Başvuru, bir açık hava toplantısında yapmış olduğu konuşma nedeniyle başvurucu hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu işlediği gerekçesiyle yürütülen kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir açık hava toplantısında yapmış olduğu konuşma nedeniyle başvurucu hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu işlediği gerekçesiyle yürütülen kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/11/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, olayların geçtiği tarihte Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) genel başkanı ve Diyarbakır Milletvekilidir. Başvurucu, 1/8/2010 tarihinde Van ilinin Erciş ilçesinde düzenlenen ve BDP Erciş ilçe teşkilatınca organize edilen bir açık hava toplantısında konuşma yapmıştır. Söz konusu konuşma üzerine başvurucu hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu işlediği gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır. Anayasa'nın maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz." hükmü uyarınca yasama dokunulmazlığına sahip olan başvurucunun dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle anılan suçtan bir fezleke düzenlenmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulmak üzere Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. 2014 yılının Ekim ayında yaşanan ve ülkenin büyük bir bölümünü etkileyen şiddet olayları ve sonrasında 2015 yılının Haziran ayından itibaren ülkede yaşanan terör saldırılarının artması (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 28-33) dolayısıyla siyasi çevrelerde ve kamuoyunda milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması hususunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifi 12/4/2016 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuştur. Bu teklif; hâlihazırda Bakanlıkta, Başbakanlıkta, TBMM Başkanlığında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarının üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan yasama dokunulmazlığı dosyalarıyla ilgili olarak Anayasa'da ve TBMM İçtüzüğü'nde öngörülen yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin usulün uygulanmamasını ve bu dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili mercilere iade edilmesini öngörmektedir. Anayasa değişikliği 8/6/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göre anılan maddenin TBMM tarafından kabul edildiği 20/5/2016 tarihi itibarıyla maddede sayılan mercilere intikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasama dokunulmazlığına ilişkin hüküm uygulanmayacaktır. Ayrıca Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, TBMM Başkanlığında, Başbakanlık ve Bakanlıkta bulunan yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciine iade edileceği öngörülmüştür. Bu kapsamda başvurucu hakkındaki fezlekeye konu olan soruşturma dosyası da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü aracılığıyla gereğinin takdir ve ifası için Erciş Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Bunun üzerine Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı 1/9/2016 tarihinde başvurucu hakkında bir iddianame düzenlenmiştir. İddianamede başvurucunun açık hava toplantısında yapmış olduğu konuşmasının bazı kısımlarına yer verilip anılan suçun işlendiğine dair bir değerlendirme yapılmıştır. İddianamenin ilgili kısımları şöyledir:"Olay tarihinde BDP Erciş ilçe teşkilatı tarafından yapılan açık hava toplantısında, BDP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın Türkçe olarak yaptığı konuşmasında '12 Eylül darbe Anayasası’nın üç kafadarlar Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli tarafından ömrünün nasıl uzatılacağının konuşulduğunu, bu anayasanın halkın anayasası olmadığını, halkı inkar eden faşist bir anayasa olduğunu, Tayyip’in en büyük devrimci olarak ortaya çıktığını, ancak futbolculuğu ne kadarsa devrimciliğinin de o kadar olduğunu, kürt halkının kendi topraklarında zulme uğradığını, sandığa gitmeyerek referandumu boykot edeceklerini, zilanın torunlarının zilanın hesabını sormaya devam edeceğini' beyan ettiği, dosyadaki belgelerin incelenmesinde şüphelinin bölge farklılığı gözeterek halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği, yapmış olduğu konuşma esnası ve sonrasında miting alanında bulunan kitlenin PKK terör örgütü sözde lideri Abdullah Öcalan ...[ve] güvenlik güçlerince girdiği çatışmada öldürülen örgüt üyesi Yaşar Dilman (Rojhat) lehine sloganlar atıldığı, böylece kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığı, şüphelinin bu eyleminin 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Maddesinde düzenlenen halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu oluşturduğunun tespit edildiği..." Başvurucu hakkındaki iddianameyi kabul eden Erciş Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2017 tarihinde anılan suç yönünden kovuşturmanın ertelenmesi kararı vermiştir. Başvurucunun bu karara itirazı Erciş Ağır Ceza Mahkemesince 9/8/2017 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 19/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.