8. Hukuk Dairesi 2022/5738 E. , 2025/72 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, sü
**8. Hukuk Dairesi 2022/5738 E. , 2025/72 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili kooperatifin ... Köyü 425 parsel sayılı 400 m² mesahalı taşınmaz ile ... köyü 968 parsel sayılı 6.000 m² mesahalı taşınmazı kooperatifin amacına uygun olarak balık çiftliği, spor tesisi, piknik alanı, fırın, restoran, sosyal tesis, kamping alanı yaptırmak üzere 20.01.2004 tarihinde eski malik... mirasçılarından satın aldığını, 20.01.2014 tarihinden önce taşınmazın sınırlarının tamamı yani 6.400 m²'lik alanın sulu tarım yapılan, bahçe bitkileri dikilen verimli bir toprak iken müvekkilinin satın aldıktan sonra bu yere ulaşım için kendi imkanları ile köprü yaptırdığını, ... kaynağına ulaşımı sağlamak amacıyla yol ve araç park yeri açarak çevresini ağaçlandırarak ve yine ...'ün çevresine çardaklar kurmak suretiyle günü birlik piknikçilere, fırın ve restoran işletmecilerine tahsis ettiğini, hatta bu yeri müvekkili kooperatifin kiraya vererek gelir elde edilen bir mekan olarak kullandığını, bölgedeki istisnai su kaynağı olan ... kaynağının müvekkili kooperatif adına tahsisinin yapıldığını ve bu çerçevede su tahsisi karşılığında kira ödediğini, 23.08.2013 tarihinde bölgede yapılan kadastro yenileme çalışmaları esnasında otopark olarak tahsis edilen yerin müvekkilleri lehine tespit görmediğini, eski tapunun gözardı edildiğini ve böylece müvekkilinin mağdur edildiğini, bu tapu üzerine yıllardır yaptıkları harcamaların, oluşturdukları projenin, projelere alınan Bakanlık izinlerinin, su tahsisi çalışmalarının tamamının boşa gideceğini, kadastro ilanından müvekkili kurum yöneticilerinin haberdar olmadıklarını belirterek, ... Köyü eski tapunun 425 ve 968 parsellerin kapsadığı alanın tamamından (6400 m²) yeni tapunun 150 ada 9 ve 10 parsellerin yani 3.282 m²'lik alanın dışında kalan 3.118 m²'lik alanın müvekkili kooperatif adına tapuya yeniden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulüne, 24.11.2014 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 148,35 m² ve (B) harfi ile gösterilen 2.305,19 m² yüzölçümlü yerlerin 425 parselden iptaline, aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına tesciline, 150 ada 1 parsel ve 150 ada 4 parsel tapu kayıtlarının iptaline ve davacı adına tesciline karar vermiş; hüküm, davalı ... vekili ve Onikişubat Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi, Mahkemece, çekişmeli taşınmazlara ait ada raporu, tesis ve uygulama kadastrolarına ait hesap cetvelleri, uygulama ve tesis kadastrosuna ait ölçü krokisi ve hava fotoğraflarının getirtilmediği ve fen bilirkişisinden denetime elverişli rapor ve harita alınmadığı, Mahkemece öncelikle dosya arasına getirtilmediği belirtilen belgelerin getirtilerek dosyanın ikmal edilmesi ve sonrasında harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılması, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, imar ve ihya şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 425 parsel sayılı taşınmaz, tarla vasfı ve 400 m² yüzölçümü ile 24.07.1984 tarihinde... adına tespit edilmiş, Orman İdaresinin tespite itirazı üzerine Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin 25.04.1986 tarihinde kesinleşen 1985/1244 Esas ve 1986/70 Karar sayılı ilamı ile... adına hükmen tesciline karar verilmiştir. 968 parselin ise Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin 09.05.1986 tarihinde kesinleşen 1985/1288 Esas ve 1986/86 Karar sayılı ilamı ile 531 sayılı parselin hükmen ifrazından oluştuğu ve 6.000 m²'lik yüzölçümü ile... adına tesciline karar verildiği, 2013 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu ile 425 parselin 150 ada 9 parsel numarası ile 355,95 m², 968 parselin 150 ada 10 parsel numarası ile 2.926,30 m² yüzölçümü ile tespit edildiği anlaşılmıştır. Fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.04.2021 tarihli raporda, krokide (A) harfi ile gösterilen 145,89 m²'lik alanın uygulama kadastrosu öncesi 425 parsel sınırları içinde olduğu, uygulama kadastrosu sırasında tescil harici bırakılan alanda gösterildiği, (B) harfi ile belirtilen 2.300,80 m²'lik kısmın 968 parsel sınırları içinde iken uygulama kadastrosu ile tescil harici bırakılan alanda gösterildiği, (C) harfi ile belirtilen 437,63 m² ve (D) harfi ile belirtilen 116,91 m²'lik alanların ise 968 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde iken, uygulama kadastrosu ile sırasıyla Hazine adına kayıtlı 150 ada 1 ve 150 ada 4 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde gösterildiği ifade edilmiştir. Dosya kapsamına göre, uygulama kadastrosu sırasında dava konusu bir kısım taşınmaz tescil harici bırakılan alanda gösterilmiştir. Davacı tarafından dava Hazine, Orman İdaresi ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltilerek açılmış ise de, Mahkemenin 25.09.2014 tarihli duruşmasının 2 numaralı ara kararı ile Onikişubat Belediye Başkanlığının davalı sıfatıyla davaya dahil edilmesine karar verilmiş, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı ise taraf olmaktan çıkartılmış, dava Hazine, Orman İdaresi ve Onikişubat Belediye Başkanlığı husumetiyle görülerek sonuçlandırılmıştır. 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) 1/1 inci maddesi ile Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi kurulmuş, aynı Kanun'un 1/3 üncü maddesi ile büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu durumda 5216 sayılı Kanun hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, Onikişubat ilçe Belediyesi ile Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde, sadece ilçe belediyesi dahil edilip, büyükşehir belediyesi taraf olmaktan çıkartılarak yokluğunda hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup re'sen gözetilmelidir. Bu sebeplerle Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilerek, taraf teşkili sağlanmalı, husumet yaygınlaştırılmalı, ileri süreceği yazılı delilleri toplanmalıdır. Ayrıca, uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle, ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar bozmaya uyma kararı verilerek yargılamaya devam olunmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirildiğini söyleyebilme olanağı yoktur. Zira çekişmeli taşınmazlar Mahkeme kararı ile tapuya tescil edilmiş olup, bu durumda İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, yukarıda anlatılan şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra, dava konusu eski 425, yeni 150 ada 9 parsel ve eski 968, yeni 150 ada 10 parsel sayılı taşınmazların tapuya tesciline esas fen ve ifraz krokileri ile az yukarıda değinilen tüm bilgi ve belgelerin ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına alınması, sonrasında, yukarıda açıklanan usullerde mahallinde keşif icrası ile harita mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi eliyle taşınmazın ilk tesis kadastrosu sınırları, hükmen tescile esas sınırları, ifraz ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırları irdeler ve çakıştırma yapılmış şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınması olmalıdır. Bu şekilde, yukarıda bahsedilen ilkeler de göz önünde bulundurularak, uygulama kadastrosu sırasında bir hata yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise nereden kaynaklandığı tespit edilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2025 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.