DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/260 E. , 2024/1789 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/260 Karar No : 2024/1789 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI): … Odası VEKİLİ: Av. … 2-(DAVALI):… Bakanlığı VEKİLİ: Av. … İSTEMLERİN KONUSU :Danıştay Altıncı Dairesinin 24/05/2021 tarih ve E:2016/1937, K:2021/6642 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava kon
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/260 E. , 2024/1789 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/260 Karar No : 2024/1789 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI): … Odası VEKİLİ: Av. … 2-(DAVALI):… Bakanlığı VEKİLİ: Av. … İSTEMLERİN KONUSU :Danıştay Altıncı Dairesinin 24/05/2021 tarih ve E:2016/1937, K:2021/6642 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 16/11/2015 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının (ÇDP) iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 24/05/2021 tarih ve E:2016/1937, K:2021/6642 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek ve Dairelerince planlama alanı dahilinde bulunan alanlarda getirilen fonksiyonlara yönelik ortak değerlendirmede bulunularak; Dava dosyasının ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, Planın bütününe yönelik olarak ileri sürülen hususların Dairelerinin E:2016/1831 sayılı dosyasında hukuka ayrılık nedeni olarak görülmediği, esasen bu dava dosyasında davacının planın geneline yönelik olarak itirazlarının da bulunmadığı, Dava konusu planın hazırlanma yönteminde; temel ilke ve hedeflerin tanımlanması, gerekli verilerin toplanması, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle yapılan görüşmeler, toplanan verilerin değerlendirilmesi, analiz ve sentezinin yapılmasında yasal açıdan uyulması gereken idari ve teknik usullere herhangi bir aykırılık ve izlenen yöntemde bir şekil yanlışlığını ortaya koyan bir bilgi ya da verinin olmaması nedeniyle bu hususa ilişkin hukuk aykırılık bulunmadığı, Dava konusu İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, iptaline karar verilen Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının yerine mahkeme kararının ifası gereği ve Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kapsamında toplanan veriler dikkate alınarak hazırlandığı, bu nedenle planın araştırma ve analiz yapılmadan, veri toplanmadan ve kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yapmadan yapıldığına ilişkin iddiaları kanıtlayan somut verilerin oluşmadığı sonucuna varıldığı, İtiraz 1 Davaya konu çevre düzeni planında "Tarım ve Hayvancılık Geliştirme Alanları" için 8.2.11. sayılı maddenin (2018 tarihli planda 8.2.12 sayılı madde) düzenlendiği, "8.2.11.1. bu alanlarda tarım ve hayvancılığa yönelik araştırma ve geliştirme birimleri, ürün toplama, depolama, saklama, pazarlama alanları, ürün borsası, ürün işleme ve paketleme tesisleri ve besicilikte kullanılacak yem üretim alanları, tarımsal amaçlı yapı ve tarımsal amaçlı entegre tesisler, sebze ve çiçek yetiştiriciliği için seralar, hayvancılık ve et entegre tesisleri, tarımsal işletmelerin ön arıtma ya da topla arıtma tesisleri, tarımsal araç-gereç parkları, ile çalışanların ihtiyacına yönelik sosyal ve kültürel donatı alanları, sağlık ve eğitim tesisleri, gereksinimlere ve planlama ilkelerine uygun şekilde, toplu olarak (organize şekilde) yer alabilecektir. 8.2.11.2. bu alanlarda yer alacak işletmelerin yapılanma koşulları ve niteliklerine alt ölçekli planlarda belirlenecektir. 8.2.11.3. bu planda gösterilenler dışında ihtiyaç olması halinde, en az 20ha. olacak şekilde, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerine bağlı kalınarak, il toprak koruma kurulu marifetiyle yer seçimi yapılabilir. Yer seçimi yapılan alanlara ilişkin imar planı yapılmasının gerekli olduğu durumlarda, imar planları bu planda değişikliğe gerek olmaksızın ilgili idaresince hazırlanır ve onaylanır. Onaylanan planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere bakanlığa gönderilir. Söz kousu tesisler/tesis alanları amacı dışında kullanılamazlar. 8.2.11.4. bu alanlarda çevre sorunlarını önlemeye yönelik olarak her türde atığa ilişkin teknik altyapı önlemleri alınacaktır. 8.2.11.5. bu planda önerilen teknolojik sera bölgelerinde öncelikle termal enerjiden yararlanacak tesisler desteklenecek ve bu tesislerin yapımına öncelik tanınacaktır." hükümlerine yer verildiği, Davaya konu planda, tarım ve hayvancılık geliştirme alanlarının, tarım ve hayvancılık faaliyetlerin sürdürüleceği ve tarımsal ürünlerin katma değerlerini artırmaya yönelik araştırma geliştirme ve üretim birimleri ile ürün toplama, depolama, saklama alanları, tarımsal amaçlı yönler ve tarımsal amaçlı entegre tesislerin toplu olarak (organik şekilde) yer alabileceği alanlar olarak tanımlandığı, ÇDP açıklama raporunda yer alan "tarımsal sanayi" ifadesinin tarımsal faaliyetlerin sonucunda elde edilen ürünlerin mamul ve/veya yarı mamule dönüştürülmesini amaçlayan bir üretim projesi olduğu, bununla birlikte 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nda tarım ihtisas OSB'lere ilişkin hususların açıkça tanımlandığı, plan açıklama raporunda yer alan bahse konu ifadenin de bu ihtisas organize sanayi bölgelerine ve ÇDP'nin "8.2.2. sayılı Sanayi Alanları" hükmüne atıfta bulunduğu, bu durumun, plan açıklama raporunun ilgili bölümünün devamında yer alan "...Bu nedenle, planlama çalışmasında tarımsal ürünlerin değerlendirilmesine yönelik alan gereksinimi giderilmesine ilişkin kararlar geliştirilmesi benimsenmiştir. Diğer endüstriyel gelişmelerin tekil yapılaşmasının engellenmesi, organize nitelikte olmayan sanayi alanlarının organize duruma getirilmesi, yeni sanayi gelişiminin ihtisaslaşmış ve organize nitelikte gerçekleşmesi için gerekli kararların üretilmesi planlama aşamasında benimsenen ilkelerdendir." ifadesinden de anlaşıldığı, davaya konu planın plan açıklama raporunda tarımsal sanayi ifadesinin birçok yerde geçtiği, tarımsal sanayi alanının ayrı bir arazi kullanımı gibi ele alınmasının şart olmadığı, plan lejant ve plan hükümlerinde yer alan tarım ve hayvancılık geliştirme alanlarının tarımsal sanayi alanlarını içerdiği sonucuna ulaşıldığı, Diğer taraftan, Dairelerinin E:2016/1831 sayılı dosyasında 11/04/2019 tarihli karar ile, 8.2.11.3 sayılı plan notunun, 20 ha'yı aşan büyüklükte olup geniş alanları kapsayan ve plan lejantında bulunan tarımsal sanayi içeren bir kullanımın çevre düzeni planı değişikliği olmaksızın ve ÇDP'ye işlemeden alt ölçekli planlarla yapılabilmesine yönelik kısmının iptaline karar verilmiş ise de; bu dosyada davacının bu yönde bir itirazının bulunmaması nedeniyle, aynı yönde karar verilmediği, İtiraz 2 Davacının, bu ölçekte bir planın plan gösterimi ile temel kurgusunun farklı kararlardan oluşmasının bilimsellikten yoksun olduğu iddiasını ispatlayan verilerin bulunmadığı, yer seçimi kararlarının ayrıca inceleneceği, bu itibarla bu hususa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığı, İtiraz 3 - 4 Davacının, bu ölçekte bir planın plan gösterimi ile temel kurgusunun farklı kararlardan oluşmasının bilimsellikten yoksun olduğu iddiasını ispatlayan verilerin bulunmadığı, yer seçimi kararlarının ayrıca inceleneceği, bu itibarla bu hususa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığı, İtiraz 5 Davacının, bu ölçekte bir planın plan gösterimi ile temel kurgusunun farklı kararlardan oluşmasının bilimsellikten yoksun olduğu iddiasını ispatlayan verilerin bulunmadığı, var olduğu ileri sürülen plan açıklama raporunun koruma ilkeleri ile örtüşmeyen plan gösterimlerinin dolayısıyla yer seçimi kararlarının ayrıca inceleneceği anlaşıldığından, bu hususa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığı, Davacının yer şeçimi ve kullanım kararlarına yönelik itirazlarına aşağıda yer verilmiş olup, bu alanlara yönelik değerlendirmenin kararın en son kısmında birlikte yapılacağı, İtiraz 6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 Bilirkişi kurulunca davaya konu planın nüfus tespitlerine ilişkin eleştirilerde bulunulmuş ise de, Dairelerince, 1/100.000 ölçekli Çevre düzeni planlarına karşı açılan davalarda nüfus tespitlerinin hatalı olmasının tek başına planı hukuka aykırı kılan bir husus olarak kabul edilmediği, (Ayrıca bu plan ölçeğinde 2018 onayı planla güncel nüfus verilerinin kullanımı bağlamında sorun giderilmiştir.) Nüfusun hatalı ve yüksek belirlenmesi nedeniyle aşırı büyük belirlenen kullanım kararları varsa davacı tarafından yargı önüne getirilen/getirilecek somut alanlar (örneğin kentsel gelişme alanları) her bir başlık altında ayrı ayrı incelendiği, Davaya konu planın 8.2.2. sayılı sanayi alanları başlıklı maddesinde, 8.2.2.1, 8.2.2.2, 8.2.2.3, 8.2.2.5, 8.2.2.6. sayılı plan notlarına, sit alanlarına ilişkin olarak 2018 tarihli planın 4.57, 17.7.1, 8.17.7.2, 8.17.7.3, 8.17.7.4 sayılı plan notlarına, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 7. ve 17. maddesinin (a) bendine, aynı Kanun'un Ek 4. maddesinin birinci fıkrasına, 1 numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerine kararda yer verilerek, Sit alanlarının, mevzuatta öngörülen usül ve esaslar çerçevesinde konusuna göre yasal olarak yetkili idarelerin kararları doğrultusunda tespit edilerek tescil edildiği, Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması gerektiği, Ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen çevre düzeni planına ilişkin süreçte sit alanı belirlemesi yapılmadığının, ilgili idarece tespit edilerek tescil edilen sit alanlarının, paftalara aktarıldığının, plan notlarıyla sit alanlarında uygulanacak usül ve esasların düzenlendiğinin vurgulanması gerektiği, Bu noktadan hareketle, Kanun koyucunun iradesinin, sit alanı ilan edilen alanların korunmasında çevre düzeni planının ve notlarının sit statüsüne uygun hale getirilmesi yönünde olduğuna göre, sit alanlarıyla ilgili kararların mevzuatta farklı ölçeklerde karşımıza çıkan çevre düzeni planları ile plana aktarılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, Davaya konu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının plan notları değerlendiğinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı, alt ölçekli imar planlarının yapım aşamasında ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınacağı, tarımsal niteliği korunacak alanlarda ise mutlaka ilgili kurumlardan alınan görüşler doğrultusunda yapılaşma olabileceği, çevre düzeni planı ölçeğinde getirilen kullanım kararlarının o bölgenin mutlaka yapılaşacağı yönünde olmayacağı, Dosya içeriğinden, plan araştırma raporunda, planlama bölgesindeki tarımsal toprakların niteliği ve kullanım kabiliyeti ile değerli tarım topraklarının mekânsal dağılımını tespit etmeye ve değerlendirmeye yönelik veri ve bilgilerin toplanmış olduğu, bunların analiz edildiği ve eşik çalışmaları bağlamında dikkate alındığı ve sonuç olarak planlama bölgesi içinde yerleşilebilir ve yerleşilemez alanların eşikler doğrultusunda belirlendiğinin anlaşıldığı, Diğer taraftan, bölgenin özelliği, nüfus baskısı, yerleşim alanı gibi ihtiyaçlar kentlerin gelişme yönü mekansal gelişme eğilimleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda, şematik olarak yerleşme alanlarının belirlendiği ve davacının itiraz ettiği bu alanların mutlaka yapılaşmaya açılacağı anlamına gelmediği, Davalı idarece, 10/10/2018 tarihli ÇDP değişikliği ile alanların çoğunda (Yazıbaşı güneyi sanayi+gelişme alanı, Ulucak batısı demiryolu ve otoyolun güneyi, Kemalpaşa da kentsel gelişme ve tercihli kullanım, Torbalı Ayrancılar aksında sanayi ve gelişme, Selçuk'ta gelişme alanı, Menderes gelişme alanı, Urla gelişme alanı, Ulucak gelişme alanı, Çandarlı, turizm+gelişme alanları) getirilen kullanım alanlarının daraltılarak sorunun giderildiği, Güzelbahçe yerleşimine ilişkin olarak bilirkişi kurulunca da şehircilik ilkelerine planlama esaslarına aykırılık tespit edilmediği, Diğer taraftan, Kemalpaşa organize sanayi bölgesi kararının yasal mevzuat uyarınca oluşturulmuş bir yatırım kararı olması nedeniyle plana işlenmesinde mevzuaata aykırılık görülmediği, bu itibarla Subaşı sanayi ve depolama alanı dışında getirilen kentsel gelişme alanlarına yönelik şehircilik ilkelerine plan esaslarına kamu yararına aykırılık görülmemdiği, Dava konusu 1/100.000 ölçekli planda Subaşı'nda öngörülen sanayi ve depolama alanının yüzölçümünün oldukça fazla olduğu, halbuki Plan Açıklama Raporu’nda bölgedeki verimli tarım arazilerinin varlığının kabul edildiği ve bölgede sadece onaylanmış sanayi-depolama amaçlı imar planlarının bulunduğu alanların gösterildiğinin vurgulandığı, bölgedeki sanayi-depolama amaçlı kullanımların arttırıldığı, mevcutta tarım arazisi olarak gözüken alanların planda sanayi-depolama alanı olarak önerildiği, Subaşı yerleşiminin mevcut büyüklüğü ve öngörülen yeni sanayi ve depolama alanlarının toplam yüzölçümüyle karşılaştırılınca büyük bir alanın bu fonksiyon için ayrıldığı, oysa bu noktada böyle bir ağırlık merkezi yaratmayı anlamlı kılacak bir gelişme olduğunun söylenemeyeceği, Torbalı bölgesinde ciddi bir sanayi öngörüsü bulunan planın, Torbalı’ya yakın mesafede olan ancak sanayi-depolama açısından yakın ilişkide bulunmayan bu noktada böylesine büyük alan kullanımlı bir sanayi ve depolama alanı açmasının bölge için stratejik bir karar olduğu, ancak gerekçesinin bulunmadığı, bölgede demiryolu olmakla beraber, bu demiryolu hattı ile de bütünleşebilen bir alan olarak planlanmadığı, bu büyük sanayi ve depolama alanının içinde Küçük Menderes eski nehir yatağı olmasının da önemli bir jeomorfolojik ve doğal unsur olduğu, burada taşkın olasılığı ile beraber bu öğenin doğal bir değer olarak da görülmesi ve korumacı bir yaklaşımla planlanması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, bu kısma ilişkin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmediği gerekçesiyle, İzmir ili, Torbalı ilçesi, Subaşı Mahallesi'nde tarım alanlarının sanayi ve depolama alanına dönüştürülmesine ilişkin kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının, davanın reddine ilişkin kısmı yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, Daire kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısım yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu kentsel gelişme kararları ile sanayi alanları yönünden; Bilirkişi raporunda, dava konusu Çevre Düzeni Planına yönelik olarak; nüfus projeksiyonları ve buna bağlı nüfus atamalarının yanlış belirlendiği, plana ilişkin verilerin de güncel olmadığı tespitlerine yer verilmiş olup, planın güncel verilere dayanmaması, gelişme öngörülerinin yanlış belirlenmesine ve gereğinden daha büyük nitelikte gelişme alanları ile sanayi alanlarının planlanmasına yol açabileceğinden, bu hususun planın bu kararlarını sakatlar nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu edilen planın Bergama ilçesinde belirlenen gelişme alanlarına yönelik olarak temyize konu kararda, herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmadığı ve gerekçeye yer verilmediği, bu durumun da Anayasa ve 2577 sayılı Kanun'da yer alan, kararların gerekçeli olması gerektiğine ilişkin kurallara aykırı olduğu açıktır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemin kısmen kabulü, kısmen reddi ile davalı idarenin temyiz isteminin reddi ve Daire kararının yukarıda belirtilen kısımlar yönünden bozulmasının, diğer kısımlar açısından onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye … ve Üye …'in davacı Oda'nın dava konusu planın iptalini istemede hukuki menfaatinin bulunmadığı yolundaki usule ilişkin oylarına karşılık, bakılan uyuşmazlıkta davacının dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek ve dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli Çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 ve tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır. Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18. maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir. Anılan 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4. fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir."; 5. fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralları bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyize konu Daire kararında, yargısal inceleme davacının itirazları numaralandırılmak suretiyle yapılmış olup, Kurulumuzca da aynı usul benimsenerek değerlendirme yapılmıştır. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, İtiraz 15- Bergama kentsel gelişme alanları haricinde kalan kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. İtiraz 15- Bergama kentsel gelişme alanları yönünden yapılan değerlendirme: Davacı tarafından, plan açıklama raporunun 44. sayfasında, Bergama ilçesi açısından yaklaşık 900 hektar aktif kentsel kullanım alanlarının büyüklüğüne ihtiyaç duyulduğu belirtilmesine karşın, alanda, yaklaşık 1500 hektar gelişme alanı belirlendiği ileri sürülmüştür. Davalı idare tarafından, Bergama ilçesinde gelişme alanları belirlenirken İller Bankası tarafından hazırlanan ve Belediyesi tarafından onanan planlar ile yörenin ihtiyaç ve taleplerinin dikkate alındığı, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi Bergama'da planlanan gelişme alanlarının 1500 hektar büyüklüğünde olmayıp yaklaşık 750 hektar büyüklüğünde belirlendiği, davacının, mevcut Bergama yerleşiminin bulunduğu alanları da kentsel gelişme alanı olarak algıladığı savunulmaktadır. Bilirkişi raporunda, plan açıklama raporu’nun 41. sayfasında sunulan Tablo 7 de Bergama’da 751 hektar alanın planlandığı, mevcut yerleşik alanın ise 704 hektar olduğunun belirtildiği, aynı tablonun, plan açıklama raporundaki ifadeye paralel olarak bölgede onaylı imar planı olan alanların büyüklüğünü 2160 hektar olarak sunduğu, davaya konu planın … sayılı paftasında önerilen gelişme alanlarının mevcut yerleşik alan büyüklüğünden önemli oranda farklı olmadığının açıkça görüldüğü, bu yüzden Kurulun, Plan Açıklama Raporu ile plan gösterimleri arasında bir uyuşmazlık olduğu sonucuna ulaşmadığı ve davacının iddia ettiği gibi 1500 hektar alanın kentsel gelişme alanı önerildiği bulgusuna rastlanmadığı, Diğer taraftan; J18 sayılı plan paftasında, Bergama’nın doğusunda önerilen kentsel gelişme alanlarının arkeolojik sit alanlarının üzerinde önerildiğinin açıkça görüldüğü, plan paftasında arkeolojik sit alanlarının “A” notasyonu ile gösterildiği, her ne kadar çevre düzeni planlarının dili grafik/şematik olsa da “arkeolojik sit alanlarının korunması” kaygısıyla planın bu kısmında arkeolojik sit alanlarının sınırlarının grafik/şematik olarak gösterilmesi ve sınırları grafik/şematik olarak gösterilen alanın üzerine “A” notasyonunun yazılmasının, bu bağlamda söz konusu alanda kentsel gelişme alanlarının daraltılmasının, planın koruma ilkeleri açısından daha doğru bir karar olacağı, İlaveten, bilirkişi kurulunca, Bergama’nın çevresinde Bergama’nın mevcut yerleşik alan büyüklüğünde bir alanın kentsel gelişime açılma nedenini anlaşılamadığı, Bergama’nın güney ve doğu kesiminin dikili tarım arazileri tarafından oluşturulduğunun açıkça görüldüğü, planın bu kısımlarında, mevcutta tarım arazisi olarak gözüken yerlerde kentsel gelişme alanları önerildiği, bölgedeki mutlak tarım arazilerinin korunması adına Bergama’nın batısını (bilirkişilerce sehven güneyini ve doğusunu yazılmıştır) kentsel gelişime açmanın en doğru karar olacağı, Bergama’nın batısında plan paftalarında üniversite alanı olarak gözüken (“Ü” notasyonlu alan) alanın çevresinde (yolun kuzeyinde) bir tarım arazisi gözükmediği, plan paftasında burada önerilen kentsel gelişme alanında planın koruma ilkeleri bağlamında herhangi bir sakınca gözükmediği, önerilen kentsel gelişme alanının yönünün Bergama’nın batısı Tepeköy-Bergama arası yolun kuzeyi olmasının en doğru plan kararı olacağı, bu bağlamda, Bergama’nın güney ve doğusunda önerilen kentsel gelişme alanlarının bölgedeki tarım arazilerinin korunması için daraltılması gerektiği, 10/10/2018 onay tarihli çevre düzeni planı değişikliğinde J18 sayılı plan paftasında itiraza yönelik herhangi bir değişiklik gerçekleştirilmediği, tarım arazilerinin daraltıldığına ve arkeolojik sit alanlarına yeterince dikkat edilmediğine ilişkin açıklanan sorunun devam ettiği yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir. Daire tarafından, temyize konu kararda, İtiraz-15 başlığı altında davacının Bergama ilçesine yönelik iddialarına, buna ilişkin olarak davalı idarenin savunmasına ve bilirkişilerin belirtilen alan açısından tespitlerine yer verilmesine karşın, gerekçe kısmında, Bergama özelinde değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Dosyanın incelenmesinden, Bergama ilçesi açısından, çevre düzeni planına ait plan açıklama raporundaki değerlendirmelere bakıldığında; "Bergama: Bergama kentinin 2000 yılı nüfusu ile 2005 yılı projeksiyon değerlerine bakıldığında, nüfus artışının süreceği görülmektedir. Plan döneminde ilçede turizm, tarımsal sanayi ve hayvancılığa bağlı olarak gelişimin süreceği beklenmektedir. Bu çerçevede Bergama İlçesi için 2025 hedef yılında 142.000 kişilik nüfus kabulü yapılmıştır." (sy 10), "Çandarlı’da Kuzey Ege Çandarlı Limanı ve Tersane yatırımı gerçekleşecek, çevredeki yerleşmeler bu gelişme ile şekillenecektir. Aliağa ve Bergama Organize Sanayi Bölgelerinin önemi artacak, gelişmesi hızlanacaktır." (sy 22) "BERGAMA: Hedef yıl için 142.000 kişilik nüfus kabul edilen Bergama kentinde, onaylı imar planlarının yetersiz olması nedeniyle, İller Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü aracılığıyla yeni imar planlarının elde edilmesi süreci tamamlanmış, ortaya çıkan sonuçlar da dikkate alınarak yeni gelişme alanları düzenlenmiştir. Kentsel gelişme alanlarının büyük kısmı, ilçe merkezinin batısında düzenlenmiş ve güney kesimdeki Bakırçay Büyük Ovası içerisinde kalan verimli tarım arazilerinin korunması amaçlanmıştır. Yerleşme içinde kentsel ve arkeolojik sit alanlarının da yaygınlığı, yapılaşmanın bu alanların dışındaki bölümlere kaydırılması ve son yıllarda artan turizm etkinliğinin artacağı, kentte yerleşim alanı dışında turizm alanı için de gelişme alanlarına gereksinim duyulacağı düşünülerek, gereksinimin üzerinde bir gelişme alanı belirlenmiştir. Kentin kuzeybatısında turizm tesislerinin de planlanması için düzenlenen gelişme alanlarında yer alacak turizm alanlarının yapılaşma koşullarının alt ölçekli planda belirlenmesi, bu bölgede düzenlenecek turizm tesis alanları dışında kalan bölge için geçerli olması kararlaştırılmıştır." (sy 32-33) "Arkeolojik Sit Alanları Planlama Bölgesi içinde yer alan arkeolojik sit alanlarından 1/100.000 ölçekte algılanabilir olanlar alansal olarak plan üzerine aktarılırken, daha küçük olan arkeolojik sit alanlarına ise sembol olarak plan üzerinde yer verilmiştir. Arkeolojik sit alanı olarak tanımlanan alanlarda uygulamalar, sit dereceleri dikkate alınarak ilke kararları doğrultusunda gerçekleştirilecektir. Çok sayıda arkeolojik sit alanının bulunduğu planlama bölgesi içinde yerleşim merkezlerinin gelişmesi açısından bakıldığında, İzmir’de Bergama, Foça, Urla ve Selçuk ilçeleri, Manisa’da Akhisar, Alaşehir ilçeleri ile Sart mahallesi arkeolojik sit alanları ile iç içe ya da bitişik konumlanışları nedeniyle tescil kararlarından doğrudan etkilenen yerleşmeler olarak öne çıkmaktadır." (sy 62) şeklinde ifadeler kullanıldığı görülmektedir. İzmir Merkez Kent dışında kalan ilçelerden olan Bergama açısından, nüfus tahminleri yapıldığı, ilçede turizm, tarımsal sanayi ve hayvancılığa bağlı olarak gelişimin süreceğinin beklendiği, Çandarlı’da öngörülen Kuzey Ege Çandarlı Limanı ve Tersane yatırımının gerçekleşmesi ile Bergama açısından da gelişmenin hızlanacağı yönünde saptamalara ek olarak, Bergama'da onaylı imar planlarının yetersiz olması nedeniyle, İller Bankası aracılığıyla yeni imar planlarının elde edilme sürecinin tamamlandığı ve ortaya çıkan sonuçlar dikkate alınarak yeni gelişme alanları düzenlendiği, kentsel gelişme alanlarının büyük kısmının, ilçe merkezinin batısında düzenlendiği, bu sayede güney kesimdeki Bakırçay Büyük Ovası içerisinde kalan verimli tarım arazilerinin korunmasının amaçlandığı, plan paftalarına bakıldığında da, plan açıklama raporuna uyumlu şekilde, ağırlıklı olarak Bergama'nın batısında gelişme alanlarına (güney ve doğuda da sınırlı olacak şekilde gelişme alanı belirlenmiş ise de) yer verildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, Bergama'da, çok sayıda arkeolojik sit alanı bulunduğunun ve arkeolojik sit alanları ile iç içe ya da bitişik konumlanışları nedeniyle tescil kararlarından doğrudan etkilenen yerleşmeler arasında Bergama'nın da yer aldığı plan açıklama raporunda vurgulanmaktadır. Bu itibarla, Bergama'da belirlenen gelişme alanlarının, İzmir ili gelişme öngörüsü doğrultusunda planlandığı görülmekte olup, hukuka uygun olduğu anlaşılan söz konusu plan kararına yönelik davacının iddiaları ile bilirkişi kurulunun aksi yöndeki tespitlerine itibar edilmediğinden, bu kısma ilişkin olarak yapılan temyiz isteminin belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, aşağıdaki hususlara yönelik temyiz istemlerinin açıklamalı olarak reddedilmesi gerekmiştir: İtiraz 2- Torbalı çevresinde (Pancar-Yazıbaşı) öngörülen sanayi alanları Dava konusu Çevre Düzeni Planının Açıklama Raporu Syf. 17'de, "3.4.3. Endüstriyel Gelişmeler Planlama Bölgesi içinde yerleşim merkezlerinden kopuk endüstriyel gelişmeler genel olarak önemli ulaşım aksları üzerinde yer seçmiştir. Yapılaşmalar genel olarak tek tesis ölçeğinde mevzii olarak gerçekleşmiş, belirli bölgelerde zamanla bir araya gelerek yoğunlaşmalar yaşanmıştır. Bir bölümünün yasal dayanakları tartışmalı olan bu yapılaşmaların, bulundukları alanlarda dondurulması, altyapı sorunlarının giderilmesini sağlayacak düzenlemelerin yapılması ve benzer biçimde tekil yeni sanayi tesislerinin yapılmasının önlenmesi gerekmektedir... Benzer biçimde, İzmir-Torbalı aksında Torbalı belediye sınırları içinde yapılmış olan tesisler önemli tarımsal alanların ortadan kaldırılmasına neden olmuştur. Aynı bölgede, Ayrancılar-Pancar aksında yerel yönetimler tarafından onaylanan imar planlarıyla endüstriyel gelişmelerin önü açılmış, bölgede yer seçimi yapılmış organize sanayi bölgeleri boş kalırken, altyapısız, arıtmasız planlanmış alanlarda hızla yeni yapılaşmalar gerçekleşmiştir. Ulucak-Kemalpaşa bölgesinde tekil yapılaşmış tesislerin bulunduğu bölgenin organize sanayi bölgesine dönüştürülmesi, Yazıbaşı-Torbalı bölgesinde var olan tesislerin çevresindeki alanlar için sanayi amaçlı planların hazırlanması ve uygulamalarının gerçekleştirilmiş olması, geniş tarımsal alanların yitirilmesine neden olmuştur. İzmir-Aliağa aksında, Türkeli ve Helvacı bölgesinde endüstriyel gelişmelerin bulunduğu alanlarda imar planlarının hazırlanması, bu alanlarda endüstriyel gelişmeyi özendirmiştir. Planlama Bölgesi genelinde, tekil yapılaşma isteklerinin altında tarımsal üretimden kaynaklanan “tarımsal sanayi” alanı gereksinimi yatmaktadır. Bu nedenle, planlama çalışmasında tarımsal ürünlerin değerlendirilmesine yönelik alan gereksinimi giderilmesine ilişkin kararlar geliştirilmesi benimsenmiştir. Diğer endüstriyel gelişmelerin tekil yapılaşmasının engellenmesi, organize nitelikte olmayan sanayi alanlarının organize duruma getirilmesi, yeni sanayi gelişiminin ihtisaslaşmış ve organize nitelikte gerçekleşmesi için gerekli kararların üretilmesi planlama aşamasında benimsenen ilkelerdendir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Açıklama Raporu Syf. 51'de, "Ayrancılar-Pancar-Yazıbaşı: Bu bölgede mevcut durumda bütünleşik halde sanayi tesislerinin kurulduğu, tarımsal niteliğini yitirerek yapılaşmış bölümler planda sanayi alanı olarak düzenlenmiştir. Bu bölgelerdeki imar planlarının, planlama aşamasında gerekli olan tüm kurum ve kuruluş görüşlerinin yeniden alınması sonrasında çevre düzeni planı kararları doğrultusunda revize edilmesinin gerekliliği de çevre düzeni planının kararlarındandır. Pancar Mahallesi sınırları içinde, Organize Sanayi Bölgesi olarak belirlenmiş ve henüz yapılaşmanın başlamamış olduğu alan çevresindeki sanayi alanlarının organize sanayi bölgesi ile birleştirilmesi, var olan ve gelecekte daha da büyümesi kaçınılmaz olan çevresel sorunların önlenebilmesi için zorunludur. Bu alanın bütünleşik olarak organize sanayi bölgesine dönüştürülmesinin gerek çevresel açıdan gerekse altyapı açısından uygun olduğu değerlendirilmektedir." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. Açıklama raporunda yer verilen yukarıda da değinilen hususlar doğrultusunda, Torbalı çevresinde (Pancar-Yazıbaşı) öngörülen dava konusu sanayi alanlarının, dava konusu Çevre Düzeni Planının, geniş tarımsal alanların yitirilmesine sebep olan tekil yeni sanayi tesislerinin önlenmesi, organize nitelikte olmayan sanayi alanlarının organize duruma getirilmesi, yeni sanayi gelişiminin ihtisaslaşmış ve organize nitelikte gerçekleşmesi için gerekli kararların üretilmesi hedefi çerçevesinde, sanayi alanlarının belli bir yerde toplanması amacıyla planlandığı görülmekte olup, hukuka uygun olduğu anlaşılan söz konusu plan kararına yönelik davacının iddiaları ile bilirkişi kurulunun aksi yöndeki tespitlerine itibar edilmemiştir. İtiraz 10-Ulucak'ın batısında öngörülen kentsel gelişme alanı Ulucak'ın batısında öngörülen kentsel gelişme alanının, dava konusu Çevre Düzeni Planının Açıklama Raporu Syf. 7'de, "İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içine katılan ve 29 Mart 2009 tarihinde gerçekleşen yerel seçimlerde mahalleye dönüştürülen ilk kademe belediyelerinden bir bölümü de ilçe merkezlerinde olduğu gibi İzmir Merkez Kentten kaynaklanan endüstriyel gelişmelerden etkilenerek gelişmiştir. Bunlar içinde Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi bitişiğinde konumlanan Ulucak, İzmir-Torbalı aksında yer alan Ayrancılar, Yazıbaşı ve Pancar yerleşmelerinde endüstriyel gelişmeler ve bu endüstriyel gelişmelere koşut ortaya çıkan önemli büyüklüklerde konut gelişmeleri izlenmektedir. " açıklamasına, Açıklama Raporu Syf. 31'de, "İzmir Merkez Kent için gerekli alan büyüklüğüne ve mevcut yerleşme çevresinde var olan eşiklere bakıldığında, İzmir merkez kent çevresinde belirlenen düzeyde bir alanın planlanarak gelişmeye açılmasının olanaklı olmadığı açıktır. Bu nedenle, bugün için İzmir merkez kent olarak bir bütün olarak tanımlanan yerleşik alan, plan dönemi sonunda saçaklanmalarla genişleyecek, nüfusun bir bölümü doğal eşiklerin ve tarım alanlarının da ötesinde, ulaşım olanakları güçlendirilmiş çeperdeki küçük kent bölümlerinde yaşar duruma gelecektir. İzmir çevresinde yeni yer seçen çalışma alanlarının, organize sanayi bölgelerinin ve toplu konut yatırımlarının dağılımı böylesi bir yönlenmeyi kolaylaştırırken, İzmir merkez kentte artan ulaşım süreleri ve maliyetleri de nüfusun merkez kent dışında, çalışma alanlarına yakın yerleşmesini özendirmektedir." açıklamasına yer verilmiştir. Çevre Düzeni Planı çalışmasında Merkez Kent nüfusunda, göçlerle desteklenmiş biçimde oluşacak nüfus artışının bir bölümünün Merkez Kent dışındaki yakın yerleşim merkezlerinde yerleşeceği varsayımıyla düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle büyük çalışma alanlarının da bulunduğu Aliağa, Helvacı, Türkeli, Maltepe, Seyrek, Pancar, Oğlananası, Ayrancılar, Yazıbaşı, Kemalpaşa, Ulucak, Seferihisar çevrelerinde bu yerleşmelerin gereksinimlerine ek olarak kentsel gelişme alanları düzenlenmiştir. Açıklama Raporu Syf. 35: "Ulucak: 5747 sayılı Yasa ile Kemalpaşa’nın mahallesi durumuna gelen Ulucak’ta, hedef yıl için gerekli alanın oldukça üstünde bir alan planlanmış olup sanayiden kaynaklı gelişme potansiyeli dikkate alınarak planlı gelişme alanları korunmuştur." şeklinde açıklanan İzmir ili gelişme öngörüsü doğrultusunda planlandığı görülmekte olup, hukuka uygun olduğu anlaşılan söz konusu plan kararına yönelik davacının iddiaları ile bilirkişi kurulunun aksi yöndeki tespitlerine itibar edilmemiştir. Öte yandan, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, 10/10/2018 tarihli Çevre Düzeni Planı değişikliğinde, dava konusu edilen alanın güneyinde yer alan kentsel gelişme alanlarının da kaldırıldığı göz önünde bulundurulduğunda, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, bu bölge için öngörülen sanayiden kaynaklı gelişme gereksinimi çerçevesinde planlanan söz konusu gelişme alanları hukuka uygun görülmüştür. İtiraz 11- Kemalpaşa çevresinde öngörülen kentsel gelişme alanları Kemalpaşa çevresinde öngörülen kentsel gelişme alanlarının, dava konusu Çevre Düzeni Planının Açıklama Raporu Syf. 9-10'da, "Kemalpaşa: Endüstriyel gelişmelerin nüfus artışını desteklediği bir diğer ilçe merkezi olan Kemalpaşa'da bireysel olarak yapılaşmış sanayi tesislerinin bulunduğu geniş alanların, sanayi tesislerinden kaynaklanan kirliliğin kontrol edilebilmesi, altyapı yatırımlarının bütüncül olarak yapılabilmesi ve sanayinin düzenli gelişmesinin sağlanması gibi nedenlerle bu ilçede organize sanayi bölgesi yer seçimi yapılmış olması, bu alanda sanayi tesislerinin sayıca artışını desteklemektedir. Bu durum gerek Kemalpaşa ilçe merkezinde ve gerekse yakın çevresinde yer alan diğer yerleşmelerde, yerleşmenin kendi dinamiklerinden kaynaklanan artışın üstünde bir nüfus artışının ortaya çıkmasına neden olabilecek gibi görülmektedir." açıklamasına, Açıklama Raporu Syf. 31'de, "Çevre Düzeni Planı çalışmasında Merkez Kent nüfusunda, göçlerle desteklenmiş biçimde oluşacak nüfus artışının bir bölümünün Merkez Kent dışındaki yakın yerleşim merkezlerinde yerleşeceği varsayımıyla düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle büyük çalışma alanlarının da bulunduğu Aliağa, Helvacı, Türkelli, Maltepe, Seyrek, Pancar, Oğlananası, Ayrancılar, Yazıbaşı, Kemalpaşa, Ulucak, Seferihisar çevrelerinde bu yerleşmelerin gereksinimlerine ek olarak kentsel gelişme alanları düzenlenmiştir." açıklamasına yer verilmiştir. Açıklama Raporu Syf. 35'te, "KEMALPAŞA: Hedef yıl için 174.000 kişilik nüfus kabul edilmiştir. Hedef yıl için gerekli olan alanlardan daha büyük alanın planlı olduğu Kemalpaşa'da, Organize Sanayi Bölgesi'nin gelişmesine koşut olarak yeni nüfusun gelmesi olasılığı dikkate alınarak planlı alanlar korunmuştur. Mevcut planlarda yer alan tarım alanları ve orman alanları dışında kalan alanlar korunurken, 5216 sayılı Yasa ile Kemalpaşa'nın mahallesi durumuna gelen yerleşme alanları çevresinde, Kemalpaşa planlarına ek olarak gelişme alanları önerilmiş, Akalan ve Çambel mahalleleri arasında bulunan toplu konut alanına da planda ilave gelişme alanı olarak yer verilmiştir." şeklinde açıklanan İzmir ili gelişme öngörüsü doğrultusunda planlandığı görülmekte olup, hukuka uygun olduğu anlaşılan söz konusu plan kararına yönelik davacının iddiaları ile bilirkişi kurulunun aksi yöndeki tespitlerine itibar edilmemiştir. İtiraz 13- Menderes kentsel gelişme alanları Dava konusu Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporunun "İzmir Merkez Kent" başlıklı 3.2.1.1. sayılı maddesinde (syf 6), Menderes ilçesi, İzmir Merkez Kent kapsamında tanımlanmıştır. Bu doğrultuda, Menderes kentsel gelişme alanının, İzmir merkez gelişme projeksiyonu çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, Plan Açıklama Raporunun "İzmir ilinde kentsel gelişme alanlarına" ilişkin 4.4.1.2.1. sayılı maddesinde (syf.31), "İzmir Merkez Kent için gerekli olan alan büyüklüğüne ve mevcut yerleşme çevresinde var olan eşiklere bakıldığında, İzmir merkez kent çevresinde belirlenen düzeyde bir alanın planlanarak gelişmeye açılmasının olanaklı olmadığı açıktır. Bu nedenle, bugün için İzmir merkez kent olarak bir bütün olarak tanımlanan yerleşik alan, plan dönemi sonunda saçaklanmalarla genişleyecek, nüfusun bir bölümü doğal eşiklerin ve tarım alanlarının da ötesinde, ulaşım olanakları güçlendirilmiş çeperdeki küçük kent bölümlerinde yaşar duruma gelecektir." açıklamalarına yer verilmiştir. Öte yandan, açıklama raporunun 4.1.2. sayılı maddesinde (syf.23), Menderes-Aliağa demiryolu hattının metro standardına getirilmesinin, bu hat üzerinde yerleşmeyi özendireceği belirtilmiştir. Bu itibarla, İzmir Merkez Kent kapsamında planlanan ve İzmir ili gelişim öngörüsünün kapsamında olduğu anlaşılan, Menderes ilçesinde, metro standartına getirilmesi öngörülen demiryolu hattına kadar belirlenen dava konusu Menderes kentsel gelişme kararının, açıklama raporunda yukarıda belirtilen gerekçelere uygun olarak belirlendiğinin kabulü gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın kısmen reddine, kısmen iptale yönelik Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 24/05/2021 tarih ve E:2016/1937, K:2021/6642 sayılı kararının, Bergama kentsel gelişme alanı haricinde kalan kısmının ONANMASINA, İtiraz 7 ve İtiraz 12 yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile, 3.Daire kararının, Bergama kentsel gelişme alanı açısından yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, oyçokluğuyla, 4.Kesin olarak, 26/09/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY X- Dava konusu Çevre Düzeni Planının İtiraz 7- Yazıbaşı yerleşim merkezinin batısında öngörülen kentsel gelişme alanı yönünden; Uyuşmazlıkta, dava konusu Çevre Düzeni Planında Yazıbaşı yerleşim merkezinin batısında kentsel gelişme alanı olarak öngörülen alanın, 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dikili tarım arazisi olarak gösterildiği, davacı tarafından söz konusu bölgenin, İzmir Tarım İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı uyarınca "dikili tarım alanı" olduğu ve tarım dışı amaçla kullanılamayacağı yönünde görüş bildirildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Dairece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, "Daha önce iki plan arasında ölçü alınarak birebir alansal karşılaştırma yapılmaması gerektiği ve stratejik kararlar açısından değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmişti. Bu alandaki konunun bu yerleşim için azımsanamayacak büyüklükte olan ve kentsel doku içinde kalmış bir dikili tarım arazisiyle ilişkili olması, burada tarım-sanayi-konut kullanımlarının birlikte varolduğu bir kentsel doku öngörüsünün stratejik anlamda bir karar olabileceğinden yola çıkılarak önemsenmesi ve öiçekler arasında sürekliliğin sağlanması gerektiği görüşündeyiz. 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına kadar dikili tarım arazisinin kentsel doku içinde korunması ve sürdürülmesi sağlanmışken, 1/100.000 ölçekli üst ölçekli planda da bu konunun stratejik anlam içermesi söz konusudur. Burası sanayi alanı ile konut gelişme alanı arasında kalan, sanayi ile birlikte üretim ve araştırma kapasitesi sağlayabilecek, veya konut alanlarının içinde bir "kentsel tarım" yaklaşımına olanak sağlayan alanlar olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, zaten sanayi alanları açısından kararların revize edilmesi gerektiği belirtilen Ayrancı bölgesinin bu kısmında da dikili tarım alanının dikkate alınarak planlara işlenmesi, bu değerin yaşatılması için gerekli görülmektedir. Dolayısıyla bu haliyle davaya konu planın bu kısmı şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından uygun değildir." şeklinde tespit ve görüşlere yer verilmiştir. Bu durumda, hükme esas alınabilecek nitelikte olan bilirkişi raporu ile İzmir Tarım İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı görüş yazısı göz önünde bulundurulduğunda, dikili tarım arazisi niteliğinde bulunan Yazıbaşı yerleşim merkezinin batısındaki alanın, kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesine yönelik dava konusu Çevre Düzeni Planı kararında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Çevre Düzeni Planının İtiraz 7- Yazıbaşı yerleşim merkezinin batısında öngörülen kentsel gelişme alanına yönelik kısmı yönünden, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Dava konusu Çevre Düzeni Planının İtiraz 7- Yazıbaşı yerleşim merkezinin batısında öngörülen kentsel gelişme alanı yönünden; Dava konusu Çevre Düzeni Planında, Yazıbaşı yerleşim merkezinin batısındaki alan, kentsel gelişme alanı olarak öngörülmüş, davacı tarafından, söz konusu bölgenin, İzmir Tarım İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı uyarınca "dikili tarım alanı" olduğu ve tarım dışı amaçla kullanılamayacağı yönünde görüş bildirildiği iddia edilmiştir. Uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle söz konusu alanın niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekirken, Dairece, bu yönde bir inceleme yapılmaksızın, alanın tarım dışı amaçla kullanılamayacağına ilişkin İzmir Tarım İl Müdürlüğü tarafından tesis edilmiş bir işlemin bulunup bulunmadığı araştırılmadan ve bölgenin tarımsal niteliği ortaya konulmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, Daire gerekçesinde, Yazıbaşı açısından, dava konusu alanın bulunduğu bölgenin 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında da kentsel gelişme alanı olarak gösterildiği, söz konusu alanın, konumu ve büyüklüğünün, iki çevre düzeni planı arasındaki ölçek farkı dikkate alındığında, dava konusu planı kusurlandırabilecek stratejik nitelikte mekansal bir alana yönelik kullanım kararı olmadığı görülmektedir. Bu durumda, gerekirse bilirkişilerden ek rapor alınarak, yukarıda belirtilen hususun açıklığa kavuşturulması suretiyle, Dairece yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Çevre Düzeni Planının İtiraz 7 yönünden, davacının temyiz isteminin kabulü ile gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum. İtiraz 15, Bergama'da öngörülen kentsel gelişme alanı yönünden: Anayasa'nın "Duruşmaların Açık ve Kararların Gerekçeli Olması" başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı düzenlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulacağı kurala bağlanmış, 24. maddesinde ise kararda bulunacak hususlar sıralanmış ve maddenin 1. fıkrasının (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün belirtileceği vurgulanmıştır. Mahkeme kararları hüküm fıkrası ve hükmün dayandığı gerekçe ile bir bütün olduğuna ve gerekçesiz karar verilmesi mümkün olmadığına göre gerekçenin hem temyiz incelemesini yapacak merci açısından hem de kararı uygulayacak olan idare açısından yeterli açıklıkta olması gerektiğinde kuşku yoktur. Yargılama hukukunda, yargı (hüküm) uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin yargılama sürecinin sonunda ulaştığı "sonuç"tur. Yargı yerinin bu sonuca ulaşırken bir gerekçeye dayanması, hem Anayasamızda hem de yargılama hukukumuzda yer alan ilkelerdendir. Gerekçe yargıcın çözümlemek durumunda olduğu uyuşmazlığa uygulanması gereken soyut hukuk kuralının saptanmasında, yorumlanmasında ve tüm ayrıntılarıyla ortaya konulup nitelendirilen maddi olaya uygulanmasında izlemiş olduğu yöntemi gösteren ve bu özelliği sebebiyle yargılamanın nesnelliği ile varılan yargının doğruluğu konusunda davanın taraflarına güven, üst yargı yerine de denetleme olanağı veren açıklamadır. Yukarıda sözü edilen ilke ile sağlanmak istenen amaç da budur. Anlaşılabilir bir gerekçeye dayanmayan mahkeme kararlarının gerekçeli bir karar olarak kabulüne imkan bulunmadığı gibi ilgili mercilerin, kararın gerekçesinin ne olması gerektiği ya da gerekçe olarak belirtilen ifadelerin ne anlama geldiği konusunda bir yorum ya da belirlemede bulunmaları da beklenemez. Temyize konu kararın incelenmesinden; dava konusu edilen planın Bergama ilçesinde belirlenen gelişme alanlarına yönelik herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmadığı ve gerekçeye yer verilmediği, bu durumun da yukarıda aktarılan Anayasa ve 2577 sayılı Kanun'da yer alan, kararların gerekçeli olması gerektiğine ilişkin kurallara aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının gerekçe içermeyen Bergama ilçesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden de katılmıyorum. KARŞI OY XXX- İtiraz 12, Turgutlu kentsel gelişme alanı yönünden Dairece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; “...Davaya konu planın Plan Açıklama Raporu'nda yer alan Manisa'nın 2000 ve 2005 yılı nüfus verilerine göre, Turgutlu İlçe Merkezi, Manisa il sınırları içinde en yüksek oranda nüfus artışının görüldüğü yerleşmelerden olduğu, bu yerleşim yerinin nüfusunun gelecekte bölgedeki sanayi faaliyetlerinin artacağı kararına bağlı olarak artmasının öngörüldüğü, plan açıklama raporunun 35. sayfasında belirtildiği gibi çevredeki tarım alanlarının Turgutlu'nun büyümesi için bir doğal eşik oluşturduğu, diğer taraftan, 5403 sayılı kanun gereği mutlak tarım, sulu tarım, özel ürün arazisi ve dikili tarım arazilerinin korunmasının yasal bir zorunluluk olup kamu yararı kararı alınmadan bu alanlarda hiç bir şekilde yapılaşmaya açılamayacağı, davalının savunmasında tarım arazilerinin korunması yönünde hareket edildiğinin belirtildiği, ancak plan paftaları ile Google Earth uydu görüntüsü karşılaştırmasından kentin güneyinde de tarım arazileri olduğu ve önerilen kentsel gelişme alanlarının bu tarım arazileri üzerinde olduğunun açıkça görüldüğü, planda Turgutlu'nun güneyinde önerilen kentsel gelişme alanlarının, sanayi alanına bitişik Turgutlu-Irlamaz-Yaykın arası yol boyuncu çevresine göre nispeten daha az eğimli arazide, tarım arazileri üzerinde önerildiği kısımların ise uydu görüntüsüne göre yapılaşmış olduğu ve davaya konu plan Avşar ile Turgutlu arasında kentsel gelişme alanı önererek bu iki yerleşim yerinin birleşmesini öngördüğü; Avşar ve Turgutlu arası yol boyu tarım arazileri olduğu, Turgutlu'nun kuzeyinin ve batısında daha yoğun bir dikili tarım arazisi olduğu ve bu tarım arazilerinin bölgenin karakteristik özelliğini belirlediğinin açıkça görüldüğü, bu durumda kentin, bölgede alınan stratejik kararlar yüzünden (Turgutlu'nun batısında önerilen sanayi ile ilişkili alanlar) yoğun bir biçimde güneye ve yol boyunca doğuya büyümesinin kaçınılmaz olduğu, kentin gelişme yönü bağlamında alınan kararı bölgedeki tarım arazilerinin minimumda etkilenmesi bağlamında olumlu görüldüğü, Diğer taraftan Google Earth uydu görüntülerinde Turgutlu'nun güneyindeki her bir alanın tarım arazisi olmadığının da açıkça görüldüğü, Irlamaz-Turgutlu arasındaki yolun doğusunda kalan tarım arazilerinin korunup, bu tarım arazilerinin doğusunda yer alan yolun her iki tarafında kentsel gelişme alanları önermenin tarım arazilerinin korunması bağlamında irdelenebilecek bir yaklaşım olduğu, ayrıca Turgutlu'nun güneyinde her alanın tarım arazisi olmadığı, fakat bu bölgede yer yer dikili tarım arazileri de bulunduğundan davaya konu planda olduğu gibi bir bütün şeklinde duran yağ lekesi şeklinde bir kentsel gelişme alanı önermeyip mevcut yerleşik alana bitişik ancak sadece tarım arazilerinin bulunmadığı alanları da kentsel gelişme alanı olarak önermenin mümkün olduğu, bu şekilde davaya konu planda koruma-kullanma dengesi içerisinde bölgedeki tarım arazilerinin korunması sağlanabileceği, Davaya konu planın L19 sayılı plan paftasında Turgutlu'nun batısında Turgutlu'nun mevcut yerleşik alanının 2 katından büyük bir Organize Sanayi Bölgesi ve Sanayi Alanı önerildiği, Google Earth uydu görüntüleri incelendiğinde bu bölgede mevcutta Turgutlu'nun mevcut yerleşik alan büyüklüğünün 4'de 1'i büyüklüğünde bir sanayi alanın görüldüğü, özetle bu sanayi alanı 2040 yılına kadar yaklaşık 8 kat büyütüleceği, mevcutta tarım arazileri olan bir bölgede bu büyüklükte bir sanayi alanın önerilmesinin anlaşılmadığı, bu büyüklükte bir alanı kaldırmak için Turgutlu'nun doğusunda geniş bir alanı kaplayacak Turgutlu'nun mevcut yerleşik alanı kadar bir alan kentsel gelişime açıldığı, 10.10.2018 onay tarihli çevre düzeni planı değişikliğinde bu itiraz bağlamında her hangi bir düzenleye gidilmemiştir. Dolayısıyla sorunun devam ettiği" tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Uyuşmazlık, plan açıklama raporunun davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan halinin 36. sayfasında, "Manisa merkez, Turgutlu, Salihli, Akhisar, Saruhanlı, Alaşehir gibi önemli merkezler ile benzer alanlarda konumlanmış yerleşmelerin imar planları açısından en önemli sorun, plan kararlarıyla tarım alanlarının yapılaşmaya açılıyor olması" tespitine karşın, plan gösterimlerinde Turgutlu ilçesindeki tarım arazilerinin gelişime açıldığı iddiasından kaynaklanmaktadır. Plan açıklama raporunda yapılan değişiklikler ile bu ifade, plan açıklama raporundan çıkarılmış ise de, anılan tespitin değişmesini gerekli kılan hususlar, davalı idare tarafından ortaya konulamamıştır. Bu durumda, hükme esas alınabilecek nitelikte olan bilirkişi raporundaki tespitler göz önünde bulundurulduğunda, önerilen kentsel gelişme alanlarının ağırlıklı olarak tarım arazileri üzerinde olduğu, Turgutlu'nun batısında Turgutlu'nun mevcut yerleşik alanının 2 katından büyük bir "organize sanayi bölgesi ve sanayi alanı" belirlendiği, mevcutta tarım arazileri olan bir bölgede bu büyüklükte bir sanayi alanın önerilmesinin teknik ve hukuki gerekçelerinin ilçe açısından plan açıklama raporunda yapılan değerlendirmelerde somut olarak ortaya konulamadığı, sanayi kararlarına bağlı olarak Turgutlu'nun doğusunda, mevcut yerleşik alan kadar bir alanın kentsel gelişime açılmasında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının uyuşmazlığa konu alan açısından bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XXXX- İtiraz 15, Bergama kentsel gelişme alanları yönünden yapılan değerlendirme: Dairece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; J18 sayılı plan paftasında, Bergama’nın doğusunda önerilen kentsel gelişme alanlarının arkeolojik sit alanlarının üzerinde önerildiğinin açıkça görüldüğü, plan paftasında arkeolojik sit alanlarının “A” notasyonu ile gösterildiği, her ne kadar çevre düzeni planlarının dili grafik/şematik olsa da “arkeolojik sit alanlarının korunması” kaygısıyla planın bu kısmında arkeolojik sit alanlarının sınırlarının grafik/şematik olarak gösterilmesi ve sınırları grafik/şematik olarak gösterilen alanın üzerine “A” notasyonunun yazılmasının, bu bağlamda söz konusu alanda kentsel gelişme alanlarının daraltılmasının, planın koruma ilkeleri açısından daha doğru bir karar olacağı, İlaveten, bilirkişi kurulunca, Bergama’nın çevresinde Bergama’nın mevcut yerleşik alan büyüklüğünde bir alanın kentsel gelişime açılma nedenini anlaşılamadığı, Bergama’nın güney ve doğu kesiminin dikili tarım arazileri tarafından oluşturulduğunun açıkça görüldüğü, planın bu kısımlarında, mevcutta tarım arazisi olarak gözüken yerlerde kentsel gelişme alanları önerildiği, bölgedeki mutlak tarım arazilerinin korunması adına Bergama’nın batısını (bilirkişilerce sehven güneyini ve doğusunu yazılmıştır) kentsel gelişime açmanın en doğru karar olacağı Bergama’nın batısında plan paftalarında üniversite alanı olarak gözüken (“Ü” notasyonlu alan) alanın çevresinde (yolun kuzeyinde) bir tarım arazisi gözükmediği, plan paftasında burada önerilen kentsel gelişme alanında planın koruma ilkeleri bağlamında her hangi bir sakınca gözükmediği, önerilen kentsel gelişme alanının yönünün Bergama’nın batısı Tepeköy-Bergama arası yolun kuzeyi olmasının en doğru plan kararı olacağı, bu bağlamda, Bergama’nın güney ve doğusunda önerilen kentsel gelişme alanlarının bölgedeki tarım arazilerinin korunması için daraltılması gerektiği, 10/10/2018 onay tarihli çevre düzeni planı değişikliğinde J18 sayılı plan paftasında itiraza yönelik herhangi bir değişiklik gerçekleştirilmediği, tarım arazilerinin daraltıldığına ve arkeolojik sit alanlarına yeterince dikkat edilmediğine ilişkin açıklanan sorunun devam ettiği yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir. Bu durumda, hükme esas alınabilecek nitelikte olan bilirkişi raporundaki tespitler göz önünde bulundurulduğunda, önerilen kentsel gelişme alanlarının ağırlıklı olarak tarım arazileri (güney ve doğuda dikili tarım arazileri) üzerinde olduğu, doğuda önerilen kentsel gelişme alanlarının aynı zamanda arkeolojik sit alanlarının üzerinde de olduğu, diğer yandan, plan açıklama raporunda, Bergama’nın mevcut yerleşik alanı büyüklüğünde bir alanın kentsel gelişime açılmasının teknik ve hukuki gerekçelerinin ilçe açısından yapılan değerlendirmelerde somut olarak ortaya konulamadığı, belirtilen nedenlerle, bu alan açısından şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının söz konusu alan açısından bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.