19. Hukuk Dairesi 2013/10427 E. , 2013/13359 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili; davalı ile dava dışı bir şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini müvekkilinin kefil sıfat…
**19. Hukuk Dairesi 2013/10427 E. , 2013/13359 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili; davalı ile dava dışı bir şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini müvekkilinin kefil sıfatıyla imzaladığını, davalının alacağının tahsili amacıyla müvekkili ve diğer borçlular hakkında toplam 240.715,46 TL miktarlı icra takibi başlattığını, müvekkilinin kefil olduğu borcun asıl borçlu tarafından davalı bankaya ödendiğini, ancak davalı bankanın bu miktarı mahsup etmeden sonradan kullandırmış olduğu kredilerden kaynaklanan alacaklarını da müvekkilinden talep ettiğini, kaldı ki müvekkilinin sözleşmeye kefaletinin de geçersiz olduğunu, zira sözleşmede müvekkilinin sorumlu olacağı miktar ve kefalet üst limitinin yazılı olmadığını, kefalet limitinin ''87.200,00'' olarak rakamla yazıldığını, ancak para cinsinin belirtilmediğini, kefalet miktarına sonradan yapılan eklemelerin de müvekkilinin iradesi dışında gerçekleştirildiğini belirterek müvekkilinin icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının asıl borçlunun kullanmış olduğu kredilerin tamamına kefil olduğunu, ancak asıl borçlunun kredilerin hiçbirini ödemediğini, sözleşmenin süresiz olduğunu ve cari hesap şeklinde işlediğini, kredinin belli bir tarihte sıfırlanmasının sözleşmeyi sona erdirmeyeceğini, ayrıca kefalet sözleşmesinin yasanın aradığı şartları taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan delillere göre; sözleşme tutarının 311.223,79 TL olduğu, ancak bu tutarın sözleşme kapağına sonradan eklendiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin kefalet kısmına rakamla ''87.200'' yazıldığı, kefalet miktarının para cinsi belirtilmemiş olsa da sözleşmede kullandırılan kredinin geçerli para birimine göre kullanıldığının anlaşılması nedeniyle kefaletin geçerli olduğunun kabul edildiği, bunun yanında sonradan kullandırılan kredilerin ana para tutarlarının bu rakamın yanına sonradan ilave edilmesine rağmen davacı kefilin bu kısımlara imzasının alınmadığı, kefalet limitinin 87.200,00 TL olduğu, kefilin sorumluluğunun kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlı olduğu gözetilerek yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacının sorumlu olduğu miktarın 94.043,64 TL olduğunun saptandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya toplam 146.671,82 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 09.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.