4. Hukuk Dairesi 2022/14201 E. , 2023/10141 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1079 E., 2022/1149 K. HÜKÜM/KARAR : Davalıların İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi/ Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/75 E., 2022/305 K. Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalıl
**4. Hukuk Dairesi 2022/14201 E. , 2023/10141 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1079 E., 2022/1149 K. HÜKÜM/KARAR : Davalıların İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi/ Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/75 E., 2022/305 K. Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hızır İnşaat A.Ş ve ... Beton San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından duruşmalı olarak, diğer davalılar ...İnşaat A.Ş ve ... Mad. İnş. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verildi. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Av. ..... ile davalılar Hızır İnşaat A.Ş. vekili Av. ... ..., davalı ...Ş. vekili Av....., davalı ... Mad. İnş. Pet. Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili Av. .....geldiler. Davalı ... Beton San. Tic. Ltd. Şti. tarafından gelen olmadı. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.10.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların maliki olduğu dava konusu 144 ada 3 parsel ve 100 parsel sayılı taşınmazın fındık bahçesi vasfında olup, 144 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ev ve ahırın bulunduğunu, davalılar tarafından işletilen taş ocağında dinamit patlatılması nedeniyle dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların ve fındık bahçesinin zarar gördüğünü, zeminde heyelan başladığını ve heyelanın etkisinin artarak devam ettiğini, bölgedeki insanların can güvenliğini tehlikeye soktuğunu, taşınmazda meydana gelen heyelanı davalıların işlettiği taş ocağındaki patlatmaların tetiklediği hususunun Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından hazırlanmış olan raporla sabit olduğunu, Ordu Valiliği İl AFAD Müdürlüğü tarafından davalı şirketlerin işlettiği taş ocakları nedeniyle oluşan yer altı hareketliliği ve heyelanların evlere ve araziye zarar verdiğinden ve can kaybına sebep olması ihtimali bulunduğundan bölgenin boşaltılması gerektiğinin rapor edildiğini ve davacı müvekkilinden taşınmazın tahliye edilmesinin istendiğini, müvekkilinin ata yurdu olan evinden taşınmak zorunda bırakıldığını belirterek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; bedel artırım dilekçesi ile talebini 382.594,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacıya ait taşınmazda meydana gelen zararlardan davalı şirketin herhangi bir sorumluğunun bulunmadığını, davalı şirketin kendisine verilen izin ve yetki dahilinde tüm kural ve mevzuata riayet ederek faaliyetlerini yürüttüğünü, müvekkilinin maden ruhsatını almasından önceki dönemde ... tarafından zemin etüdü ve proje hazırlatılıp tüm risk değerlendirmesinin yapıldığını ve buna göre ihale ile şirkete devredildiğini, davacı tarafın bir zararı varsa bu zarardan ...'nın sorumlu olduğunu, dava konusu taşınmazın heyelan bölgesinde olduğunu ve davalı şirketin faaliyetlerine başlamasından önce de hasar görmüş vaziyette olduğunu, zarar gördüğü iddia edilen yapının çok eski bir yapı olup, projesi ve mühendislik altyapısının bulunmadığını, davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgede çok sayıda firmanın faaliyet göstermekte olduğunu, iddia edilen zararın hangi tarihte hangi firmanın faaliyet alanında gerçekleştiğine dava dilekçesinde yer verilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Beton San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, zira dava konusu edilen zararın dayanağının taş ocağı patlatma çalışmaları neticesi meydana gelmiş olduğunun iddia edildiğini, davanın ise müvekkili şirkete açıldığını, haksız fiilde sorumluluğun şahsi olup, olayın meydana geldiği çalışma alanındaki taş ocağı madeninin ...'na bağlı MTA tarafından verilen maden ruhsatı ile müvekkili şirkete devredildiğini, bu nedenle kamu kurumundan verilen ruhsata güvenerek çalışma yapan müvekkili şirketin bir sorumluluğunun olmadığını, maden ruhsatı öncesinde bakanlık tarafından zemin etüdü ve proje hazırlatılıp, çevreye olumsuz etkisi olmayacağı garantisi verilerek davalı şirkete devredildiğini, bu nedenle alınan ruhsatı veren bakanlığın oluşan zarardan asıl sorumlu olduğunu, davaya konu yapının patlatma yapılan maden güzergahının dışında olduğunu, davaya konu zarar gördüğü iddia edilen yapının çok eski bir yapı olup, projesi ve mühendislik alt yapısının bulunmadığını, iddia edilen çatlakların müvekkili şirketin çalışma yapmadan çok önce zaten mevcut olan çatlaklar olduğunu, davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgenin heyelan bölgesi olup, yapının gerekli temel derinliğinin olmadığını, yapının inşaat şartnamesine uygun bir yapı olmadığını, zararın büyümesinde davacının müterafik kusurunu bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Mad. İn. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, ..., Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nden alınan 25.03.2010 tarihli II. Grup (Doğaltaş-Mermer) İşletme İzni ile Ordu İl Özel İdaresinin 06.12.2012 tarihli Madencilik Faaliyetleri İçin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile faaliyet göstermekte olup, faaliyetleri sırasında çevredeki konutlara ve taşınmazlara herhangi bir zarar vermediğini ve çalışmalarından ötürü yörede heyelanlara sebep olmadığını, Fatsa İlçesi, İslamdağ Mahallesinde faaliyette bulunan taş ocaklarında dinamit vb. patlayıcı madde kullanılarak malzeme çıkartıldığını, patlatmalar sebebiyle yerleşim yerlerinde can ve mal güvenliğini tehlikeye attığı iddiası ile Ordu Valiliği'ne bir takım şikayetlerin yapıldığını, bunun üzerine Ordu Valiliği tarafından 05.09.2018 tarihinde komisyon marifeti ile yerinde inceleme yapıldığını, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından Aralık 2018 tarihinde, Ordu İli, Fatsa İlçesi, İslamdağ Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ocaklarda yapılan patlatmalardan kaynaklanan etkinin belirlenmesine yönelik rapor düzenlendiğini, bu rapora göre, ocakta patlatma faaliyetlerinin durdurulması ve üretime sadece kırıcı kullanılarak devam edilmesi, diğer ocaklarda ise kısmi olarak faaliyetin durdurulması ve üretime kırıcı ile devam edilmesinin önerildiğini, inceleme konusu dört adet taş ocağından 3 tanesinin, patlatma ve üretim yapılabileceği yerin belirlendiği ve üretim izni verilen taş ocaklarından birinin de müvekkili şirket olduğunu, davalı diğer şirketlerde dahil olmak üzere, ..., ... tarafından müvekkili şirketin faaliyetlerin durdurulmasına karar verildiğini ve müvekkili şirketin karardan sonra herhangi bir faaliyetinin olmadığını, müvekkili şirketin dava konusu taşınmazda meydana gelen zararlardan dolayı herhangi bir sorumluğunun olmadığını, zira davacıya ait olan dava konusu taşınmaz ile müvekkili şirketin durdurulana kadar faaliyette bulunduğu alan arasındaki mesafenin zarara sebep olabilecek yakınlıkta olmadığını, taşınmazda meydana gelen zararın müvekkili şirketin faaliyetlerinden kaynaklanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davalı müvekkili şirketin çalışma yaptığı dönemde taş ocağında usulüne uygun patlatma yapıldığını, davacının taşınmazının bulunduğu bölgenin heyelan bölgesi olduğunu, davacının taşınmazının heyelan bölgesinde kalmasından dolayı müvekkili şirketin hiçbir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu bölgede başka şirketlerin de faaliyette bulunduğunu, söz konusu taşınmazın jeolojik yapısından kaynaklı yer hareketlerinin oluştuğunu, müvekkili şirketin patlayıcı maddeyi Ordu Valiliği'nin belirtmiş olduğu şekilde ve verilen izin ve sınırlar içerisinde kullandığını, tüm faaliyetlerin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığını, müvekkili şirketin ocak mesafesi ile davacıların taşınmazının bulunduğu mesafenin diğer ocaklara nazaran daha uzak olduğunu, bu nedenle müvekkili şirkete ait ocakta yapılan patlamalardan davacının taşınmazının hasar göremeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporların ayrıntılı, gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğu, davacının uğramış olduğu zararın 382.594,00 TL olduğu, davalıların oluşan bu zarardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu oldukları, davalıların eylemi ile davacıların oluşan zararı arasında illiyet bağının mevcut olduğu ve kusursuz sorumlu olan davalıların, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlayamadığı, her ne kadar davalılar tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmüş ise de dava açıldıktan sonra dahi heyelanın/kaymaların devam ettiği gözetildiğinde zamanaşımı defi'inin dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu fındık bahçesine ilişkin bakım masrafı ve ürün kaybı zararı ile dava konusu yapının değeri olan toplam 382.594,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Hızır İnşaat A.Ş, ... Beton San. Tic. Ltd. Şti., ...İnşaat A.Ş ve ... Mad. İnş. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ...Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesince zamanaşımı ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin Fatsa Korgan yol yapım projesi kapsamında Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü'nün ruhsat sahibi olduğu taş ocağını yüklenici müvekkiline 13.04.2017 tarihinde devrettiğini ve müvekkilinin bu bölgedeki faaliyetine bu tarihten sonra başladığının raporlarda da yer aldığını, heyelanların başladığı dönemde müvekkilinin faaliyette bulunmadığını, bölgedeki heyelan hareketlenmesinin 2010 yılından itibaren başladığını, evlerin 2015 yılından itibaren hasar gördüğünü, şikayetlerin bu dönemde başladığını ve bölgenin afete maruz bölge ilan edilmiş olması gerçeği karşısında, müvekkilinin bu şikayetlerden daha sonraki bir tarihte 13.04.2017 tarihinden itibaren söz konusu alanda faaliyet göstermeye başladığının sabit olması karşısında dava konusu evlerin hasarlanmasında müvekkilinin herhangi bir faaliyetinin etkili olamayacağını, 13.04.2017 tarihinden sonra yapılan faaliyetlerin zaten daha önceden tetiklenmiş olduğu anlaşılan heyelan hareketlenmesine bir etkisi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu alanın heyelan alanı (paleoheyelan) olduğunu, anılan bölgede evi hasar görmemiş olan kişiler de bulunduğunu, bu hali ile heyelan mıntıkasına ev inşa eden ve bunu hiçbir izin ve ruhsata tabi olmaksızın ve hiçbir teknik hususa riayet etmeksizin inşa eden davacının da müterafik kusurlu olacağını, dava konusu alanın bir maden ocağı olduğunu ve anılan yasal düzenleme karşısında "önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme" olarak nitelendirilemeyeceğini, faaliyetini verilmiş izinle ve bu iznin esaslarına uygun olarak yürüten işletmenin faaliyetinin doğasından kaynaklanan işletme izni verilirken de öngörülebilmiş olan ve fakat önlenmesi de mümkün olmayan olağan etkenlerin zarara sebep olması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 71 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının uygulanması gerektiğini, dava konusu alanın Cumhurbaşkanlığı'nın 661 sayılı kararı doğrultusunda Afete Maruz Bölge ilan edildiğini, hal böyle iken davacının tüm taleplerinin ve tüm zararlarının Afete Maruz Bölge ilanı kapsamında tazmin edilmesi imkanı bulunmakta iken bu husus gözetilmeksizin mükerrer ödemeye ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu ve yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı ... Beton San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesince zamanaşımı ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı tarafın haksız fiilin unsurları olan hukuka aykırı fiil-zarar-kusur-illiyet bağını ispat edemediğini, müvekkili şirketin zararla bir ilgisi olmadığını, davaya konu zarar gördüğü iddia edilen yapının zaten çok eski bir yapı olup projesi ve mühendislik alt yapısı olmadığını, iddia edilen çatlakların müvekkili şirket çalışma yapmadan çok önce zaten mevcut olduğunu, dava konusu yapının olduğu bölgenin heyelan bölgesi olup, davaya konu yapının herhangi bir projesi ve yapı ruhsatı olmadan yapıldığını, dolayısı ile inşaat şartnamelerine uygun bir yapı olmadığını, zararın büyümesinde davacının müterafik kusuru olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgede toprak yapısının hareketli olup zaman içinde dış müdahale olmasa dahi bu tür heyelan, toprak kayması olaylarının gelişmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, dava konusu alanın bir maden ocağı olduğunu ve anılan yasal düzenleme karşısında "önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme" olarak nitelendirilemeyeceğini, faaliyetini verilmiş izinle ve bu iznin esaslarına uygun olarak yürüten işletmenin faaliyetinin doğasından kaynaklanan işletme izni verilirken de öngörülebilmiş olan ve fakat önlenmesi de mümkün olmayan olağan etkenlerin zarara sebep olması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 71 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının uygulanması gerektiğini, dava konusu alanın Cumhurbaşkanlığı'nın 661 sayılı kararı doğrultusunda Afete Maruz Bölge ilan edildiğini, hal böyle iken davacının tüm taleplerinin ve tüm zararlarının Afete Maruz Bölge ilanı kapsamında tazmin edilmesi imkanı bulunmakta iken bu husus gözetilmeksizin mükerrer ödemeye ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu ve yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Mad. İnş. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dosyasına sunulmuş olan Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nin Aralık 2018 tarihli teknik raporundan anlaşılacağı üzere mevcut heyelan bölgesine en uzak olan taş ocağının 4 nolu ocak olup müvekkili şirket tarafından işletildiğini, dava konusu taşınmazın toprak yapısının gevşek ve su içeriği yüksek (suya doygun) olarak tespit edildiğini, bu hususun dava konusu taşınmazlarda meydana gelen zararın toprak yapısından kaynaklandığını gösterdiğini, her ne kadar mahkeme aşamasında düzenlenen bilirkişi raporundan ocakların ruhsat alanları, mevcut heyelan bölgesi ve taş ocaklarının dava konusu taşınmazlara mesafesi dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirme yapılmamış ise de Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nin Aralık 2018 tarihli teknik raporunda her bir taş ocağı yönünden ayrı ayrı değerlendirmeler yapıldığını, 14.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda "Dosyanın İncelenmesi" başlıklı bölümde Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nin Aralık 2018 tarihli teknik raporundan söz edilmişse de söz konusu rapordaki tespit ve değerlendirmelerin tartışılmamış olup teknik rapordaki hususlara yer verilmediğini, teknik rapor hazırlanırken her ocaktaki ayrı ayrı patlatmalardan sonra en yakın ev ile bölgede mevcut bulunan evlerin patlatma derecelerinin aletler ile ölçüldüğünü, raporda bilgisayar ortamında verilerin çalıştırılması sonucu elde edilen bilimsel verilere yer verildiğini, bu verilerin yeteri kadar incelenmeden bilirkişi raporu hazırlandığını, bilirkişi heyeti ek raporunda söz konusu ocakların üretim miktarlarının bilinmediğinden bahsedildiğini, oysaki her yıl ocakların vermiş olduğu İFBF (İşletme Faaliyet Bilgi Formu) beyanlarında üretim miktarlarının yazdığını, yine ... sistem kayıtlarında her ocağın yıl sonu vermiş olduğu imalat haritalarının mevcut olduğunu, maden ocaklarının kanun gereği YTK (yetkili tüzel kişilik) atama zorunluluğu olduğunu, YTK üzerinden beyanlarının işletme projelerini ...'ne e-maden sistemi üzerinden sunduğunu, bilirkişi heyeti ek raporunda bölgeyi kütlesel bir hareket olarak değerlendirdiğini, topraktan alınan malzeme sonucu kütlesel hareketin heyelana neden olduğunun belirtildiğini, itiraz konusu bilirkişi heyeti ek raporunda dava konusu taş ocaklarında herhangi bir patlatma yaparak ölçüm alma yetki ve ekipmanları bulunmadığı ifade edilmesine rağmen dava konusu taşınmazın bulunduğu sahada bir kütlesel hareket olduğu kanaatine nasıl varabildikleri hususunda bilimsel bir açıklama yapılmadığını, inşaat ruhsatı alınmadan, mimari ve statik kurallara uyulmadan yapılan yapılardaki hasarları patlatmalara bağlamanın doğru olmadığını, bilirkişi heyetinin zeminde su olduğu, mevcut ocakların işletmelerde bulunmaması durumunda bu zemindeki suyun heyelana neden olmayacağı gibi bir ön yargıya varıldığını, oysa ki zemindeki suyun nereden kaynaklandığı hakkında raporlarında bir bilgi vermediklerini, söz konusu evlerden kaynaklanan fosseptik sularının zeminin doygun ... gelmesine neden olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ...Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; zamanaşımı, görev ve yetki itirazlarının dikkate alınmadığını, dosya kapsamında bulunan ... Maden İşleri Genel Müdürlüğü Kamu Kurum ve Kuruluşları Hammadde Üretim İzin Belgesinden de anlaşılacağı üzere; Hammadde Üretim izin belgesi sahibi Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü olup, yol inşaatının yapımı kapsamında tahsis edilen İslamdağ ocağından çıkarılan taşın kullanıldığını, müvekkili firmanın ticari faaliyet yürütmediğini, oluşan zarardan Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü ve ...'nın sorumlu tutulması gerekirken ocağı işleten şirketlere sorumluluk yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2016-2017 yılları arasında yapılmış olan patlatmaların, usul ve yasaya uygun olarak izinler dahilinde çok az miktarda yapıldığını, diğer davalı firmalar gibi sürekli ve fazlaca patlatma yapılmadığını, bu nedenle de sorumluluk bazında davacıların uğramış olduğu hasarlarda tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, dava konusu hasara uğradığı belirtilen taşınmazların heyelan bölgesinde bulunduğunu, dava konusu mahalde hasar görmemiş binalar da bulunduğunu, dosyada yer alan Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanmış raporda patlatma yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığının belirtildiğini, ayrıca raporda yapıların patlatma kaynaklı titreşimlerden etkilenme oranlarının başlıca yapı kalitesi ve yaşı ile ilişkili olduğu, yapım ve malzeme kalitesi iyi, yeni yapıların titreşimlere karşı daha dirençli yapılar olduğu ve devamında da titreşimlerin frekansının da yapının kalitesinin yanında hasarda etken olduğunun da belirtildiğini, titreşim frekanslarının da doğrudan mesafe ile ilişkili olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından ocakların mesafesi ve hangi ocakta yapılan çalışmalardan kaynaklı hasarların meydana geldiği konularında bir araştırma yapılmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu alan Cumhurbaşkanlığı'nın kararı ile Afete Maruz Bölge ilan edildiğinden davacılara yerel mahkemenin hükmetmiş olduğu bedel ödendiği takdirde sebepsiz zenginleşmeye neden olunacağını ve yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında toplanan delillere, iş bu dosya kapsamında alınan beyanlara, dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporlarına ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Hızır İnşaat A.Ş, ... Beton San. Tic. Ltd. Şti, ...İnşaat A.Ş ve ... Mad. İnş. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar Hızır İnşaat A.Ş, ... Beton San. Tic. Ltd. Şti., ...İnşaat A.Ş ve ... Mad. İnş. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalılar tarafından işletilen taş ocaklarında yapılan patlatmalar nedeniyle ve bu patlatmalar sonucu meydana gelen heyalan nedeniyle davacıların maliki olduğu taşınmazlarda bulunan ev, ahır ve fındık bahçesinde meydana gelen zararlar ile taşınmazın heyalan tehlikesi nedeniyle terk edilecek olmasından kaynaklanan zararların tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 28.08.2018 tarihinde meydana gelen heyelan nedeniyle Ordu Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından davacının taşınmazının ağır hasarlı olduğunun tespit edilmesi, dava konusu heyelanın 28.08.2018 tarihinde meydana geldiği eldeki davanın ise 04.02.2019 tarihinde açıldığı gözetildiğinde davalıların zamanaşımı def'inin yerinde olmaması, mahkemece hükme esas alınan Maden Mühendisi, Jeoloji Mühendisi ve Jeofizik Mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 14.12.2020 tarihli raporda davacılara ait taşınmazı etkileyen kütlesel heyelanın, stabil haldeki eski heyelan bölgesinde yapılan madencilik-taş ocağı üretim faaliyetleri sırasındaki yapılan patlatmalar ile yamaç şev ve topuk kısmından malzeme alımları neticesi, şev-yamaç topuğunun boşalması, patlatmaların zemine yapmış olduğu titreşimlerinin etkisi ile yamaçlardaki stabilitenin bozulması sonucu meydana geldiğinin, meydana gelen heyelanda, hangi taş ocağının yaptığı patlatmaların bölgedeki zemine ne ölçüde etki ettiğinin tespiti ve her bir ocağın patlatmalarının birbirlerine olan etki değerlerini tespit edebilmenin mümkün olmadığının, davaya konu taşınmazın bulunduğu bölge heyelan bölgesi olarak tanımlanmış olsa da, taş ocağı işletmelerince patlatmalar yapılmamış ve yamaç topuğundan-şevinden malzeme alınmamış olması durumunda heyelanın tetiklenmeyeceği ve bölgede herhangi bir zarar ve tahribat meydana gelmeyeceğinin, davacının evinde ve diğer yapılarda meydana gelen tahribat, yarılma ve çatlakların patlatmaların direk etkisi ile olmayıp, patlatmaların heyelanı tetiklemesi neticesi kütlesel olarak başlayan hareketlenme sonucu meydana gelen kayma-çökme ve oturmalar sebebiyle oluştuğunun belirlenmiş olmasına ve İnşaat Mühendisi tarafından hazırlanan 04.01.2022 tarihli raporda dava konusu binaların yaşı dikkate alınarak yıpranma payının gözetilmesine, yapıların onarım tadilat maliyetinin, zemin iyileştirme ve kazık imalatlarının maliyetinin ve eski ... getirme bedelinin ise en az yapı değeri kadar olabileceğinin mütalaa edilmiş olmasına ve buna göre dava konusu yapıların dava tarihindeki değerinin tespit edilmiş olmasına, yukarıda belirtilen ve hükme esas alınan raporların denetime uygun, hüküm kurmaya elverişli olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun olup davalılar Hızır İnşaat A.Ş vekili, ... Beton San. Tic. Ltd. Şti. vekili, ... Mad. İn. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili ve ...İnşaat A.Ş vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar Hızır İnşaat A.Ş vekili, ... Beton San. Tic. Ltd. Şti. vekili, ... Mad. İnş. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili ve ...İnşaat A.Ş vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.