1. Hukuk Dairesi 2007/12105 E. , 2008/2071 K. "" MAHKEMESİ : AKÇAABAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/06/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalıların miras bırakanı adına kayıtlı olan 74 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek kıyıda kalan kısmın tapusunun iptali isteğinde bulunmuştur. Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, jeolog bilirkişilerin belirledikleri kıyı kenar çizgisi ile idarece be…
**1. Hukuk Dairesi 2007/12105 E. , 2008/2071 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AKÇAABAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/06/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalıların miras bırakanı adına kayıtlı olan 74 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek kıyıda kalan kısmın tapusunun iptali isteğinde bulunmuştur. Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, jeolog bilirkişilerin belirledikleri kıyı kenar çizgisi ile idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin farklı olduğu, idari tespitin daha önce yapıldığı, Karadenizde yol çalışmaları nedeniyle kıyıların doldurulduğu bu nedenle idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin daha doğru ve bilimsel görüldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, 3621 sayılı yasadan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 74 parsel sayılı taşınmazın kadastro ile Hazine adına kayıtlı iken 20.1.1975 tarihinde ve hükmen dava dışı Hamit ile davalıların miras bırakanı Mevlüt adına tescil edildiği, bilahare diğer paydaşın payını hibe etmesi nedeniyle tamamının davalıların miras bırakanı M...C... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere;maddi anlamda kesin hüküm, yargısal (kazai) kararlara tanınan yasal gerçeklik (hakikat) vasfıdır.Bu vasıf yargısal (kazai) kararların gerçeğe (hakikata) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar.Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıylada kabul edilmiştir.Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur.Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir.Bu itibarla, tarafları,mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan g eçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüylede kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır. Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237.maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden (resen) gözönünde tutulur.Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından taraflarını bağlar.