12. Ceza Dairesi 2020/10536 E. , 2024/4613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/225 E., 2016/42 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İade, onama Katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden; vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunan katılanlar vekili tarafından süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, 03.03.2016 havale tarihli dilekçe ile katılanların zararları giderildiğinden, sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtikleri ve t
**12. Ceza Dairesi 2020/10536 E. , 2024/4613 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/225 E., 2016/42 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İade, onama Katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden; vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunan katılanlar vekili tarafından süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, 03.03.2016 havale tarihli dilekçe ile katılanların zararları giderildiğinden, sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtikleri ve temyiz isteminden feragat ettiklerini bildirdikleri anlaşılmıştır. Sanık müdafinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4.maddeleri uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafinin temyiz sebepleri; müvekkiline fazla ceza verildiğine, müvekkilinin müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli delilin bulunmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine, eksik inceleme sonucunda mahkumiyet kararı verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 1902 km olan depremin meydana gelmesi üzerine ... Caddesi üzerinde bulunan ... apartmanın yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, sanığın binanın sahibi ve müteahhidi olduğu olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında ve etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, 1. Noter Binasının yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 14.11.2011 tarihinde Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlatılan kroki ve raporunun eklerinde bulunan tapu kaydına göre binanın 2000 yılında inşa edildiğinin belirlendiği, apartmana ait hesap ve projeler bulunmadığından, proje beton sınıfının belirlenemediği, karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda numunelerin ortalama basınç dayanımı 11.48N/mm2 olarak belirlendiği, aynca, karot dayanımlan arasındaki değişim aralığı 8.20-15.46N/mm olduğu, bunun da binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği, elde edilen ortalama basınç dayanımının 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’dan daha düşük olduğu, aynca, yönetmeliğin “7.2.5. Malzeme Dayanımları” Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılması zorunludur ibaresi bulunduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında ve etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğu, 1. Noter Binasına ait herhangi bir yapı ruhsatı ve/veya yapı kullanma izni dosya kapsamında elde edilemediği, ancak dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporuna göre bina zemin ve 3 normal kat olmak üzere 4 kattan oluştuğu, sonuç olarak söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 27/12/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; "Soruşturma kapsamında yapılan detaylı bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu depremde yıkılan ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerle bilirkişi kurulumuzca da itibar edildiği, bu kapsamda sanık ...'nın söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımdan sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak yapımından sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, sanığın imalatında gerekli dikkat ve özeni göstermediği binanın yıkılabileceğinin öngörmediği sonucuna varılması gerektiği dolayısıyla bina sahibi olan sanığın binanın yıkılmasından dolayı bilinçsiz taksirinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, dosyada binanın ruhsat bilgileri yer almadığından belediye görevlileriyle ilgili bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, binanın yıkılmasında, eğer varsı fenni mesulün ve binanın yapım işini üstlenen ustaların gereken dikkat ve özeni göstermemelerini de müessir olduğu ve fakat bu şahıslara ilişkin dosya kapsamında herhangi bir isnatta bulunulmadığı, dava konusu somut olayda meydana gelen neticeler bakımından birden fazla kişinin (müteahhit ve ustalar) taksirli davranışlarının müessir olduğu ve bu nedenle sanıkların sorumluluklarının belirlenmesinde Türk Ceza Kanununun taksirli suçlarda şahsi sorumluluk esasının getiren "birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kurusuna göre ayrı ayrı belirlenir." şeklindeki 22. Maddesinin beşinci fıkrasının göz önünde bulundurulması gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirilmesi üzerine, sanığın asli kusurlu olduğu kabul edilmiş olup, Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4.maddeleri uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunan katılanlar vekili tarafından, süresi içinde hükmün temyiz edilmesinden sonra, 03.03.2016 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat ettiğini belirtmiş olması karşısında, katılanlar vekilinin temyiz istemi yönünden dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, bu nedenle birinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... apartmanının tamamen çökmesine ve dört kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması, 2-Erciş’de yıkılan birinci derece deprem bölgesinde olan ... apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, bilirkişi raporlarında belirlenen yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanığın yıkılan binanın yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık hakkında hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezasında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde karar verildi.