Başvuru, istinaf incelemesi sırasında idare tarafından sunulan ek beyan dilekçesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, istinaf incelemesi sırasında idare tarafından sunulan ek beyan dilekçesinin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu adına, G.S. Ltd. Şti.nin ödenmeyen vergi borçları nedeniyle anılan Şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle ödeme emirleri düzenlenmiştir. Söz konusu ödeme emirlerinin tebliğ edildiği ve borcun kesinleştiği kabul edilerek başvurucunun bankada bulunan vadesiz hesabına e-haciz işlemi uygulanmıştır. Başvurucu, bahsi geçen işlemin iptali istemiyle İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı (Vergi Dairesi) aleyhine 26/10/2017 tarihinde İzmir Vergi Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde; şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca şirket ortağı veya kanuni temsilciden tahsil edilebilmesi için ilgililer adına ödeme emri düzenlenmesi ve tebliğ edilmesi gerektiğini, kayıtlı adresi bulunmasına karşın şahsı adına tanzim edilmiş herhangi bir ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmediğini ve böyle bir tebligat söz konusu değilken yapılan haciz işleminin kanuna aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucunun adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğine dair Vergi Dairesince savunma dilekçesine ek olarak sunulan 4/4/2014 tarihli tebliğ evrakındaki imzasına itiraz etmesi üzerine Mahkemenin 25/1/2018 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan imza incelemesi üzerine anılan imzanın başvurucuya ait olmadığı tespit edilmiştir. Vergi Dairesince; başvurucunun karşılaştırmaya konu imzalarının tümünün birbirinden farklılık gösterdiği ve bire bir uyuşmadığı, başvurucu adına düzenlenen ve vergi dairesinde rızaen tebliğ edilen ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin imzanın başvurucuya ait olmasının muhtemel olduğu belirtilerek bilirkişi raporuna itirazda bulunulmuştur. Mahkeme 8/6/2018 tarihli kararı ile davanın kabulüne hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle Vergi Dairesince sunulan ve başvurucu tarafından imzalandığı belirtilen ödeme emirlerine yönelik tebliğ evrakındaki imzanın başvurucuya ait olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği ve bu hâliyle başvurucu adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeksizin borcun kesinleştiği kabul edilerek işlemin uygulandığının görüldüğü belirtilmiştir. 6183 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca haciz yapılabilmesi için başvurucu hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesinin ve borcun kesinleşmesinin gerektiği, başvurucu hakkında düzenlenen ödeme emirlerinde yer alan borçların ise usulsüz tebligat nedeniyle kesinleşmediği açık olduğundan dava konusu e-haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı ifade edilmiştir. Vergi Dairesince mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf dilekçesinde; başvurucu adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediği belirtilmiş, bu dilekçe başvurucuya 6/7/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Vergi Dairesi tarafından 18/10/2018 tarihinde de bölge idare mahkemesine sunulmak üzere Mahkemeye ek beyan dilekçesi verilmiştir. Ek beyan dilekçesinde; bizzat başvurucu tarafından imzalanmış 7/4/2014 tarihli mal bildirim kâğıdında ödeme emirlerinin takip numaralarının da belirtildiği ve bu durumun başvurucunun adına düzenlenen ödeme emirlerinden mal bildirim kâğıdını verdiği 7/4/2014 tarihinde haberdar olduğunu kanıtladığı vurgulanmış, ayrıca anılan mal bildirim kâğıdı dilekçeye eklenmiştir. Vergi Dairesince ek beyan dilekçesi ekinde sunulan söz konusu mal bildirim kâğıdı başvurucuya tebliğ edilmemiştir. İzmir Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 30/10/2018 tarihli hükmüyle istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. İstinaf mercii kararının gerekçesinde; davalı idare vekilinin 18/10/2018 havale tarihli dilekçesinde başvurucunun ödeme emirlerinin tebliğinden üç gün sonra 7/4/2014 tarihinde bizzat kendi imzasıyla mal bildiriminde bulunduğu ve bu nedenle başvurucunun kendisine tebligat yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığı belirtilmiş, anılan mal bildirim kâğıdının dava dosyasına sunulduğu ifade edilmiştir. Bu durumda başvurucunun adına düzenlenen ödeme emirlerinden 4/4/2014 tarihinde haberdar olduğu, mezkûr ödeme emirlerine karşı süresinde dava açmadığı ve vadesinde ödenmeyen amme alacaklarının cebren tahsiline ilişkin olarak tesis edilen dava konusu haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı hüküm altına alınmıştır. Nihai karar 19/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 19/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6183 sayılı Kanun’un "Ödeme emri" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir 'ödeme emri' ile tebliğ olunur." 6183 sayılı Kanun’un "Ödeme emrine itiraz" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir..." 6183 sayılı Kanun’un "Haciz" kenarbaşlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur."