Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2024/3712 E. , 2024/5953 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3712 Karar No : 2024/5953 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .. DAVALILAR : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Türkiye Elektrik Kurumu ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'de ... olarak görev yapmakta iken, çalıştığı kurum 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında 2009 yılında özelleştirilen ve özelleştirme sonrasında kurumu devralan şir
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2024/3712 E. , 2024/5953 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3712 Karar No : 2024/5953 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .. DAVALILAR : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Türkiye Elektrik Kurumu ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'de ... olarak görev yapmakta iken, çalıştığı kurum 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında 2009 yılında özelleştirilen ve özelleştirme sonrasında kurumu devralan şirkette 2017 yılına kadar çalışan davacı tarafından; 1- İş sözleşmesinin feshedilmesi sonucunda yeniden kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli personel olarak işe alınması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin, 2- İşlemin dayanağı olarak gösterilen ve 30/03/2018 tarih ve 30376 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, 02/04/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren, ''Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ile Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı”nın 3. maddesi ile Özelleştirme Uygulamaları Sonucunda İş Sözleşmeleri Sona Eren İşçilerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Geçici Personel Statüsünde İstihdam Edilmelerine İlişkin Esaslar'a eklenen Geçici 13. maddede yer alan; ''....ile 01/07/2014 tarihinden önce özelleştirilen kuruluşlarda, özelleştirme işlemini takip eden altı aylık süre geçtikten sonra iş sözleşmeleri sona erenler ek 9 uncu madde kapsamında başvuru yapamaz ve anılan madde hükümlerinden faydalanamaz." şeklindeki ibarenin, iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Özelleştirme uygulamaları sonrasında iş sözleşmeleri sona eren işçilerin, kamu kurum ve kuruluşlarında geçici personel statüsünde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinde yapılan değişiklik ile istihdam hakkından yararlanabilmeleri için anılan Kanun’da herhangi bir süre şartına yer verilmediği; öte yandan, 29/12/2014 tarih ve 2014/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında istihdam için öngörülen; özelleştirme sonrası iş sözleşmesinin özel sektör tarafından 2 yıl içinde sona erdirilmesi ve 60 günlük başvuru süresine ilişkin kuralın, 10/08/2015 tarih ve 2015/8048 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kaldırılmasına karşın, dava konusu 26/03/2018 tarih ve 2018/1587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Esaslar'a eklenen Geçici 13. madde düzenlemesi ile Bakanlar Kurulu Kararının yürürlüğe girdiği tarihten öncesine yönelik şekilde süre şartı getirildiği, aynı Bakanlar Kurulu Kararı ile Esaslar'a eklenen ve 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi kapsamında istihdamı düzenleyen Ek-9. maddede ise, süreye ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, idarelerin kanunla tanınan düzenleme yapma yetkisinin kanunların geçmişe yürümezliği ve hukuki belirlilik ilkeleri kapsamında kullanılması gerektiği; öte yandan, özelleştirme uygulamaları neticesinde işini kaybeden personelin mağduriyetinin önlenmesi amacıyla yapılan düzenlemede, 01/07/2014 tarihinden önce özelleştirilen kurumlardaki personelin kapsam dışı bırakılmasının istihdamı önleyici nitelikte olduğu, belirtilen Geçici 13. madde düzenlemesiyle 01/07/2014 tarihinden önce özelleştirilen kuruluşlarda, özelleştirme işlemini takip eden altı aylık süre geçtikten sonra iş sözleşmeleri sona erenlerin, Ek-9. madde kapsamında başvuru yapamayacaklarına ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka uygunluk bulunmadığı, bahse konu ''Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ile Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı''nın 3. maddesi ve aynı Esaslar'a eklenen Geçici 13. maddesindeki ''ile 01/07/2014 tarihinden önce özelleştirilen kuruluşlarda, özelleştirme işlemini takip eden altı aylık süre geçtikten sonra iş sözleşmeleri sona erenler'' ibaresinin Danıştay Onikinci Dairesinin E:2018/6930 sayılı dosyasında verilen 19/02/2019 tarihli karar ile yürütülmesinin durdurulduğu ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Davacının görev yaptığı kurumun özelleştirildiği tarihte yürürlükte olan ve 20/10/2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 03/05/2004 tarih ve 2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Özelleştirme Uygulamaları Sonucunda İşsiz Kalan ve Bilahare İşsiz Kalacak Olan İşçilerin Diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Geçici Personel Statüsünde İstihdam Edilmelerine İlişkin Esasların 1. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı; 2015/8048 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 25/08/2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği; dolayısıyla, davacı hakkında tesis edilen işlemle ilgisinin bulunmadığı, davacının yasal başvuru hakkının, özelleştirme tarihinde yürürlükte bulunan düzenlemede öngörülen şartlara tabi olması nedeniyle sona erdiği; davaya konu Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan düzenleme ile uygulamada birlikteliği sağlamak ve hatalı yorumların önüne geçmenin amaçlandığı; kamuda istihdam şartlarının ilgili mevzuatta belirtildiği, davacının tabi olduğu düzenleme gereğince, özelleştirme tarihinden sonraki 6 ay içerisinde iş akdinin feshedilmemesi nedeniyle mevzuat uyarınca tanınan hakkı kaybetmiş sayılacağı, daha sonra yapılan düzenlemelerin mevcut durumu değiştirmeyeceği; idarelerinin eşitlik ilkesine uygun hareket ettiği; davacının memur ya da kamu işçisi olabilmek için gereken koşulları yerine getirmeksizin memur statüsüne geçebileceğinin kabul edilmesinin, yasalarla getirilen koşulları en baştan sağlayarak memur statüsünde çalışmakta olanlar yönünden eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edeceği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen bozma kararlarına uyulması zorunlu olduğundan, bozma kararına uyulmak suretiyle ve bozma kararında yer verilen gerekçeler doğrultusunda, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Türkiye Elektrik Kurumu ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'de ... olarak görev yapmakta iken, çalıştığı kurum 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında 2009 yılında özelleştirilen ve özelleştirme sonrasında kurumu devralan şirkette 2017 yılına kadar sözleşmeli personel olarak çalışan davacı tarafından; iş sözleşmesinin feshedilmesi sonucunda yeniden kamu kurum ve kuruluşlarında sözleşmeli personel olarak işe alınması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olarak gösterilen ve 30/03/2018 tarih ve 30376 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, 02/04/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren, ''Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ile Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı”nın 3. maddesi ile Özelleştirme Uygulamaları Sonucunda İş Sözleşmeleri Sona Eren İşçilerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Geçici Personel Statüsünde İstihdam Edilmelerine İlişkin Esaslar'a eklenen Geçici 13. maddede yer alan; ''.... ile 01/07/2014 tarihinden önce özelleştirilen kuruluşlarda, özelleştirme işlemini takip eden altı aylık süre geçtikten sonra iş sözleşmeleri sona erenler ek 9 uncu madde kapsamında başvuru yapamaz ve anılan madde hükümlerinden faydalanamaz." şeklindeki ibarenin iptali istenilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Danıştay 12. Dairesince verilen 11/10/2022 tarih ve E:2020/4352, K:2022/4792 sayılı kararla; davaya konu düzenleme ile bireysel işlemin iptaline hükmedildiği, bu kararın davalı idarelerce temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca yapılan temyiz incelemesi sonucu verilen 05/02/2024 tarih ve E:2023/886, K:2024/206 sayılı kararla, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile Danıştay 12. Dairesinin anılan kararının bozulduğu anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde, bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davalarda verilen kararların, temyiz incelemesi sonucunda ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek sebeplerden biri nedeniyle bozulması durumunda, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmadığından, kararı bozulan Danıştay dava dairesinin bu tür bozma kararlarına uyması yasa gereğidir. Bu durumda 2577 sayılı Yasanın anılan maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında belirtilen gerekçelerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/02/2024 tarih ve E:2023/866, K:2024/206 sayılı kararıyla, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin Dairemizin 11/10/2022 tarih ve E:2020/4352, K: 2022/4792 sayılı kararının bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin üçüncü ve beşinci fıkralarıyla, Danıştayın bozma kararlarına karşı Bölge İdare Mahkemelerine "bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebilme" yetkisi tanındığı halde, 49. maddenin dördüncü fıkrasında "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır" yolundaki düzenlemeyle, Danıştay'da ilk derece mahkemesi olarak bakılan davalarda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen bozma kararlarına karşı, Danıştay dava dairelerine eski kararlarında ısrar edebilme yetkisinin tanınmaması ve söz konusu bozma kararlarına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararına uyularak işin gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı, 30/07/1992 tarihinde Türkiye Elektrik Kurumunda (TEK), İş Kanunu'na tabi ... olarak çalışmaya başlamıştır. TEK ve Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.(TEDAŞ) bünyesinde toplam 15 yıl çalışmanın ardından, TEDAŞ'ın 28/01/2009 tarihinde özelleştirilerek ... şirketine devri üzerine anılan şirket bünyesinde görev yapmaya devam etmiş, 17/11/2017 tarihinde iş akdi feshedilmiştir. 17/11/2017 tarihinde, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iş akdinin kıdem tazminatı ve yasal hakları ödenmek suretiyle feshedilmesi nedeniyle, davacı tarafından, 05/02/2020 tarihinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığına başvuru yapılarak 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamında istihdam edilmesi talebinde bulunulmuş; anılan başvurunun ... tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmesi üzerine, bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un, "Kuruluşlardaki Personelin Nakli" başlıklı 22. maddesinde; "Özelleştirme programına alınan kuruluşlarda (iştirakler hariç) ilgili kuruluş veya İdare tarafından istihdam fazlası personel belirlenmesi ya da bu kuruluşların kısmen veya tamamen satışı nedeniyle kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi, devredilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması, tasfiye edilmesi halinde; bu kuruluşlarda programa alınma tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak veya sözleşmeli statüde çalışmakta olanlar ile iş kanunlarına tâbi olarak görev yapmakla birlikte toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmayan genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul başkanı, daire başkanı, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürü, müfettiş ve müfettiş yardımcısı, müşavir ve başuzman unvanlı kadrolara atanmak suretiyle görev yapan personel, kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere yukarıda belirtilen işlemlerin tamamlanmasından itibaren onbeş gün içerisinde İdare tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Nakil hakkı tanınan bir kadro veya pozisyonda görev yapmakta iken İdare tarafından ihdas edilen ve iş kanunlarına tâbi olan kadrolara atanmayı kabul edenler ile kuruluş özelleştirme programına alındıktan sonra kuruluşa naklen veya açıktan atananlar bu madde ile getirilen nakil hakkından yararlanamaz. İdare, özelleştirme programındaki kuruluşlarda nakil hakkı kapsamında yer alan kadro ve pozisyonlardan boş bulunanları iptal etmeye, kadro ve pozisyonların yerini, aynı kuruluş bünyesindeki şirketler veya işyerleri arasında değiştirmeye yetkilidir. Özelleştirme programındaki herhangi bir kuruluşun personeli, İdare tarafından özelleştirilecek kuruluşlarda görevlendirilebilir ve yetkilendirilebilirler. Nakle tâbi personelin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre kazanılmış hak aylık derecesinden aşağı olmamak kaydıyla, 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının boş kadrolarından Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadroya, anılan Başkanlık tarafından kırkbeş gün içerisinde ataması teklif edilir. 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının (özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar hariç) mevcut boş kadro veya pozisyonlarına da ihtiyaçlar doğrultusunda atama teklifi yapılabilir. (Değişik üçüncü cümle: 10/9/2014-6552/108 md.) Bu personelden 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı Cetveldeki kadrolarda istihdam edilmekte olanlar ile burada sayılan unvanlarla çalışan diğer statülerdeki personelin atama teklifleri, Araştırmacı unvanlı kadrolara veya istekleri hâlinde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı Cetvelde yer alan unvanlar hariç olmak üzere öğrenim durumları itibarıyla ihraz etmiş oldukları unvanlara ilişkin kadrolara, daha önce bu unvanlara ilişkin kadro veya pozisyonlarda bulunmuş olması ve atama yapılacak kadro unvanının 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki cetvellerde yer alması kaydıyla yapılır. Ancak (1) sayılı cetvelde yer alan, mesleğe özel yarışma sınavı ile giren ve belirli süreli meslek içi eğitimden sonra özel bir yeterlik sınavı sonucunda göreve alınanların atama teklifleri, söz konusu görev unvanına uygun kadrolara yapılır. Devlet Personel Başkanlığı tarafından gönderilen atama teklif yazısının atamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içerisinde bu kurum ve kuruluş tarafından atama işlemlerinin yapılması zorunludur. Naklen atanan personel hakkında geçici 9 uncu madde hükümleri dikkate alınır. Kuruluşun satılması veya devredilmesi halinde bu kuruluşta çalışan nakle tâbi personelin ataması yukarıdaki hükümlere göre yapıldıktan sonra atama emri, ilgili personele atamayı yapan kurum veya kuruluş tarafından, istihdam fazlası personel için yapılacak atama emri ise kuruluşu tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Personelin işe başlama sürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 ve 63 üncü maddeleri hükümlerinin uygulanmasından atamayı yapan kamu kurum ve kuruluşu sorumludur. Kurum ve kuruluşlar atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu en geç onbeş gün içerisinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler. Yeni kurumunda görevine başlayan personel istekleri halinde, boş kadro bulunması ve ilgili mevzuata uygun olması şartıyla eski kadro veya pozisyonuna uygun kadrolara kurumlarınca atanabilirler. Askerlik görevlerini yapmakta olanlar için yukarıdaki süreler terhislerini takip eden aybaşından itibaren başlar. Bu madde gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yapılacak nakil sebebiyle boşalan kadro ve pozisyonlar, boşaldıkları tarihten itibaren herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Bu maddenin birinci fıkrasına göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilen personelin, kuruluşun kamu tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten, yeni kurumlarında göreve başlayacakları tarihi takip eden aybaşına kadar geçecek süreye ilişkin olarak eski kadro veya pozisyonlarına ait aylık, ücret, varsa ikramiye ve ücrete bağlı diğer malî hakları ile yeni kurumlarında göreve başlayacakları tarihe kadar geçecek süredeki sosyal hak ve yardımları (harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı) Özelleştirme Fonundan ödenir ve bunlardan T.C. Emekli Sandığına tâbi olanların bu süre içinde Sandıkla olan ilgileri devam eder. Eski görev yerinden alınan aylık ve diğer malî haklar için borç çıkarılmaz ve kurumlar arasında herhangi bir hesaplaşma yapılmaz. Personelin Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihten yeni görev yerlerine başlayacakları tarihe kadar geçecek süredeki aylık ve ücretlerindeki artışlar, beşinci ve altıncı fıkraların uygulanmasında dikkate alınmaz. Bu personelden nakil sürecinde emekli olanlara T.C. Emekli Sandığınca ödenen emekli ikramiyeleri, makam, görev ve temsil tazminatları ile ölüm yardımları, ödenmesini takiben iki ay içerisinde faturası karşılığında Hazine tarafından T.C. Emekli Sandığına ödenir. Nakil hakkına sahip olarak iş kanunlarına tâbi çalışmakta iken özelleştirme uygulamaları nedeniyle istihdam fazlası personel olarak belirlenenlerden, kararın kendilerine tebliği tarihinden başlayarak on gün içinde nakil hakkından vazgeçtiğini beyan edenlerin iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılır ve bunların ihbar ve kıdem tazminatları Özelleştirme Fonundan karşılanır. Kuruluşun özelleştirme uygulaması sonucu nihai devir işlemlerinin onaylanmasına ilişkin kararın Resmi Gazetede yayımından itibaren on gün içinde nakil hakkından vazgeçtiğini çalıştığı kuruluşa yazılı olarak bildiren nakil hakkına sahip iş kanunlarına tâbi personelin de iş sözleşmeleri feshedilmiş sayılır ve bunların ihbar ve kıdem tazminatları Özelleştirme Fonundan karşılanır. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere isimleri Devlet Personel Başkanlığına bildirilenlerden; nakil süreci içerisinde kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde iş sözleşmeleri sona erenlerin kıdem tazminatları da Özelleştirme Fonundan ödenir. İş kanunlarına tâbi olarak çalışmakta iken, bu madde gereğince diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen personele kıdem tazminatı ödenmez ve bunların önceden kıdem tazminatı ödenmiş süreleri hariç, kıdem tazminatına esas hizmet süreleri 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyelerinin hesabında dikkate alınır. Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tâbi personele, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (1) sayılı cetvelde belirtilen kadrolarda görev yapmakta iken nakle tâbi tutulan personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dâhil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı bir bütün olarak, göreve başladıkları tarihi izleyen aybaşından geçerli olmak üzere üç yıl süre ile saklı tutulur ve şahsa bağlı haktan yararlanılan süreler 5434 sayılı Kanunun ek 68 inci ve ek 73 üncü maddelerinde belirtilen sürelerin hesabında (daha önce nakledilenler dâhil) dikkate alınır. İlgililerin yeni kadrolarına atandıkları tarihten önce, eski kadroları için mevcut olan ve saklı haklar kapsamında bulunan gösterge, puan, oran ve katsayı artışları şahsa bağlı haklarda artış sayılır. Ancak eski kadro için bu tarihten sonra ihdas edilmiş hiçbir malî ve sosyal hak ve yardım ile sair ödemeler şahsa bağlı hak kapsamında değerlendirilmez. Atanılan kadrodaki derece yükselmeleri veya kademe ilerlemeleri, aylık gösterge ve ek gösterge dışındaki ödemelerde, şahsa bağlı olarak saklı tutulan hakların ödendiği eski kadronun derecelerinin yükseltilmesi veya kademelerinin ilerletilmesi sonucunu doğurmaz. Bu personelin (bu Kanuna göre anonim şirket halinde birleştirilen kuruluşlardaki personel dâhil), Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadrolarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ek ücret, ek ödeme ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum ve kuruluş tarafından şahsa bağlı hak olarak ödenen aylık, ek gösterge, zam, özel hizmet tazminatı, makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı ödemeleri ile şahsa bağlı hak dışında yapılan ikramiye, ücret, ek ücret, ek ödeme, ek tazminat, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması hâlinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere şahsa bağlı hak uygulaması ile fark tazminatı ödenmesine son verilir." hükmü mevcuttur. 11/09/2014 tarih ve 29116 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 66. maddesiyle 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (C) bendine eklenen paragrafta, “Özelleştirme uygulamaları sebebiyle iş akitleri kamu veya özel sektör işverenince feshedilen ve 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Kanun kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunmayan personel de bu fıkra kapsamında yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanıncaya kadar istihdam edilebilir. Bu kapsamda istihdam edileceklerin sayısı, öğrenim durumlarına göre çalışma şartları ve bunlara ödenecek ücretler ile diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşleri üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.” kuralına yer verilmiştir. 31/12/2014 tarih ve 29222 (4. mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/01/2015 tarihinde yürürlüğe giren ve 20. maddesi ile 03/05/2004 tarih ve 2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nı yürürlükten kaldıran 29/12/2014 tarih ve 2014/7140 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekindeki Özelleştirme Uygulamaları Sonucunda İş Sözleşmeleri Sona Eren İşçilerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Geçici Personel Statüsünde İstihdam Edilmelerine İlişkin Esasların 2. maddesinde, 4046 sayılı Kanun'un değişik 22. maddesine göre nakil hakkı bulunmayan personelden iş sözleşmesi özelleştirme tarihinden sonra 2 yıl içinde özel sektör tarafından, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdirilenlerin, fesih tarihini müteakip 60 gün içinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığına başvurmaları gerektiği kuralına; Geçici 1. maddesinde ise, “Bu Esasların 2. maddesinde getirilen istihdam hakkından bu Esasların yayımı tarihinden önce özelleştirilen kuruluşlarda çalışmakta iken 03/05/2004 tarih ve 2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Esaslar çerçevesinde başvuru yapmayan veya başvuru yapıp atama teklifleri yapılanlardan, göreve başlamayan, istifa eden, herhangi bir nedenle hizmet sözleşmesi sona erdirilenler, bu Esaslar çerçevesinde başvuru yapma hakkına sahip değillerdir.” kuralına yer verilmiştir. 25/08/2015 tarih ve 29456 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 10/08/2015 tarih ve 2015/8048 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesiyle de, 29/12/2014 tarih ve 2014/7140 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Özelleştirme Uygulamaları Sonucunda İş Sözleşmeleri Sona Eren İşçilerin Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Geçici Personel Statüsünde İstihdam Edilmelerine İlişkin Esaslar"ın 2. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "2 yıl içinde" ibaresi ile üçüncü fıkrasında yer alan "Fesih tarihini müteakip 60 gün içerisinde" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 30/03/2018 tarih ve 30376 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 02/04/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ile Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 2. maddesiyle Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'a eklenen Ek 9. maddede ise, ''24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde özelleştirme programına alınan kuruluşların (iştirakler hariç) kısmen veya tamamen satışı nedeniyle kamu tüzel kişiliğinin sona ermesi, devredilmesi, küçültülmesi, faaliyetlerinin durdurulması, kapatılması, tasfiye edilmesi halinde veya diğer sebeplerle bu kuruluşlarda programa alınma tarihi itibarıyla İş Kanunu hükümlerine tabi daimi işçi statüsünde istihdam edilen ve 4046 sayılı Kanunun değişik 22 nci maddesine göre nakil hakkı bulunmayan personelden iş sözleşmesi özelleştirme tarihinden önce kamu tarafından veya özelleştirme tarihinden sonra özel sektör tarafından kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdirilenler 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi kapsamında istihdam edilir. Birinci fıkra kapsamında istihdam edilecek personelin; a) Müracaat tarihi itibarıyla emeklilik veya yaşlılık aylığı almaya hak kazanamamış olması, b) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (1), (4), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde yer alan genel şartları taşıması, c) İş akitlerinin kamu tarafından feshedilmesi halinde kuruluşları kanalıyla, iş akitlerinin özel sektör tarafından feshedilmesi halinde ise özel sektör tarafından, bizzat veya posta yoluyla ekli 1 sayılı Başvuru Formu ile birlikte noter onaylı diplomalarıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığına başvurmaları, gerekir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bu madde kapsamında yapılacak müracaatları değerlendirerek hak sahibi olduğu tespit edilenleri Ocak, Mayıs ve Ekim aylarının ilk işgünü itibarıyla ve her dönem için tek liste halinde ekli 2 sayılı Bildirim Formunu kullanmak suretiyle yazılı ve elektronik ortamda Devlet Personel Başkanlığına intikal ettirir. Programa alınma tarihinden sonra özelleştirme programındaki kuruluşlarda istihdam edilmeye başlanılan personel bu madde hükümlerinden yararlanamaz.'' kuralına yer verilmiştir. Aynı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3. maddesi ile aynı Esaslar'a eklenen Geçici 13. madde ile ''657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin mülga (C) fıkrasına göre geçici personel olma hakkından yararlanmak için mülga 03/05/2004 tarih ve 2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Esaslar kapsamında başvuru yapmayanlar, atama teklifi yapılmasına rağmen göreve başlamayanlar, istifa edenler veya göreve başladıktan sonra herhangi bir nedenle hizmet sözleşmesi sona erdirilenler ile 01/07/2014 tarihinden önce özelleştirilen kuruluşlarda, özelleştirme işlemini takip eden altı aylık süre geçtikten sonra iş sözleşmeleri sona erenler ek 9 uncu madde kapsamında başvuru yapamaz ve anılan madde hükümlerinden faydalanamaz.'' düzenlemesi getirilmiştir. Aynı konuda, 657 sayılı Kanun'da yapılan düzenlemelere bakıldığında, 24/12/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesiyle 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi yürürlükten kaldırılmış; birinci fıkrasının (B) bendinde yapılan değişiklik ile geçici personelin bu fıkra kapsamında istihdamına olanak sağlanmıştır. Söz konusu değişiklik ile maddeye; "Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşleri üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılanlar da bu fıkra kapsamında istihdam edilebilir. Özelleştirme uygulamaları sebebiyle iş akitleri kamu veya özel sektör işverenince feshedilen ve 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunmayan personel de bu fıkra kapsamında yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanıncaya kadar istihdam edilebilir. Bu kapsamda istihdam edileceklerin sayısı, öğrenim durumlarına göre çalışma şartları ve bunlara ödenecek ücretler ile diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşleri üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.'' fıkraları eklenmiştir. Aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 18. maddesiyle 657 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 44. madde ile, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata göre 4. maddenin mülga (C) fıkrası kapsamında istihdam hakkı bulunan personelin, anılan maddenin (B) fıkrası ile tanınan istihdam hakkından yararlanabileceği öngörülmüştür. 08/03/2018 tarih ve 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7079 sayılı Kanun ile 696 sayılı KHK'nın söz konusu maddeleri aynen kabul edilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına ilişkin Esaslar'a 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile eklenen Geçici 13. maddedeki düzenleme yönünden; İdare, özelleştirme politikaları ile kamu sektörünü küçültmeyi ve bütçe açıklarını azaltmayı, kamu hizmetlerini daha etkin bir şekilde yerine getirmeyi, ekonomik etkinliği yükseltirken, tekelleşmeyi ortadan kaldırarak rekabeti teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Özelleştirme uygulamalarında önem verilen konuların başında ise, özelleştirilecek şirketlerin istihdam yapılarını düzenlemek, istihdam fazlasını azaltmak suretiyle özelleştirme işlemini cazip hale getirecek şekle dönüştürmek; özelleştirme sırasında ve sonrasında çalışanların iş güvencesini sağlamak, sosyal haklarını korumak ve sürdürmek ve son olarak işgücünün azalmasını önlemek gelmektedir. Bu kapsamda, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesi gereğince; özelleştirme kapsam ve programına alınan, özelleştirme uygulaması gerçekleştirilen, özelleştirme kapsam ve programındayken kapatılan veya tasfiye edilen şirketlerde çalışan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi personel ile kapsam dışı personel de dahil olmak üzere sözleşmeli personelin; Özelleştirme İdaresi Başkanlığının bildirimi ve Devlet Personel Başkanlığı aracılığıyla diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilebilmiş ve kamuda atandıkları kadrolarda çalışmaya devam etmişlerdir. Öte yandan, özelleştirilen şirketlerde kalan ve nakil hakkı bulunmayan personel açısından da, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının devir sözleşmelerinde zorunlu kıldığı yükümlülükler gereği, özelleştirmesi yapılan şirket bünyelerinde kalarak bütün hakları ile özelleştirme sonrasında şirketlerde çalışmaya devam etmişlerdir. Dolayısıyla, sonuç itibarıyla, özelleştirmeler nedeniyle açıkta kalan kimse bırakılmadığı, bunlardan bir kısmının kamu kurum ve kuruluşlarına nakledildiği, kalan kısmının da şirketlerde çalışmaya devam ettikleri tespit edilmiştir. Ayrıca, nakil hakkı bulunmayan personel açısından, özelleştirme uygulamaları nedeniyle oluşabilecek mağduriyetin önüne geçilmesi ve işgücünün azalmasını önlemek amacıyla, anılan uygulamalar nedeniyle işsiz kalınması durumunda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi uyarınca "geçici personel" olarak istihdam edilebileceği öngörülmüş olup, anılan hükmün 2018 yılında kaldırılması nedeniyle bu sefer 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (B) fıkrası eklenen altıncı paragraf uyarınca "sözleşmeli personel" olarak kamu kurum ve kuruluşlarında işe alma imkanı sağlanmıştır. Bu noktada, idare tarafından asıl amaçlananın, özelleştirme politikaları nedeniyle oluşabilecek mağduriyetin giderilmesi olduğu ve bu nedenle de, ilgililer açısından aranılan önemli iki şarttan birisinin, "özelleştirilen kurumlarda, özelleştirme programı tarihine alınmadan önce çalışıyor olma" şartı olduğu, ikinci şartın ise, özelleştirme uygulamaları nedeniyle iş akdinin feshedilmiş olması şartı olduğu yani ilgilinin işsiz kalmasının neden unsurunun özelleştirme uygulamaları olması gerektiği açıktır. Aksi takdirde, özel şirketlerin politikaları nedeniyle oluşan mağduriyetlerin de idare tarafından üstlenilmesi beklenecektir ki bu durumun özelleştirme politikası ile ilgili olmadığı ve bu nedenle oluşabilecek mağduriyetlerin de idare tarafından giderilmesinin beklenmesinin hakkaniyete uygun düşmeyeceği aşikardır. Ülkedeki ekonomik gelişmelere ve koşullara bağlı olarak istihdam şeklinin ve anılan istihdam türü uyarınca çalıştırılacak kişilerin sayısının ihtiyaca ve ekonomik koşullara göre her zaman değişebilecek nitelikte olması, yapılan işin niteliği ve süresine göre ödenecek ücret ve sözleşme şartlarının da farklılık arzetmesi gibi hususlar gözetildiğinde, 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinde verilen yetki üzerine Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek olan hususların, Kanun ile yapılamayacak kadar teknik ayrıntıları içerdiği açıktır. Bu kapsamda, 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin altıncı paragrafı incelendiğinde, özelleştirme uygulamaları sebebiyle iş akitleri kamu veya özel sektör işverenince feshedilen ve 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunmayan personelin "yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanıncaya" kadar "sözleşmeli personel" olarak istihdam edilebileceği ve istihdam edileceklerin sayısının, öğrenim durumlarına göre çalışma şartlarının ve bunlara ödenecek ücretler ile diğer hususların anılan kanun hükmü uyarıca Cumhurbaşkanınca belirleneceği hususu, kanunda açıkça belirtilmiştir. Anılan mevzuata dayanılarak, 30/03/2018 tarih ve 30376 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 02/04/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren ''Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ile Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda, özelleştirme uygulamaları nedeniyle işsiz kalan personel açısından uygulanacak usul ve esaslar belirlenmiştir ve Ek 9. maddesinde istihdam edilecek personele ilişkin başvuru şartları belirlenmiş olup; özelleştirme programına alındıktan sonra işe başlayanların bu madde hükmünden yararlanamayacağı vurgulanarak anılan maddenin kapsamına giren personel açısından da sınır çizilmiştir. Dava konusu edilen, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına ilişkin Esaslar'a 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Geçici 13. maddedeki, ''ile 01/07/2014 tarihinden önce özelleştirilen kuruluşlarda, özelleştirme işlemini takip eden altı aylık süre geçtikten sonra iş sözleşmeleri sona erenler'' ibaresi ise Ek 9. madde ile birlikte aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Bu bağlamda, uyuşmazlığa geri dönecek olursak, dava konusu edilen düzenlemenin, anılan Esasların Ek 9. maddesinde tanınan hakkı ortadan kaldırıcı, daraltıcı nitelik taşıyıp taşımadığı hususu tartışma konusunu oluşturmaktadır. Anılan düzenleme ile özelleştirme nedeniyle işsiz kalan personelin istihdam hakkının korunmaya çalışıldığı; özelleştirme uygulamaları nedeniyle işsiz kalanlar ile özelleştirilen kurum ve kuruluşlarda daha sonraki süreçte özel şirketlerin uyguladığı politikalar nedeniyle işten çıkarılan personel arasında ayrıma gidildiği yani Kanunun dolanılmasının önlenmeye çalışıldığı ve idarenin takdir hakkını kullanarak bu kapsamda başvuru hakkına sahip kişiler açısından sınırlar belirlediği anlaşılmaktadır. Aksi bir yorum ile idarenin zaten özelleştirme nedeniyle elde etmek istediği faydaya ulaşamayacağı, sürekli olarak özelleştirilen kurum ve kuruluşlarda çalışılan personele ilişkin olarak istihdam sorumluluğunu taşımak zorunda kalacağı ve sınırsız iş güvencesi sağlamak zorunda bırakılacağı; bunun da hem özelleştirme uygulamalarının amacıyla, hem de hakkaniyetle bağdaşmayacağı açıktır. Geçici 13. maddedeki dava konusu edilen düzenlemenin bir süre şartı getirmediği, istihdam hakkı elde etmek isteyen kişiler açısından özelleştirme işlemleri nedeniyle mağdur olup olmadıklarının anlaşılabilmesi için şartlar öngörüldüğü ve bunun da idareye tanınan takdir hakkı çerçevesinde yapıldığı görüldüğünden, anılan düzenlemede bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, dava konusu edilen düzenlemede üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bireysel işlem yönünden; TEDAŞ 02/04/2004 tarihinde özelleştirme programına alınmış olup, davacı, TEDAŞ'ın özelleştirme programına alınmasından önce, 30/07/1992 tarihinde anılan Kurumda çalışmaya başlamış ve işverence, 17/11/2017 tarihinde iş ve organizasyonel daralmaya gidilmesi nedeniyle iş akdi feshedilmiştir. Her ne kadar, davacı, TEDAŞ özelleştirme programına alınmadan önce anılan kurumda çalışmaya başlamış olsa da özelleştirme uygulamasının üzerinden yıllar geçtikten sonra 17/11/2017 tarihinde iş akdi feshedilmiş olup, dosyadaki bilgi ve belgelere göre anılan fesih işleminin nedeninin "özelleştirme uygulamaları" olduğundan söz edilmesine imkan bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının 657 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (C) bendi kapsamında istihdam edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, temyiz aşamasında davalı idareler tarafından yapılan toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.