10. Ceza Dairesi 2025/8946 E. , 2026/721 K. "" T U T U K L U MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/9744 E., 2025/4775 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz s…
10. Ceza Dairesi 2025/8946 E. , 2026/721 K. "İçtihat Metni" T U T U K L U MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/9744 E., 2025/4775 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 4. Parmak izi incelemesi yapılmaması, kamera görüntülerinin araştırılmaması ve HTS raporlarının alınmaması sebebiyle eksik inceleme yapıldığına, İlişkindir. III. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca sanığın uyuşturucu maddeleri satın aldığını beyan ettiği ve adresini tarif ettiği meçhul sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının yerinde olduğu ve araştırılacak başkaca bir husus da kalmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan V. ... ve Üye Dr. ...'in karşı oyları ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde karar verildi. (K.O.) (K.O.) K A R Ş I O Y G E R E K Ç E S İ Sanık hakkında uyuşturucu madde sattığına dair bilgiler üzerine yapılan fiziki takipte; olay tarihinde suç yerinde beklemekte olan sanığın yanına kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan ... ve ...'in geldikleri, sanığın her iki alıcıya da ayrı ayrı cebinden çıkardığı poşetten parça koparıp verdiği ve poşetlere uyuşturucu madde döktüğünün görüldüğü, müdahale edildiğinde alıcı şahısların rızaları ile üzerlerindeki suç konusu uyuşturucu maddeleri teslim ettikleri ve usulüne uygun olarak yapılan aramada sanıkta alıcılardakiyle aynı nitelikte poşete sarılı uyuşturucu madde ve poşet parçaları ele geçirildiği, bu haliyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sübut bulduğu olayda; sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın eyleminin bir bütün halinde tek uyuşturucu madde ticareti suçunu mu yoksa zincirleme biçimde işlenmiş suçu mu oluşturduğuna ilişkindir. 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için; a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi, b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması, c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli olan unsurların üzerinde detaylı olarak durulmasında yarar bulunmaktadır. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 06.01.2022 tarih ve 2022/9-39 E. 2022/775 K. sayılı ve benzer birçok kararında bahsedildiği üzere bu hususlar aşağıdaki biçimde izah edilebilir. a) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla kez işlenmesi; Aynı suç, TCK'nın 43. maddesinde; "Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır." denilmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Öğretide de aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ismi farklı ise artık aynı suçtan bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin birinci fıkrasında yazılı “değişik zamandan” anlaşılması gereken, zincire dahil eylemlerin gerçekleştiği sırada aralarında az ya da çok bir zaman aralığı bulunması gerektiğidir. Olayın bütünlüğü içerisinde “aynı an” sayılabilecek durumlarda “değişik zamandan” bahsetmek mümkün olmayacaktır. 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin birinci fıkrasında bulunan "değişik zamanlarda" ifadesinin açıklığı karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura karşı, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu hâlde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır. b) İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması; Mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişileri ifade etmektedir. TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecektir. Tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır. Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları da aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur, suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de, suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp, toplumu oluşturan herkes mağdur olacaktır. c) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi; Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenecektir. Birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. 5237 sayılı TCK'nın “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı uyuşturucu madde ticareti suçu ülke içerisinde ruhsatsız olarak uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek ve bulundurmak fiillerinden birinin gerçekleştirilmesi ile oluşacaktır. Bu fıkrada düzenlenen suçta sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılması suçun oluşması için yeterli olmaktadır. Çoğu olayda olduğu gibi fail tarafından seçimlik hareketlerin birden fazlasının yapılması halinde örneğin uyuşturucu maddeyi depolama, nakletme ve satma eylemlerinin her birinin gerçekleşmesi durumlarında eylem tekliğini korur, fail eylem sayısınca sorumlu tutulup cezalandırılmaz. Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçu TCK'nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Bu suçlarda korunan hukuki yarar tüm toplumun sağlığı olduğu gibi suçun mağduru da tüm toplumdur. Mağduru tüm toplum olan suçlarda TCK'nın 43. maddesinin birinci fıkrasında yazılı zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olsa da, dava konusu olayda olduğu gibi aynı anda birden fazla kişiye uyuşturucu madde satma eylemlerinde kendilerine uyuşturucu madde satılan ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun sanıkları olan kişileri uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun mağduru kabul etmek suretiyle fikri içtima hükümleri uygulanarak TCK'nın 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezanın artırımı yoluna gidilmesi de mümkün değildir. Bu açıklamalar gözetilerek somut olay değerlendirildiğinde; TCK'nın 188. maddesinde yazılı biçimlerde seçimlik hareketler içeren ve doğal anlamda birden fazla hareket olmasına rağmen hukuki anlamda tek tipik hareketin varlığı kabul edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işleme iradesiyle hareket eden sanığın, olay yerinde buluştuğu uyuşturucu madde kullanıcısı olan ve suçun mağduru olmayan iki kişiye peş peşe uyuşturucu madde verme eyleminin; tek bir iradi karar ile yani tek uyuşturucu madde ticareti yapma kararı altında, aynı yerde ve aynı anda birbirini takip eden hareketlerle “değişik zaman” olarak kabul edilemeyecek bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştiği, atılı suçun niteliği gereği birbiriyle bağlantılı birden fazla hareketin kendi içerisinde bir bütün oluşturduğu, dış dünyaya yansıyan birden fazla bedensel hareket olsa da suçun hukuki anlamda tek fiille işlendiği ve değişik zamanlarda birden fazla suçun oluşmadığı, dolayısıyla temyiz incelemesine konu olayda zincirleme suçun tipikliğine uygun biçimde birden fazla suçun mevcut olmadığı ve bir bütün halinde tek suçun oluştuğu, bu itibarla sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığı, ancak TCK'nın 61. maddesi uyarınca sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve güttüğü amaç gözetilerek cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan, kararın bu gerekçelerle bozulması düşüncesiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir. 21.01.2026