T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1069 KARAR NO:2025/1973 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/03/2022 NUMARASI:2021/252 E. - 2022/186 K. DAVANIN KONUSU:Çek istirdadı Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafınd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1069 KARAR NO:2025/1973 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/03/2022 NUMARASI:2021/252 E. - 2022/186 K. DAVANIN KONUSU:Çek istirdadı Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile iş ilişkisi içinde bulunan dava dışı ... tarafından keşide edilerek davacıya verilen bir adet çekin 13.11.2020 tarihinde kaybolduğunu, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/610 Esas sayılı dosyasında çeklerin iptali için çek iptali davası açıldığını,söz konusu 41.000,00-TL bedelli çekin hamiline kaydı bulunması nedeni ile davacının zilyetliğindeyken dava dışı kimseler tarafından ele geçirilmiş olduğunu, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından çeki elinde bulundurana karşı 30 günlük kesin süre içerisinde istirdat davası açmak için taraflarına süre verildiğini, davalının iyi niyetli hamil olmadığını ileri sürerek, dava konusu çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı ile ... AŞ arasında süre gelen cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişki sonucu doğan alacak bakiyelerinin müşteri ... tarafından nakden ve kambiyo senetleri ile ödendiğini, davaya konu "... Şubesine ait ... seri numaralı, 15.11.2020 keşide tarihli, 41.000,00-TL bedelli" çekin dava dışı...tarafından süre gelen cari hesap bakiyesine istinaden davalı şirkete ciro edildiğini, davalı şirketin çeki ...'nın cirosu neticesinde iktisap ettiğini, çekin ödeme yasağı nedeniyle ödenmemesi üzerine ... ile görüşülerek çekin müşteriye iade edildiğini akabinde 07.12.2020 tarihinde 20.000,00-TL, 11.12.2020 tarihinde 20.000,00-TL olmak üzere toplam 40.000,00-TL nakdi tahsilat yapıldığını, kalan bakiyenin cari hesaba yansıtıldığını, davalı şirketin, davaya konu çeki ticari ilişki neticesinde iyi niyetli bir şekilde iktisap ettiğini ve yine yapılan ödemeler neticesinde dava dışı ...a'ya iade edildiğini, davacı tarafın yetkili hamil olduğunu ve çekin rızası hilafına elinden çıktığını ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda mahkememizce tarafların ticari kayıtların incelenmesi bakımından dosya bilirkişiye tevdii edilmiş ancak davacının inceleme gününden haberdar olmasına rağmen kayıtları sunmadığı, davalının HMK 222. Maddesi uyarınca usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarını sunduğu ve yapılan incelemede, davaya konu keşidecisi ... Bankası... Şubesine ait ... seri numaralı, 15.11.2020 keşide tarihli, 41.000,00-TL bedelli çekin davalı defterinde kayıtlı olduğu, davalı hamilin kendinden önceki cirantadan ticari ilişki kapsamında çeki teslim aldığı, davacı ile davalı arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacı taraf TTK 792. Maddesi kapsamında davalının çeki ağır kusurlu veya kötüniyetli olarak iktisap ettiğine dair bir delil de sunamamıştır. Dolayısıyla; dava konusu çekin şeklen geçerli ciro silsilesini haiz olduğu, davalının ticari iş ilişkisi içerisinde kendinden önceki ciranta dava dışı ... A.Ş.'den çeki teslim aldığı ve defterlerine işlediği, işbu dosya tarafları arasında doğrudan ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiği ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğuna yönelik dosyaya kesin ve somut bir delil de sunmadığı nazara alındığında TTK 792. Maddesinin yasal şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 24.03.2022 tarihli duruşmada "Davacı vekilinin çeki ciro ederek müvekkiline verdiği kişinin tanık olarak dinletilmesi talebinin davayı aydınlatma bakımından önem arz etmediği ve davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmadığı, davalı vekilininde tanık dinletilmesine muvafakati bulunmadığı da dikkate alınarak davacı vekilinin talebinin reddine karar verilerek Davacı vekilinin çeki ciro ederek müvekkiline verdiği kişinin tanık olarak dinletilmesi talebinin davayı aydınlatma bakımından önem arz etmediği ve davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmadığı, davalı vekilininde tanık dinletilmesine muvafakati bulunmadığı da dikkate alınarak davacı vekilinin talebinin reddine" karar verildiğini, her ne kadar tanık deliline dayanılmadığı belirtilmiş ise de süresi içerisinde vermiş oldukları cevaba cevap dilekçesi içerisinde tanık deliline dayanıldığını, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas: 2018/ 7242 ve Karar: 2020 / 7467 sayılı kararında detaylı belirtilmiş olduğu üzere her ne kadar duruşma aşamasında davalı taraf muvafakat vermediğini belirtmiş ise de bu aşamada muvafakat vermemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanıklarının dinlenmemesinin usule aykırı olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, tanıklarının dinlenilmesine ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdatı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davaya konu çekin rızası hilafına elinden çıktığını, çekin davalı yanda olduğunu ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunu ileri sürerek, dava konusu çekin istirdadına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.Dava konusu çekin incelenmesinde; çekin dava dışı ...tarafından hamiline keşide edildiği, ... Bankası... Şubesine ait ... seri numaralı, 15.11.2020 keşide tarihli, 41.000,00-TL bedelli çek olduğu, " çekin dava dışı ..., ..., ardından davalı şirkete ciro edildiği, imza ve kaşelerin bulunduğu, davalının çeki bankaya 17.11.2020 tarihinde ibraz ettiği, ödemeden men yasağı sebebiyle çekin bedelinin ödenmediği anlaşılmaktadır. TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle hükümlüdür." aynı Kanunun 790. maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çekin iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...'' ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı). Bu bilgilere göre somut olayda davacı, dava konusu olan, keşidecisi tarafından düzenlenip kendisine verilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda, çekin ciro silsilesinde kopukluk olmadığı, davalının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu gösteren herhangi bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki davacı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince tanık deliline cevaba cevap dilekçelerinde dayandıklarını ve tanık isim ve adresini bildirdiklerini belirtmiş ve tanıklarının dinlenmesi taleplerinin reddinin hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Eldeki dava basit yargılama usulüne tabidir. HMK'nın 316 vd. maddelerinde basit yargılamaya ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır. HMK'nın 318. maddesinde, tarafların dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır. HMK'nın 319.maddesine göre ise iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının dava açılmasıyla ve cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.Somut olayda davacı vekilince dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmamıştır. Cevaba cevap dilekçesi ile tanık deliline dayanılmış ise de, belirtildiği gibi basit yargılama usulüne tabi eldeki davada tüm delillerin dava dilekçesi ile bildirilmesi gerekmesine rağmen dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmadığı anlaşıldığından, süresi içinde tanık deliline dayanılmaması sebebiyle mahkemece tanık dinlenmesi talebinin reddine karar verilmesi de usule ve yasaya uygun olmuştur. Bu nedenle, davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.18.12.2025