İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalıya ait internet sitesinde, davalının satışını ve ihracatını gerçekleştirdiği markalar arasında müvekkilinin markasına ve logosuna yetkisiz bir şekilde yer verildiğini, davalının ürünleri müvekkilinden temin etmediğini, buna rağmen ürünleri yetkili distribütörlerde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1 KARAR NO: 2026/408 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 29/09/2022 NUMARASI: 2019/366 Esas 2022/664 Karar DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni DAVA TARİHİ : 28/06/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/03/2026 Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; davalıya ait internet sitesinde, davalının satışını ve ihracatını gerçekleştirdiği markalar arasında müvekkilinin markasına ve logosuna yetkisiz bir şekilde yer verildiğini, davalının ürünleri müvekkilinden temin etmediğini, buna rağmen ürünleri yetkili distribütörlerden temin ettiğinin beyan edildiğini, müvekkilinin ... markasının Türkiye'deki tek yetkili distribütörünün müvekkili olduğunu, müvekkilinin ... markasının satış yetkisini sadece anlaşma yaptığı bayilere verdiğini, davalıya ... marka logosunun kullanılması bakımından da bir yetkinin verilmediğini, bu itibarla davalının internet sitesinde yaptığı beyanların gerçeğe aykırı olduğunu, davalıya gönderilen ihtarnamelere rağmen davalının bu eyleminden vazgeçmediğini belirterek haksız rekabetin tespit ve men'ine, davalının internet sitesinde yer alan ... marka ve logosu ile davacı şirket ile ilgili beyanların kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; müvekkilinin yurtdışında bulunan resmi distribütörlerden aldığı ürünlerin yine yurtdışına satışını yaptığını, müvekkilinin Türkiye pazarında ... satışının olmadığını, buna rağmen davacı tarafın ihtarı üzerine internet sitelerindeki ... marka kullanımına son verdiklerini, davacılar tarafından dosyaya sunulan internet sitesi çıktılarının ihtarname öncesi döneme ait olduğunu, ayrıca davacı tarafın ... markasının dünya çapında tek yetkili satıcısı olmadığını, müvekkilinin yurt dışında satıcılardan bahsi geçen ürünleri almasına bir engel bulunmadığını, bu itibarla müvekkilinin yanıltıcı beyanda bulunduğundan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin ... markalı ürünleri ne yurt içinde ne de yurtdışında satmadığını, bu nedenle internet sitesinde bulunan ... logosunun ihtar üzerine siteden kaldırıldığını, davacı ile davalının müşteri çevresinin birbirinden tamamen farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davacının "...." markasının Türkiye'deki tek yetkili distribütörü ve temsilcisi olduğu, taraflar arasında herhangi bir bayilik veya satış sözleşmesi olmadığı, davalıya ... marka logosunun kullanılması bakımından da bir yetkinin verilmediği halde davalının internet sitesinde ... marka ve logosu ile ürünlerin yer aldığı, davalının internet sitesinde ... markalı ürünlerin satılmamasına rağmen söz konusu markanın logosuna yer verilmesinin internet sitesinde ... marka ürünlerin satışının yapıldığı yönünde bir izlenim oluşturduğu, TTK'nın 54 vd. hükümleri çerçevesinde haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının www.......com.tr adresli web sitesinde '......' marka ürünlerin satışının yapıldığı yönündeki beyanlarının TTK md. 55/1,a-2 hükmü uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile haksız rekabetin menine, davalının www......com.tr adresli web sitesinden '...' marka ürünlerin bulunması halinde kaldırılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili; müvekkili şirket tarafından ürünlerin resmi distribütörlerden temin edildiğini, müvekkilinin hiç bir şekilde hukuka aykırı hareket etmediği halde davacıya ait ürünlerin satışını gerçekleştirmemesi nedeniyle internet sitesinden dava açılmadan önce davacıya ait logoyu çıkardığını, müvekkilinin yurt dışından ithal ettiği ürünleri yine yurt dışına ihraç eden bir ülke olduğunu, müvekkilinin hiç bir şekilde kendisini distribütör olarak tanıtmadığını, ürünlerin resmi distribütörlerden temin edildiğini açıkça belirttiğini, müvekkilinin ... ürünlerini yurt dışındaki distribütörlerden ya da davacının bayilerinden almış olmasının davacı ile kendi bayileri arasındaki sözleşme ilişkisini ilgilendirdiğini, ...'in dünyadaki tek distribütörünün kendisini olmadığını, ihtilafı bayileri ve yurt dışındaki distribütörlerle çözmesi gerektiğini, müvekkilinin ... ürünlerin tedarikini her zaman sağlayabileceğini, müvekkilinin bu ürünleri yurt dışındaki distribütörlerden de sağlama imkanı olduğundan aldatıcı ve yanıltıcı beyan söz konusu olmadığını, müvekkilinin paralel ticaret gerçekleştirdiğini ve paralel ithalatın haksız rekabet teşkil etmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, haksız rekabetin tespiti ve durdurulması istemine ilişkindir.Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. Uyuşmazlık bakımından önem arzeden TTK'nın 55/1-a,2 maddesinde, “kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek” haksız rekabet hali olarak kabul edilmiştir. Somut olayda davacı, Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğu ... markasının, herhangi bir satış yetkisi verilmediği halde gerçeğe aykırı olarak davalıya ait internet sitesinde davalı tarafından ihracat yaptığı markalar arasında gösteril diğini belirterek haksız rekabetin tespiti ve menini talep etmiştir. Davacının '...' markasının Türkiye'deki tek yetkili distribütörü ve temsilcisi olduğu, taraflar arasında herhangi bir bayilik sözleşmesi veya zamana yayılan sözleşme ilişkisi bulunmadığı, davalının internet sitesinde ihracat yapılan ürünler arasında diğer firmalarla birlikte '...' logosuna da yer verildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.Davalı, sektörde bilinen bir marka olduğu anlaşılan '...' markası ürünleri ile ilgili herhangi bir alım satım yapmadığı halde, kendisine ait web sayfasında, bu ürünlerin de pazarlamasını yapıyormuş gibi iş ilişkisi ve faaliyetleri konusunda muhatabını yanıltıcı nitelikte '...' markasına ait logoya yer verdiği ve açıklamalarda bulunduğu kabul edilmiş ise davalıya isnat edilen eylemin haksız rekabete neden olması için etki ve sonuçları itibariyle hedef aldığı kitleyi yanıltmaya neden olabilecek seviyeye ulaşması gerekmektedir. Diğer taraftan Yargıtay 11. HD'nin 2017/2676 esas 2018/479 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edimdir. O halde tek satıcının, bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir. Ayrıca tek satıcının Türkiye’de emek harcayıp masraf yaparak markayı tanıtması da aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez. Davalı medikal malzemelerin pazarlamasını yapan bir firma olup yurt dışından ithal ettiği ürünleri satmaktadır. Davacının internet sitesinde ürünlerin üreticisi ya da üretici firmaların distribütörü olduğuna dair bir açıklaması bulunmadığı gibi ürünleri resmi distribütörden temin ettikleri hususunda internet sitesinde açıklama yer almaktadır. '...' logosu dışında bir çok firmanın logosuna yer verilmiştir. Davalının alıcı kesimini tüketiciler oluşturmamaktadır. Davalının faaliyet gösterdiği medikal sektöründeki alıcı grubu da dikkate alındığında, davalının internet sitesinde '...' logosuna yer verilmiş olması, hedef alıcı grubunda davalının '...' markalı ürünlerin Türkiye'deki yetkili satıcısı olduğu yönünde kanaat uyandırabilecek nitelikte değildir. Bunun dışında davacı '...' markalı ürünlerin Türkiye distribütörü ise de davalının bu ürünleri yurt dışındaki satıcılardan ithal etmesine engel bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının, yasal yollardan paralel ithalat yoluyla ithal edip pazarlaması mümkün olan ürünlere ait marka ve logoya, internet sitesinde yanıltıcı olmayacak bir şekilde yer vermesinin haksız rekabet olarak kabulü mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../09/2022 Tarih 2019/.... Esas 2022/... Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine" İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 732-TL karar harcından davacı tarafça yatırılan 44,40-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 687,60-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye ödenmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine," Davalı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 5,05-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026