Başvuru, boşanma davasında delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda verilen kararın adil olmaması ve bir kısım talebin gerekçesiz reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, boşanma davasında delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda verilen kararın adil olmaması ve bir kısım talebin gerekçesiz reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 26/6/2014 tarihinde Malatya Aile Mahkemesi (Mahkeme) vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 25/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu aleyhine 14/12/2011 tarihinde eşi tarafından boşanma davası açılmıştır. Başvurucu da aynı dosya üzerinden karşı dava yoluyla boşanma, maddi ve manevi tazminat, tedbir nafakası ve ziynet eşyası alacağı taleplerinde bulunmuştur. Dava kapsamında davacı ve davalının tanıkları dinlenmiş, tarafların sosyal ve ekonomik durumları araştırılmış, ziynet alacağı talebi yönünden kuyumcu bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkeme 19/4/2013 tarihli ve E.2011/932, K.2013/275 sayılı kararı ile asıl ve karşı davanın ayrı ayrı kabulü ile tarafların boşanmalarına, başvurucu için dava süresince takdir edilen 300 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, başvurucunun maddi ve manevi tazminat ile ziynet alacağı taleplerinin reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:“Davacı- karşı davalı vekili tarafından mahkememize verilen 14/12/2011 tarihli dava dilekçesinde bildirdiği sebeplerle müvekkilinin davalı-karşı davacıdan boşanmasına ve karşı davacının davasının reddine karar verilmesini dava ve talep etmiş[tir].Davalı- karşı davacı vekili tarafından mahkememize verilen 11/01/2012 tarihli karşı dava dilekçesinde bildirdiği sebeplerle davacının davasının reddine kendi davalarının kabulünekarar verilmesini dava ve talep etmiş[tir].Açılan dava K.nın 166/ maddesine dayalı açılmış boşanma davasıdır.T.K.nın 166/ fıkrasında, “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” hükmü, maddesinde “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu el birliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” hükmü, 186/ maddesinde ise “Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar.” hükmü düzenlenmiştir. Dinlenen taraf tanıkları beyanlarından da anlaşılacağı üzere tarafların artık bir araya gelmelerinin zor olduğu ve evlilik birliğinin kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği anlaşılmakla, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sübut bul[muştur].” Başvurucu tarafından boşanma hükmü dışındaki yönlerden temyiz edilen bu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 15/1/2014 tarihli ve E.2013/18298, K.2014/502 sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:“Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen,yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı (kadın) tarafından kusur belirlemesi, tazminatların reddi, nafakalar ve ziynetler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-davacı kadının miktar da belirterek yoksulluk nafakası isteminin olmadığının anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ... karar verildi.” Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 7/5/2014 tarihli ve E.2014/8278, K.2014/10510 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 27/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 26/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 22/11/2011 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” 4721 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri resen alır.” 4721 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.” 4721 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Karşı dava, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle açılır.(2) Süresinden sonra karşı dava açılması hâlinde, mahkeme davaların ayrılmasına karar verir.”