4. Hukuk Dairesi 2011/10077 E. , 2012/11015 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat .... tarafından, davalı .... .... Gazete Dergi Basım Yayım AŞ. vdl. aleyhine 26/02/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedenine dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilme…
**4. Hukuk Dairesi 2011/10077 E. , 2012/11015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat .... tarafından, davalı .... .... Gazete Dergi Basım Yayım AŞ. vdl. aleyhine 26/02/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlali nedenine dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 11/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının 28.06.2009 tarihli yayına yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalıların temyiz itirazlarına gelince: Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. Davacı, ..... Gazetesi'nin 28.06.2009 ve 11.07.2009 günlü sayılarında davalılardan ... tarafından kaleme alınan “.....” ve ''1 Liralık Yalan'' başlıklı köşe yazılarında manevi şahsiyetinin alenen tahkir ve tezyif edildiği, şeref, onur ve kamuoyu nezdindeki itibarının önemli ölçüde zedelendiği iddiasına dayalı manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar cevaplarında, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içinde gerçeklere dayalı yorumlar olduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, 28.06.2009 tarihli yazıdaki ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, eleştiri mahiyetinde olduğu gerekçesiyle istem reddedilmiş; 11.07.2009 tarihli yazının ise kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle istem kısmen kabul edilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu 11.07.2009 tarihli ''1 Liralık Yalan'' başlıklı köşe yazısında; ana muhalefet partisi milletvekili olan davacı tarafından Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı.....'ün etnik kökeni hakkındaki açıklaması nedeniyle Cumhurbaşkanı tarafından davacı aleyhine açılan 1 TL değerinde sembolik manevi tazminat davası neticesinde davacının tazminata mahkum edilmesi ve gerekçeli kararın yayınlanması üzerine, davacının o davaya konu sözleri nedeniyle yorum yapılmıştır. Davacı siyasetçi olup, sert eleştiriye katlanmalıdır. Şu durumda, 11.07.2009 tarihli köşe yazısı yönünden de istemin reddine karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönü gözetmeden istemin kısmen kabulüne dair verdiği karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,davacının 28.06.2009 tarihli yayına yönelik temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.