediği için Reklam Kurulu tarafından cezai yaptırım uygulandığını belirterek müvekkilinden bilgi istediğini ileri sürerek, davalının muarazasının önlenmesine, yazılı ve görsel medyada müvekkilinin unvanını kullanmasının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, reklamlardaki ibarenin davacı ile müvekkili arasında yapılan anlaşmaya dayalı olarak kullanıldığını, üniversitenin Dermatoloji Anabilim Dalı sorumlusu Prof. Dr. Dilek Selçuki ile 01.12.2004, Kozmotoloji bilim dalı sorumlusu Prof. Dr. Gülgün Yeren ile 25.11.2005 tarihinde ürünün etkin ve güvenilir klinik çalışmalarının yapılması için protokol düzenlendiğini, bu protokollerde reklamlarda klinik çalışmaların üniversitenin ilgili bölümünde yapıldığının yazılabilmesi için izin verildiğini, buna dair ücretin de müvekkili tarafından ödendiğini, Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğünün verdiği cezanın ürünün etkinliği ile ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dekanlık üst yazıları ile sunulan araştırma sonuçlarının ve raporların antetinde yer alan kurumların davalı tarafından kamuya duyurulmasında aldatıcı hareket bulunmadığı, davalının raporun menşeini tüketiciye duyurmasının haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalının haksız muarazasının men’i, yazılı ve görsel medyada davacının unvanını kullanmasının önlenmesi istemlerine ilişkindir. TTK’nun 56. maddesinde, haksız rekabet tanımlandıktan sonra, 57.maddesinde başlıca rekabet halleri sayılmıştır. Buna göre, TTK.nun 56. maddesi uyarınca, iktisadi rekabetin objektif iyi niyet kurallarına aykırı her türlü suiistimali haksız rekabettir. Aynı Kanun'un 57/5. maddesi hükmüne göre ise, başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka ve işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek nitelikte ad, unvan, marka, işaret vasıtaları kullanmak veya iltibasa meydan veren malların durumunu bilerek veya bilmeyerek satışa arz etmek haksız rekabet kabul edilmektedir. Kanunun amacı, ekonomik alanda doğruluk ve dürüstlük esaslarının ihlalini önlemektir. Somut olayda dava, davalının Bio-Med (Bioxin) saç şampuanı ve saç serumu adlı kozmetik ürünlerine, Etik Kurul kararı doğrultusunda Dermotoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Selçuki tarafından gerekli araştırması yapılarak çalışmalarının raporlandığı ancak, davalının bu araştırma sonuçlarını “ İstanbul Tıp Fakültesi Onaylıdır” veya “ İstanbul Tıp Fakültesi Dermotoloji Anabilim Dalı Onaylıdır” şeklinde ilan ve reklamlarda kullandığı, davacının böyle bir onayı olmadığı gibi muvafakatının da olmadığı iddiası ile davalının muarazasının önlenmesi ile yazılı ve görsel medyada davacının unvanını kullanmasının önlenmesi istemi ile açılmıştır. Dosya kapsamından davacı Üniversitenin Dermotoloji Anabilim Dalı tarafından davalıya ait Bio-Med (Bioxin) saç şampuanı ve saç serumu adlı kozmetik ürünleri yönünden araştırma yapılıp sonuçlarının davalıya bildirildiği görülmektedir. Ancak, davalının bu araştırma sonuçlarını reklamlarında kullanması yönünde taraflar arasında bir sözleşme yada davacının bu yönde iznini içeren bir belge dosyada bulunmamaktadır. Bu itibarla, ürün tahlil sonuçlarının üniversiteden izin alınmaksızın davalı şirket tarafından reklamlarda davacı üniversite adı belirtilmek suretiyle kullanımı TTK’nun 56 ve devamı maddelerinde belirtilen iktisadi hayatta dürüstlük ilkelerine uygun bir davranış olarak kabul edilemez. Üniversiteler bilimsel kurumlar olup, aynı zamanda ticaret ile uğraşan şahıs veya kurumların ücretini ödeyerek yaptıkları başvurular sonucu bu kişiler hakkında bilimsel mütalaalar düzenleyebilecek olmaları, bu mütalaanın şirketin ticari hayatında (reklamlarda) üniversite adının kullanılmasına önceden rıza göstermiş sayılacağı şeklinde değerlendirilemez. Bu bakımdan uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 17.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.