1. Hukuk Dairesi 2010/4714 E. , 2010/5500 K. MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 897 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda davalının paydaş olduğunu, taşınmaz üzerindeki yapının bir bölümünün 5 ve 6 sayılı pilonların arasında kaldığını, Elektrik Kuvvetli Akım Yönetmeliğine aykırı yapılandığını, ihtaren taşkın kısmın yıkılması istenildiği halde sonuç alınamadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesin…
**1. Hukuk Dairesi 2010/4714 E. , 2010/5500 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/11/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 897 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda davalının paydaş olduğunu, taşınmaz üzerindeki yapının bir bölümünün 5 ve 6 sayılı pilonların arasında kaldığını, Elektrik Kuvvetli Akım Yönetmeliğine aykırı yapılandığını, ihtaren taşkın kısmın yıkılması istenildiği halde sonuç alınamadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesini istemiştir. Davalı, çekişmeli taşınmazda paydaş olduğunu, binanın yüklenici tarafından yapıldığını ve inşaatın tamamlanmamasından dolayı aralarında davalar bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava; elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece; kesin süreye uyulmamış olması nedeniyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, davalı ile birlikte dava dışı kişilerin taşınmazda paydaş oldukları ve taşınmaz üzerinde bulunan pilon yerleri bakımından davacı adına irtifak hakkı tesisi edildiği anlaşılmaktadır. Davacı kurum; irtifak hakkı sahibi olduğu pilon yerleri arasına, taşınmaz maliklerince inşaa edilen yapının pilon yerlerine zarar verdiğini ileri sürerek yıkım yoluyla elatmanın önlenmesi ve zararın giderilmesini istediği görülmektedir. Gerçekten de; 897 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki pilon yerleri bakımından davacı lehine irtifak hakkı tesis edildiği ve sicile yansıtıldığı taşınmazın davalı dışında başkaca paydaşlarının bulunduğu kayden sabittir. Davada yıkım da istenildiğine göre; isteğe konu yapının TMK’nun 684 maddesi hükmü uyarınca arzın mülkiyetine tabi olacağı ve tüm maliklerin davada yer almalarının gerekeceği tartışmasızdır. Esasen mahkemece; bu haklı olgu gözetilerek aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu benimsenmek suretiyle dava dışı paydaşların da davada yer almaları gerektiği düşünülerek davacının dosyaya sunmuş olduğu dilekçe ile de diğer paydaşların davaya dâhil edilmeleri istenilmiş ve mahkemece tapu kayıt malikleri Tapu Sicil Müdürlüğünden adresleri sorulduğu halde bunun yanıtı beklenilmeden neticeye gidilerek dosya karara bağlanmıştır. Hemen belirtilmelidir ki; davalı dışındaki paydaşların adresleri belli değildir. O halde öncelikle, adresi bilinmeyen davalıların adreslerinin araştırılması, yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gerekmektedir. Tebligatın nasıl ve kimlere yapılacağı adres araştırması ve tespitinin yöntemi 7201 sayılı Tebligat Kanununda gösterilmiş, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 48 ve diğer maddelerinde de adres bilgilerinin tutulması, güncellenmesi ve kullanılması ile ilgili hükümler öngörülmüştür. Kural olarak ‘tebligat’ tebligat yapılacak kişiye, bilinen en son adresinde yapılır.(Teb.Y.10.Md) Kişi son adreste bulunamamışsa, tebliğ memuru bulunabileceği adresi araştırır. Bulamazsa, durumu Muhtarlığa onaylatmak suretiyle saptar.(Teb.Y.28Md) Tebliği çıkaran kuruluşa bildirir. İlgili kuruluş adresi, kişinin mensubu olduğu kurumlardan Tapu, Muhtarlık, Nüfus, Vergi Dairesi, Belediye idaresinden araştırır. Buna rağmen, adres tespit edilemezse adres meçhul sayılarak ilanen tebligat kararı verilebilir.(Teb.Y46 Md) Özetlenen ilkeler, yasal ve yargısal uygulamalarla benimsenmiş öğretide de bu yönde görüşler ifade edilmiştir.(1.H.D 15.09.1998 6407/9124,HGK 20.09.1999 1-609/744,Baki Kuru HMU 2. Cilt S.1582-1583) Hal böyle olunca; 7201 sayılı Tebligat Yasası hükümleri uyarınca adres tahkikatı yapılması, adresler tespit edildikten sonra davacı taraftan tebligat masraflarını karşılamasının istenmesi, bu gerek davacı tarafından ifa edilmezse HUMK’nu 163. maddesinde belirtilen koşullar da dikkate alınarak duraksamaya yer bırakmayacak şekilde yaptırımı da açıklanmak suretiyle ara kararı tesis edilmesi ve daha sonra bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Davacı tarafın temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK’nu 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,10.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.