3. Ceza Dairesi 2021/15436 E. , 2023/1097 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2102 E., 2017/2081 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayı
**3. Ceza Dairesi 2021/15436 E. , 2023/1097 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2102 E., 2017/2081 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2017 tarihli ve 2017/483 Esas, 2017/140 sayılı kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.09.2017 tarihli ve 2017/2102 Esas, 2017/2081 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3. 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen bez parçasının herhangi bir örgütün bayrağı olmadığına, söz konusu bezin gerekçe gösterilerek sanığın gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğuna, sonrasında tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmesinin adil yargılanma hakkını kısıtladığına, dosyada sosyal medya hesaplarında arama veya el koyma kararının mevcut olmadığına, sanığın telefonuna el konulmasına rağmen herhangi bir telefon incelemesi yapılmadan iddianame hazırlandığına, eksik inceleme neticesinde hukuka aykırı karar verildiğine, sanığın kendisine ait olan Facebook hesabı ile kolluk fezlekesine konulan Facebook hesabının iki ayrı hesap olduğuna, sanığın kullandığı hesaptan propaganda kapsamına girebilecek herhangi bir paylaşımı bulunmadığına, dosyaya konulan hesabın kime ait olduğu konusunda bilirkişi incelemesi dahi yapılmadan sanık hakkında hukuka aykırı şekilde hüküm kurulduğuna, sanığın atılı suçu işlemediğine, suçlamayı kabul etmemekle birlikte, paylaştığı iddia edilen paylaşımların da örgüt propagandası kapsamına girmediğine, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkememizce yapılan yargılama sürecinde, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, mahkememizce edinilen vicdani kanaate göre; -Sanık hesabın kendisine ait olmadığını, hesabı kimin açtığını bilmediğini, gözaltına alındıktan sonra bu hesaptan haberdar olduğunu, bu paylaşımları kendisinin yapmadığını, hesaptaki fotoğrafların kendisine ait olduğunu, hesabı açan kişinin bu fotoğrafları nereden temin ettiğini bilmediğini savunmuştur. Ancak bu savunmaya, söz konusu hesapta sanığın fotoğraflarının bulunması, sanığın hesabının çalındığına ilişkin olarak herhangi bir yere başvurusunun olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde bu savunmanın hayatın olağan akışı içerisinde inandırıcı olmadığı, suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, hesabın sanığa ait olduğu ve davaya konu paylaşımları kendisinin yaptığı anlaşıldığından savunmasına itibar edilmeksizin esas yönünden incelemeye geçilmiştir. -Somut olaya baktığımızda mahkemizce yapılan değerlendirmede; terör olaylarının tırmanıp ülkenin güneydoğusundaki pekçok yerleşim yerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilip PKK terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında fiili çatışmaların yaşandığı dönem olan dönemde; -03.01.2016 tarihli; "Millet bağırsın her yanı Aşkım diye, hadi gel biz inletek yeri göğü, "Biji Serok Apo" diye" paylaşımı -02.11.2015 tarihli; "Özgürlük işareti yapanı vuruyorlarmış mııgoo beni de vur o zaman, devlet bey Be serok Jiyan Nabe", paylaşımı -03.08.2015 tarihli; "... Kimler geldi geçti hepsi bitti gitti PKK dimdik ayakta ....! PKK sonu gelmemiş bir romandır." paylaşımı -01.07.2015 tarihli ; "Bunu da yaz hakim bey ölürüz birimiz, her ... birimiz bir ... hepiniz, Biji Serok Apo diyeceksiniz", paylaşımı -14.05.2015 tarihli; "Gerilla Hat Meydane, Dıkın Kefu Seyrane, Yare Destemin Bıqre, Em Herin Kürdistanee" paylaşımı, -14.09.2014 tarihli paylaşımda; "Kürdistan Gerilla" Paylaşımlarını yapmak suretiyle ile PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ı övdüğü ve Abdullah Öcalan'ı yüceltmeye çalıştığı, sanığın PKK terör örgütünün eylemlerini meşru gördüğü/göstermeye çalıştığı, ayrıca bu eylemlerin daha da artırılarak sözde mücadelenin daha da yaygınlaştırılması konusunda kişileri etkilemeye çalıştığı anlaşılmaktadır. -21.03.2017 günü Gündoğdu meydanında Nevruz konulu gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantısına gelişi sırasında terör örgütü PKK'nın propagandası amaçlı bez parçasını taşıyan sanık ...'in yakalandığı, bu bez parçası PKK/KCK terör örgütü mensupları yandaşları ve/veya sempatizanlarınca gerçekleştirilen başta cenaze törenleri olmak üzere birçok eylem ya da etkinlikte örgütsel bir malzeme olarak kullanılan bir malzeme olduğu anlaşılmıştır. -Sanığın eylemlerinin gerçekleştirildiği yer, koşullar ve muhatapları, dinleyici kitlesi ve bu kitleyi harekete geçirme potansiyeli taşıdığı kuşkusuzdur. -Paylaşımlardaki terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemi olan silahlı mücadeleyi işaret ettiği konusunda da mahkememizde bir tereddüt bulunmamaktadır. Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yaparak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/2 nci maddesinde ve Anayasa'mızın 26/2 maddesinde belirtilen ulusal güvenliğe, toprak bütünlüğüne, kamu emniyetine, milli güvenliğe, kamu düzenine tehdit eden yasa dışı PKK/KCK terör örgütünün eylemlerini savaş olarak niteleyerek meşru gördüğü/göstermeye çalıştığı anlaşılmışır. Öte yandan; eylemlerin gerçekleştirildiği yerler, koşullar ve muhatapları ile muhatabı olan kişileri harekete geçirme potansiyeli bulunup bulunmadığı hususları dikkate alındığında; İfadelerin paylaşıldığı dönemdeki ülkenin içinde bulunduğu ortam, resimlerin ve yazının cebir şiddete teşvik edici olması, kamu düzeni ve güvenliğinin bozulması için açık ve yakın tehlike oluşturması gözetildiğinde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında sanığın mahkumiyetine, sanığın işlediği suç nedeniyle pişman olduğunun gözlemlenmemiş olması da nazara alınarak sanık hakkında TCK'nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair karar vermek gerektiği vicdani kanaatine varılmış ve hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; -Her ne kadar terör örgütü propagandası yapmak suçunda suç tarihi olarak son paylaşım tarihi kabul edilmekte ise de, somut olayda sanığın 21.03.2017 günü Gündoğdu meydanında Nevruz konulu gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantısına gelişi sırasında terör örgütü PKK'nın propagandası amaçlı bez parçasını taşırken yakalandığı anlaşıldığından, suç tarihi olarak 21.03.2017 tarihi kabul edilmiş, sanığın önceki eylemleri de TCK'nın 43 üncü maddesi kapsamında mütalaa olunmuştur. -Sanığın 03.01.2016 tarihli Facebook paylaşımlarının örgütün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerini meşru gösterici, övücü veya şiddeti teşvik edici nitelikte bulunmadığı, bu sebeple bu eylem yönünden atılı suçun unsurları oluşmadığı anlaşılmakta ise de, kabule alınan diğer eylemler yönünden dikkate alındığında bu husus temel cezanın tayininde ve 5237 sayılı Kanunu'nun 43 üncü maddesinin uygulanması kapsamında bu husus sonuca etkili görülmemiştir. Terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanun'un mer’i 7/2 nci maddesi şöyledir: “(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır: a) (Mülga: 27.3.2015-6638/10 md.) b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; 1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması, 2. Slogan atılması, 3. Ses cihazları ile yayın yapılması, 4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.” ……. Tarihi seyir içinde Kanun'un 12.04.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde, 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.02.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanun'la, ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur. Madde gerekçesinde, her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir. Aynı maddede, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanun'la yeniden değişiklik yapılarak propagandanın, “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir. Madde gerekçesinde, örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir. 18.07.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanun'la, anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma" suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir. Maddede 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanun'la suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak; “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme, AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır. Bilahare 27.03.2015 tarih 6638 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile, 7 nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye 3 üncü fıkra eklenmiştir. Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile de 7 nci maddenin 2 nci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır. TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir. TMK 7/2, 1 inci cümlede yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için: 1) “Propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi, 2) Yapılan propagandanın; • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sanığın kendisine ait olduğunu kabul etmediği facebook hesabına ilişkin olarak düzenlenen inceleme tespit ve değerlendirme tutanağında; atılı suça ilişkin birden fazla paylaşım yapıldığının tespit edildiği, sanığın paylaşımlarının kendisine ait olduğunu kabul etmediği, ancak 13 Şubat 2016 tarihli paylaşımının altında akrabalarından biri ile yazışma yaptığının görüldüğü, yapmış olduğu paylaşımların PKK/KCK terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösteren ve teşvik eden ifadeler içerdiği, örgüt mensuplarının kırsala giderek şiddet ve saldırı faaliyetleri yürütmelerinin övüldüğü, açıklama ile de paylaşımın sahiplenildiği, 21.03.2017 tarihli Nevruz konulu gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantısına geldiği sırada PKK'nın propagandasını yapmak amacıyla bez parçası ile yakalandığı, örgüte sempatiyi artırmak ve aktif desteğini sağlamak amacı taşıdığı nazara alındığında eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.09.2017 tarihli ve 2017/2102 Esas, 2017/2081 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.