İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/222 KARAR NO : 2026/209 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 31/12/2025 NUMARASI : 2025/1219 Esas (Derdest) DAVA: Tazminat (6102 Sayılı TTK 396 Maddesi Gereği Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ....com ... A.Ş., müvekkil şirket ... A.Ş.’de %43,75 oranında pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, ancak davalının, EFT Ekspertiz üzerinden yürüttüğü faaliyetler ve Rekabet Kurulu’nun 20.07.2023 tarihli ve 23-... sayılı kararı ile de tescil edildiği üzere, rakiplerine karşı yürüttüğü haksız rekabet eylemleriyle müvekkil şirketi büyük bir maddi zarara uğrattığı sabit olduğunu, davalının, müvekkil şirkete karşı sadakat yükümlülüğünü (TTK m. 396) ihlal ederek kendi iştigal alanına rakip hizmetler sunması ve bu yolla müvekkil şirketin ticari geleceğini tehlikeye atması karşısında, dava süreci sonunda hükmedilecek olası tazminatların güvence altına alınması zorunluluk arz ettiğini, davalının müvekkil şirketi zarara uğratırken aynı zamanda şirketin kârından pay alması, dürüstlük kuralına ve şirketin mal varlığının korunması ilkesine aykırı olduğunu, bu nedenle, davanın etkinliğini korumak ve müvekkil şirketin uğradığı zararların ileride mahsubunu sağlamak amacıyla, davalının müvekkil şirketteki %43,75’lik payına isabet eden kâr paylarının (temettü) dağıtılmaması ve dava sonuna kadar tedbiren şirket bünyesinde tutulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık ispat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. HMK m.389 hükmü gereğince, ihtiyati tedbir talebinin dava konusu hakkında verilebileceği, kar payı dağıtılmasının durdurulması talebinin dava konusu olmadığı gibi yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı anlaşılmakla şartları oluşmayan talebin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki davanın, yalnızca geçmişe yönelik bir zarar iddiası olmadığını, davalının pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi sıfatıyla rekabet yasağına aykırı şekilde sürdürdüğü faaliyetlerin tespiti ve men’ine ilişkin olduğunu, davalının bu faaliyetlerden halen ekonomik menfaat sağlamaya devam ettiğini, talep edilen ihtiyati tedbirin devam eden hukuka aykırı ihlallerin sonuçlarının geçici olarak sınırlandırılmasına yönelik olduğunu, TTK M. 61 hükmünün özel düzenleme olduğunu, geniş yorumlanması gerektiğini, "yaklaşık ispat" koşulunun fazlasıyla gerçekleştiğini, telafisi güç zararların önlenmesi gerektiğini, davalı tarafın, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak şirketin ticari sırlarına vakıfken rakip faaliyetlerde bulunduğunu ve bu eylemleriyle şirketi zarara uğrattığını, bu süreçte davalıya kâr payı ödenmesinin, davacı şirketin kendi kaynaklarıyla haksız rekabeti finanse etmesi anlamına geleceğini, bu durumun yaratacağı maddi ve manevi zararın telafisinin, dava sonunda verilecek bir hükümle dahi mümkün olmayacağını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararının kaldırılmasını, davalıya yapılacak kâr payı (temettü) dağıtımının dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Talep, 6102 Sayılı TTK 396 maddesine dayalı haksız rekabet yasağının ihlal ettiğinin tespiti, tespit edilen haksız rekabet eylemlerinin durdurulması, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin derdest davada; davalının, davacı şirketteki %43,7'lik payına isabet eden kar paylarının (temettü) dağıtılmaması ve dava sonuna kadar tedbiren şirket bünyesinde tutulması hususunda ihtiyati tedbir istemidir. İlk derece mahkemesinde istemin reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut uyuşmazlıkta: dosyaya sunulan belgeler ile tedbir isteyen varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç iddialar ileri sürdüğü, yaklaşık olarak dahi haklılığına ispatlamış olmadığından ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep edenin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026