11. Hukuk Dairesi 2010/283 E. , 2010/461 K. MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2008 tarih ve 2007/283 - 2008/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisinde…
**11. Hukuk Dairesi 2010/283 E. , 2010/461 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2008 tarih ve 2007/283 - 2008/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil şirketin sağlık alanında 1995 yılından beri faaliyette bulunduğunu ve “...Hastanesi” adını kullanmakta iken 07.12.1999 tarihinde isim değişikliğine giderek hastanenin adının “Yeni Umut Hastanesi” olarak değiştirilip faaliyetine devam ettiğini, müvekkil şirketin faaliyet tarihi ve hastanesinin ismini kullanım tarihinin davalının faaliyet tarihinden önce olduğunu, müvekkili şirketin bu ismi çok önceden kullanarak ve reklamını yaparak tanınır ve bilinir hale getirdiğini, davalının “UMUT HASTANESİ” ismini kullanarak müvekkiline ait isme tecavüz ettiğini ve iltibasa yol açtığını, dolayısıyla “Yeni Umut Hastanesi’ isminin gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, “Yeni Umut Hastanesi” isminin gerçek sahibinin müvekkili şirket olduğunun tespitini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin “umut hastanesi” markasını 11.05.1998 tarihinden beri kullandığını, davacı şirketin müvekkili şirketin markasını “Yeni Umut Hastanesi” olarak ve aynı hizmet sektöründe tescilsiz olarak kullanmakta olduğunu, davacı şirketin haksız kullanımı nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkiline ait Umut Hastanesi markasının davacı tarafça haksız kullanımının tespiti ve men’i için açılan davanın derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 19.02.2008 tarihli oturumunda davacı vekili beyanları ve davacı tarafın dava dilekçesindeki taleplerine göre davaya bakmanın mahkemenin görevine girmediği, tarafların ticari şirket olmaları nedeni ile uyuşmazlığa bakmanın ticaret mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, hükmün kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın Nöbetçi Kadıköy Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava, davacı şirketin işlettiği hastanede kullandığı "YENİ UMUT HASTANESİ" isminin gerçek hak sahibinin davacı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili şirketin işlettiği hastanenin adını "Yeni Umut Hastanesi" olarak değiştirip 1999 yılından beri faaliyetine devam ettiğini, müvekkil şirketin faaliyet tarihi ve hastanesinin ismini kullanım tarihinin davalının faaliyet tarihinden önce olduğunu, davalının "UMUT HASTANESİ" ismini kullanarak müvekkiline ait isme tecavüz ettiğini ve iltibasa yol açtığını ileri sürerek, "Yeni Umut Hastanesi" isminin gerçek sahibinin müvekkili şirket olduğunun tespitini talep etmiştir. Davalı vekili ise savunmasında, müvekkili adına 11.05.1998 tarihinden beri tescilli "UMUT HASTANESİ" ibareli markasına dayanmıştır. Bu nedenle davaya ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde bakılması gerekirken görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.