11. Ceza Dairesi 2025/5732 E. , 2026/3017 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/9870 Değişik iş SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması De…
11. Ceza Dairesi 2025/5732 E. , 2026/3017 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/9870 Değişik iş SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2023 tarihli ve 2021/32346 Soruşturma, 2023/15648 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.01.2024 tarihli ve 2023/9870 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 25.01.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 31.10.2025 tarihli ve 2024/14482 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB-2025/126347 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.11.2025 tarihli ve KYB-2025/126347 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesi ile özetle, müştekinin 'borcu olan mesaj atsın' şeklinde ibare bulunan instagram hesabına mesaj atması üzerine, müştekiden katılım bedeli olarak 500,00 Türk lirası para istenildiğini ve müşteki tarafından bu tutarın gönderildiğini, bu bedelin yatırılmasından sonra müştekinin aranarak 69.981,00 Türk lirası kazandığı ancak bunun için vergilendirme bedelini ödemesi gerektiğinin bildirilerek, 3.250,00 Türk lirası ödeme yapmasının sağlandığını, akabinde 5.000,00 Türk lirası daha istendiğini ve bu tutarın da yatırılmasını takiben, 8.800,00 Türk lirası daha ödeme istendiği sırada müştekinin kardeşinin olaylardan haberdar olup müştekiyi durduğunu, bu şekilde müştekinin dolandırıldığını anladığını, olaydan dolayı müştekinin 8.750,00 Türk lirası zararı olduğunu belirterek şikâyetçi olması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, şüpheliler tarafından müştekiye yöneltilen beyanlara ilişkin müştekinin denetim imkanının bulunduğu, müştekiye yönelik eylemlerin basit yalan niteliğinde olduğu, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müşteki vekili tarafından sunulan dekontlar gereği bir kısım bankalarla yazışma yapıldığı gözetilerek dosya arasına alınmamış para transferlerine ilişkin kayıtların, şüpheliler tarafından diğer şüphelilerle yapıldığı bildirilen para transferlerine yönelik kayıtların ilgili bankalardan istenilmesi ve hesap sahiplerinin gerçek kişi olması halinde bu kişilerin, hesabın şirkete ait olması halinde söz konusu şirketleri temsile yetkili kişilerin tespit edilerek ifadelerinin alınması, yine bir kısım şüphelilerin müşteki ile telefon üzerinden iletişime geçtiğinin bildirilmiş olması sebebiyle şikayet dilekçesinde belirtilen telefon hatlarının kimlere ait olduğunun tespiti amacıyla kolluk tarafından yapılan araştırmada bazı hat sahipleri ile ilgili bilgi temin edilememiş olduğu, ancak bir hat yönünden kimlik bilgilerinin bildirilmiş olduğu gözetilerek bu kişinin şüpheli olarak ifadesinin alınması, keza şüphelilerin ifadelerinde bildirdikleri farklı telefon hatlarının da bulunduğu nazara alınarak bu hususta yeniden ilgili kurumlarla yazışma yapıldıktan sonra belirlenen kişilerin şüpheli olarak ifadelerinin alınması, şüpheli ... tarafından şüpheli olduğu bildirilen ... ...'nın olaya ilişkin detaylı ifadesinin alınması, şüpheliler haklarında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması; bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin sosyal medya platformu instagramdan maddi kazanım sağlayabileceğine yönelik gördüğü reklam üzerine şüpheliler ile irtibata geçtiğinin, katılım bedeli adı altında öncelikle 500,00 TL nin gönderildiğinin, daha sonra şikayetçiyi telefon ile arayan şüphelilerin 68.981,00 TL kazandığını ancak EFT işlemi için vergilendirme olacağını, Merkez Bankasının paraya bloke koyduğunu ve blokenin açılmasının gerektiği şeklindeki söylemlerle şikayetçiden toplam 8.750,00 TL haksız menfaat temin ettiklerinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma sonucunda; "...şüpheli tarafından müştekiye yöneltilen beyanlara ilişkin müştekinin denetim imkanının bulunduğu, nitekim olayda müştekinin denetim imkanını ortadan kaldıracak veya etkisiz kılacak nitelikte bir durumun bulunmadığı, müştekiye yönelik eylemlerin basit yalan niteliğinde bulunduğu, kaldı ki çok kısa bir zamanda 500 TL karşılığında 68.981,00 TL kazanmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, şüphelinin 500 TL karşılığında parayı katlayabileceğine dair beyanı üzerine müştekinin şüpheliye para göndermesindeki eylemin nitelikli hile olarak kabul edilemeyeceği, müştekinin kendi rızası ile bahse konu paraları şüpheli adına gönderdiği, ortalama insan zekasında olan bir kimsenin bu duruma inanmayacağı, yine müşteki vekilinin de dilekçesinde bahsettiği gibi basit bir inceleme yapıldığında aynı kullanıcı tarafından çok sayıda benzer paylaşım ( ...., ...., ...., ...., ...., ...., ..., ..., ... hesapları) yapılmasının müşteki tarafından şüphe ile karşılanması gerektiği, bu durumun denetim imkanını basit bir şekilde ortaya konulduğunu gösterdiği, bu halde olayda dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, olayın hukuki ihtilaf kapsamında kaldığı, müştekinin hukuk mahkemeleri ve/veya icra takip yoluyla alacağını tahsil etme konusunda muhtariyetinin bulunduğu..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüphelilere isnat olunan eylemin hukuki ihtilaf olmayıp bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, bununla birlikte; şikayetçinin 5.000,00 TL gönderdiği ve paranın çekildiği hesabın sahibi olan şüpheli ...'nın ifadesinde; ".....'ın başkalarının banka hesabını kiraladığını, bu kişiye banka kartını ve şifresini verdiğini, şüphelinin topladığı banka kartlarını otobüs ile Mersin iline ... ...'e gönderdiğini...", şüpheli ...'ın ifadesinde; "......'nın, ... ... ... ile birlikte bankamatik kartı hesabı kiraladıklarını ve telefonla dolandırıcılık işi yaptıklarını..." şüpheli ... ... ...'nın ifadesinde; "......'nın instagram üzerinden dolandırıcılık işi yaptığını, ... ...'ın, ... ve ... ...'ya kart temin eden kişi olduğunu...", şikayetçinin 3.250,00 TL para gönderdiği şüpheli ...'nun ifadesinde; "...Mersin'de bir mekanda kartlarını kaybettiğini, sonrasında kaybolan kartlarını iptal ettirdiğini, hesaplarına şikayetçiden bir para girişi olduysa bilgisinin olmadığını...", şüpheli ...'nun hesabına gelen paranın gönderildiği şüpheli ...'ın ifadesinde; "... ... isimli kişiyle tanıştığını, kendisine bitcoin işi yaptığını söylediğini, yanında ayrıca ...'nın da olduğunu, hesap kartı gerektiğini söylediklerini, annesinin kullandığı kartları ve mobil bankacılık bilgilerini verdiğini, hesabına para gönderen ...'nun bu şahısların yanında olduğunu, ... ve ...'in de ekranda resmini gördüğü kişiler olduğunu...", şüpheli ...'nın ifadesinde; "..kimseye kart vermediğini,...ile kavgalı olduğundan dolayı kendisine iftira attığını...", şüpheli ...'in ifadesinde; "...çalıştığı yere sıkça gelen 1.90 boylarında ...'in, akrabasından para geleceğini söyleyerek kendisinden hesap bilgilerini istediğini ve kartını bir başkasına verdiğini, bu kişilerin adına hesap açıp dolandırıcılıkta kullandıklarını...", şikayetçinin 500,00 TL para gönderdiği şüpheli ...'nün ifadesinde; "...banka hesabının kendisine ait olduğunu, bu hesabı hatırlamadığı bir GSM hattına tanımlayıp hattı da ...'a verdiğini, hesap ve şifrelerinin hâla ... tarafından kullanıldığını...", şüpheli ...'ın ifadesinde; "...... ...'nın Kıbrıs'ta yasal bahis şirketi olduğunu, risksiz şekilde kazanç elde edeceğini, banka hesap kartı ve sim kart getirdiğinde belli bir ücret elde edeceğini söylediğini, kendisinin de durumu ...'ye anlattığını, bu şüphelinin kendisine toplam 7 adet banka kartı, mobil bankacılık şifresi ve Turkcell hattını verdiğini, kendisinin de bunları ...'a teslim ettiğini.." söyledikleri, şüpheli ... ...'nın ise ifadesinin bulunmadığı anlaşılmakla; şüpheli ... ...'nın ifadesinin alınması, şikayetçiyi arayan hat sahipleri ile fiili kullanıcılarına yönelik araştırma yapılması, şüpheli ...'ya gelen parayı çeken kişinin tespiti yönünden konusunda uzman bilirkişi kurumundan rapor alınması, şüpheli ...'ın ifadesi doğrultusunda soruşturma yapılması, şikayet dilekçesindeki tanığın beyanına başvurulması, şüpheliler hakkında benzer suçlardan soruşturma ya da kovuşturma dosyaları bulunup bulunmadığının belirlenmesi, varsa bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, sonucuna göre her bir şüpheli yönünden ayrı ayrı delil değerlendirmesi yapılarak iştirak durumunun tartışılması suretiyle hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik soruşturma ve hatalı gerekçe ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.01.2024 tarihli ve 2023/9870 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde karar verildi.