10. Hukuk Dairesi 2023/13687 E. , 2024/11782 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1185 E., 2023/1293 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/234 E., 2023/162 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edi…
**10. Hukuk Dairesi 2023/13687 E. , 2024/11782 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1185 E., 2023/1293 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 8. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/234 E., 2023/162 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle, sigortalının 17.12.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dava konusu iş kazasının, işçinin kusurundan kaynaklandığını, iş yerinde tüm iş güvenliği önlemlerinin alındığını ve davacıya gerekli eğitimlerin verildiğini, meydana gelen kazada davalı şirkete kusur atfedilemeyeceğini, davacının tüm tedavilerinin davalı şirket tarafından yaptırıldığını belirtilerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin asıl dosyası yönünden davanın kabulü ile maddi tazminat olarak; 348.587,22 TL'nin olay tarihi olan 17.12.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine. Mahkemenin dosyası ile birleşen Gebze 3. İş Mahkemesinin 2021/339 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kabulü ile manevi tazminat olarak; 150.000,00 TL' nin olay tarihi olan 17.12.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından yargılama eksik yürütülerek savunma haklarının kısıtlandığını, Mahkemenin kararını gereği gibi gerekçelendirmediğini, müvekkiline %75 oranında kusur atfedilmesinin haksız olduğunu, meydana gelen kazada müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, davacının asıl kusurlu olduğunu, bununla birlikte olaya sebebiyet veren dava dışı ...’ya hiçbir kusur atfedilmemesi de hatalı olup nitekim Sosyal Güvenlik Kurumunun inceleme raporunda üçüncü kişi ... yönünden %25 kusur tespit edildiğini, davacının maluliyet oranı da hatalı şekilde yüksek tespit edilmiş olup bu oran kesinleştirilmeden karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya %61 oranı üzerinden peşin sermaye değeri hesaplandığını, davacı tarafça da Sosyal Güvenlik Kurumuna yazı yazılarak %59 sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden peşin sermaye değerinin ne kadar olduğunun sorulması talep edildiği halde bu doğrultuda bir işlem yapılmadığını, bilirkişi tarafından farazi hesap yapılmak suretiyle, %59 oranı üzerinden davacıya bağlanacak gelirlerin ilk peşin sermaye değeri tutarının belirlenmesinin hatalı olduğunu, davacının maluliyet oranının %60’tan az olması sebebiyle pasif döneme ilişkin zarar hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacının TİS ile elde ettiği haklardan her zaman yararlanmaya devam edeceği varsayılarak yan haklarının bilinen dönem boyunca hesaplamaya dahil edilmesinin hatalı olduğunu, hesaplama yapılırken davacının müvekkili bünyesinde çalıştığı dönemde toplu iş sözleşmesi kapsamında çalıştığı ve aldığı ücret ile ek hakların toplu sözleşmeye özgü olduğu dikkate alınarak bu rakamın dışlanması ve asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, hükmedilen maddi tazminat tutarı gibi manevi tazminat tutarının da haksız olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin tümüyle kabulüne karar verilmişse de kusur oranları dikkate alınarak bu miktarda indirim yapılması da gerektiğini belirterek, Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece, davalı işvereni %75, davacı işçiyi %25 kusurlu kabul eden bilirkişi raporları esas alınarak davanın kabul edildiği, aynı olay nedeniyle Kurum tarafından açılan Gebze 3. İş Mahkemesinin 2022/38 Esas sayılı dosyasında alınan 22.05.2018 tarihli kusur raporunda da aynı kusur oranlarının benimsendiği, Kurum tarafından yapılan tahkikat sonucunda düzenlenen 11.02.2016 tarih ve 402172/05/İR/05 sayılı inceleme raporunda işveren ... Sanayi Anonim Şirketinin %50, dava dışı işçi ...'nın %25, davacı işçi ...'nın % 25 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, maddi ve hukuki olgular uyarınca, Mahkemece müfettiş raporu ve rücuen tazminat dosyasında alınan kusur raporu getirtilerek, uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda, işveren ve ilgililerin kusurunun birlikte irdelenerek belirlendiği, eldeki davada alınan kusur raporuyla rücuen tazminat dosyasındaki kusur raporunun tutarlı olduğu, bu haliyle hükme esas alınan kusur raporunun oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya kapsamında davacı sigortalı ile ilgili, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunun 29.05.2015 tarih ve 2706 sayılı raporunda; sigortalının E cetveline göre %89 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı ve 20.10.2018 tarihinde kontrol muayenesinin gerektiğinin belirtildiği, kontrol muayenesi sonucu düzenlenen İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespitine İlişkin Sağlık Kurulunun 27.11.2018 tarih ve 3818 sayılı raporunda; azalma kaydıyla sigortalının E cetveline göre %61 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağının belirtildiği, tarafların itirazı üzerine alınan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 2019/43 sayılı toplantısında verilen 12.06.2019 tarihli ve 2019/10551 sayılı maluliyet kararında da davacının maluliyet oranının %61 olarak belirlendiği, davalının sürekli iş göremezlik oranına yönelik itirazlarının bulunduğu gözetilerek, Mahkemece davalının sürekli iş göremezlik oranına yönelik itirazlarının giderilmesi için Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan 13.01.2020 tarih ve 957 sayılı raporda davacının geçici iş göremezlik süresi sonundan itibaren E cetveline göre %59 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının bildirildiği, tarafların Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporuna itirazlarının bulunmadığı, bu suretle davacının sürekli iş göremezlik oranının kesinleştirildiği, Mahkemece, davacının kesinleşen %59 sürekli iş göremezlik oranının Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tespit olunan %61 oranından az olması nedeniyle Kurumdan %59 oranında meslekte kazanma gücü kaybı oranına göre bağlanması gereken ilk peşin sermaye değerli gelir sorulduğu halde Kurumca bildirilmemesi üzerine %59 oranına göre bağlanması gereken gelirin bilirkişi aracılığı ile belirlenerek 31.01.2023 tarihli hesap raporuna göre sonuca gidilmesinin isabetli olduğu, Yargıtayın sosyal güvenlik uyuşmazlıkları ile ilgili, meslekte kazanma güç kaybı oranının %60’ın altında kaldığı durumlarda 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına olanak bulunmadığı yönündeki içtihatlarının somut dosyaya emsal uyuşmazlıklar için geçerliği olmayıp kararda bu yönüyle isabetsizlik bulunmadığı, dosya içeriğine göre davacının emekli olduğu 31.03.2015 tarihine kadar davalı işveren bünyesinde çalıştığı anlaşılmakla ücretin belli olduğu söz konusu dönem yönünden bilinen ücretlere göre hesap yapılmasının isabetli olduğu, davacının geçirdiği iş kazası sonucu her iki gözünde meydana gelen kimyasal yanıklar nedeniyle çeşitli operasyonlar geçirdiği ve görme kayıpları nedeniyle %59 oranında iş göremez duruma girdiği, 17.12.2012-31.03.2015 tarihleri arasında 2 yıl 3 ay 15 gün istirahatli kaldığı ve tarafların kusur oranları gözetildiğinde Mahkemece takdir edilen manevi tazminatın miktarının hak ve nesafet kuralları ile 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karar içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı HMK'nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. 3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının, istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirildiği hususları da dikkate alınarak, tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3. Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.