7. Hukuk Dairesi 2023/2889 E. , 2024/2886 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3011 E., 2023/771 K. DAVA TARİHİ : 16.09.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/427 E., 2022/391 K. Taraflar arasındaki gabin nedeniyle miras payının devri sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davac…
**7. Hukuk Dairesi 2023/2889 E. , 2024/2886 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3011 E., 2023/771 K. DAVA TARİHİ : 16.09.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/427 E., 2022/391 K. Taraflar arasındaki gabin nedeniyle miras payının devri sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen Beşiktaş 6. Noterliği'nin 16/09/2020 tarihli miras pay devri sözleşmesindeki edimler arasında açık oransızlık olduğunu, davalının müvekkilinin maddi açıdan zor durumda olmasından ve Türkiye'deki yasal prosedürler ile Türkçe'ye hakim olmamasından yararlanarak müvekkiline akdettirdiği sözleşmenin gabin nedeniyle iptalini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; eğitimli, maddi durumu iyi ve 61 yaşında olan davacının deneyimsizliğinden faydalanıldığı ve gabin hali iddialarının gerçek dışı olduğunu, henüz terekede hiçbir malvarlığının bulunmadığını, ihtilaflı olmasının terekenin değerini düşürdüğünü, davacının miras payını başka kişilere de devrettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, davalarının gabin nedeniyle sözleşmenin iptaline dayandığını, müvekkilinin Türkçe'ye ve Türkiye'deki resmi prosedüre hakim olmadığından deneyimsiz ve tecrübesiz olduğunu, maddi durumunun kötü olduğunu, davalının bu durumlardan yararlandığını, edimler arasında aşırı oransızlık olduğunu, 112.000,00 TL'nin davacının edimi karşısında çok düşük kaldığını, davalının terekenin boş olduğuna ilişkin savunmasının 112.000,00 TL para ödemesi ile yahut sözleşmenin iptaline yanaşmaması ile çelişkili olduğunu, bu çelişkiler giderilmeksizin eksik inceleme ile karar verildiğini, ... hanedanından müvekkiline düşen miras payına karşılık 112.000,00 TL'nin açık nispetsizlik olduğunu, davalı tanığının dinlenebilmesi amacıyla yazılan talimatın gereği yerine getirilmeksizin ve tanık dinlenmesine dair ara karardan rücu edilmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, delillerin toplanmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf başvurusundaki gerekçeleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, gabin nedeniyle miras payının devri sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 677 nci maddesi şöyledir: “Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar.” 2. Sözleşmenin aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi; sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak, zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28 inci maddesi ile aynen; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükmü getirilmiştir. 3. O halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir. 4. Aşırı yararlanma davasında öncelikle edimler arasındaki, açık oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü, psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir. 5.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31 inci maddesi şöyledir: "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." 3. Değerlendirme Somut olayda, 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma görevi çerçevesinde davacıdan miras payının devrine esas olan tereke mevcudu konusunda bilgi alınması, tereke mevcudu belirlendikten sonra değerinin belirlenmesi ve bu araştırmalar sonucu olarak öncelikle 3098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesinde yazılı objektif unsurun (edimler arasındaki açık oransızlık unsurunun) gerçekleşip gerçekleşmediği belirlendikten sonra subjektif unsurun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek subjektif unsurun gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Taraflar arasındaki uyuşmazlık, aşırı yararlanma hukuki sebebine dayalı miras payının devri sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karara yönelik istinaf istemi Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiş, hükmün temyizi üzerine Dairenin sayın çoğunluğu tarafından edimler arasında açık oransızlık unsurunun (objektif unsur) araştırılmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Sözleşmenin gabin (aşırı yararlanma) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmaya, mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış, 6098 s. Türk Borçlar Kanunun (TBK) 28. maddesinde; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükmü düzenlenmiştir. O halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir. Hemen belirtmek gerekir ki gabin davasında öncelikle edimler arasındaki, aşırı oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir. Kanundaki düzenleme gereğince aşırı yararlanmanın gerçekleşmesi için hem objektif, hem subjektif unsurun bir arada bulunması zorunludur. Somut olayda; davacı, dava değerini bildirmemiş, kendi edimini oluşturan değerler yönünden bilgi vermemiştir. Bu yönde öncelikle inceleme yapılması gerekmekte ise de; davacı tarafından dosyaya sunulan deliller, davacı tanık beyanları, davacının sosyo-kültürel yapısı değerlendirilmek suretiyle, TBK nın 28. maddesindeki "... zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği.." olgusunun, bir başka ifade ile aşırı yararlanmanın "subjektif unsurunun" ispatlanamadığı yönündeki İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeleri yeterli ve yerinde bulunmaktadır. Bu durumda, objektif unsurun gerçekleşmesinin sonuca hiç bir etkisi olmayacağı için, bu yönde araştırma yapılmasına işaret eden sayın çoğunluğun bozma kararına iştirak etmek mümkün değildir. Hükmün onanması gerektiği kanaatindeyim.