Başvuru, karara dayanak alınan Cumhuriyet savcısının itirazının başvurucuya tebliğ edilmemesinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, karara dayanak alınan Cumhuriyet savcısının itirazının başvurucuya tebliğ edilmemesinin silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/3/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde terör suçundan hükümlü olarak Kandıra 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. 4/11/2015 tarihinde başvurucu, avukatıyla görüş yapması amacıyla saat 41'de avukat görüş mahalline alınmıştır. Saat 00'de görüşmenin sonlanması sonrasında başvurucu koğuşuna götürülürken bir kez "Savunma hakkımız engellenemez!" şeklinde slogan atmıştır. Başvurucunun avukatıyla görüşmesinin akabinde saat 07'de bir terör suçundan tutuklu olan R.Ö. adlı bir kişi avukat görüş mahalline alınmıştır. Saat 35 sularında adı geçen kişi de avukat görüş mahallindeyken "Savunma hakkımız engellenemez!" şeklinde slogan atmaya, bunun yanında avukat görüş mahallinin camlarını tekmelemeye başlamıştır. Sloganın akabinde başvurucu ve R.Ö. hakkında bir disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucunun beyanına göre avukat görüş yeri ses geçirecek şekilde düzenlenmiş olup avukat-müvekkil mahremiyetine uygun bir yer değildir. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu), disiplin soruşturması sonucunda başvurucu hakkında 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen "gereksiz olarak marş söylemek ve slogan atmak" eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle 1 (Bir) ay süre ile haberleşme araçlarından yoksun bırakma cezası verilmesine karar vermiştir. Disiplin Kurulu, avukat görüş yerinin savunma hakkının engellenmesi sonucunu doğuracak nitelikte olmadığını, bahis konusu yerde avukat ile müvekkil arasındaki konuşmaların duyulmasının mümkün olmadığını belirtmiş; başvurucunun attığı sloganla Kurumun düzenini bozduğu sonucuna varmıştır. Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği şikâyeti incelemeden önce Cumhuriyet savcısından görüş almıştır. Cumhuriyet savcısı 11/1/2016 tarihli görüş yazısında, şikâyetin usul ve yasaya uygun olmadığını ve yasal dayanağının bulunmadığını belirterek reddini talep etmiştir. İnfaz Hâkimliği 3/2/2016 tarihli kararıyla başvurucunun şikâyetini haklı bulmuş ve disiplin cezasının iptaline karar vermiştir. Söz konusu kararın ilgili kısmı şöyledir:"Belirtilen yasal düzenleme ve Anayasa Mahkemesinin kararından ceza infaz kurumlarında slogan atılmasının, ifade özgürlüğünün yasal kullanımı çerçevesinde kabul edilmediği, hukuka aykırı bir eylem olarak yorumlandığı sonucuna varılmaktadır. Slogan atılması, bir hak arama yöntemi olarak kabul edilmemekte, slogan atılması ile kurumda düzen, disiplin ve güvenliğin zarar görmesi, cezalandırılma şartı olarak aranmaktadır.Anayasa Mahkemesi incelemesini yaptığı sırada, 5275 sayılı Yasanın maddesine göre; Yasanın 39 ila maddesinde düzenlenen tüm disiplin cezalarının, ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması amacıyla uygulanabileceğini belirtmiştir. Başka bir deyişle ceza infaz kurumunda bir eylemin cezalandırılabilmesi için cezaevinde düzenli bir yaşamın sürdürülmesine engel olması veya güvenliği ve disiplini ihlal etmesi gerekir. Buna aykırı olmayan davranışlar, mevzuatta yer alsa bile disiplin cezasıyla cezalandırılamaz. Anayasa Mahkemesi bu kararda, her slogan atmanın değil sadece kurumda düzenli bir yaşamın sürdürülmesine engel olan veya güvenlik ve disiplini sarsıcı nitelikte slogan atılmasının cezalandırılabileceğini belirtmiştir. Bu itibarla, her slogan atılması olayı cezalandırılmayacak, belirtilen kıstaslara göre değerlendirme yapılacaktır. Elbetteki ceza infaz kurumlarında, güvenlik ve disiplin kavramı, diğer hayat alanlarına göre daha farklı, sert ve belirgin olarak tanımlanmalıdır. Önemli olan sloganın gerekli olup olmaması değil, slogan atma eylemi nedeni ile ceza infaz kurumunda güvenliğin, disiplin ve düzenin bozulup bozulmadığıdır. Eğer slogan atılması eylemi nedeni ile (söylenen sözler ayrı bir suç oluşturmuyorsa) ceza infaz kurumunda güvenlik, düzen ve disiplin zarar görmüyorsa, sloganın konusu ne olursa olsun ilgilinin cezalandırılması mümkün değildir. Ancak içeriği suç teşkil etmese bile atılan slogan nedeni ile belirtilen kavramlar zarar görüyorsa ilgilinin cezalandırılması yoluna gidilecektir.Slogan atma olayının ceza infaz kurumunda güvenlik, düzen ve disiplini ihlal edip etmediği, olayların gelişimi, hükümlünün tüm davranışları, eylemin gerçekleştiği nokta ve şartlar ve söylenen sözler bir bütün olarak değerlendirilerek tespit edilecektir.Yukarıda belirtilen kıstaslar dikkate alınarak yapılan incelemede, olay tarihinde şikayet edenlerden R.Ö.ın, avukat görüş mahalline girdiği, burada bir süre kaldıktan sonra kabinin camlarını tekmelemeye başladığı, görevlilerin içeri girdiği anda eylemlerine devam etmeye çalıştığı, görevliler tarafından dışarı çıkartıldığı sırada ise 'savunma hakkımız engellenemez' şeklinde slogan attığı olayda, sloganın içeriğinde düzen ve disiplini bozan bir unsur görülmemekle birlikte, hareket bir bütün olarak değerlendirildiğine, özellikle eşyaya karşı şiddet uygulanması dikkate alındığında, R.Ö.'ın eylemi nedeni ile kurumdaki düzen, disiplin ve güvenliğin bozulduğu sonucuna varılmıştır. Diğer şikayet eden Remzi Uçucu'nun eyleminde ise, yukarda belirtilen unsurların yer almadığı, adı geçenin avukat görüş mahallinden çıktıktan sonra sadece bir kez 'savunma hakkımız engellenemez' şeklinde slogan attığı, herhangi bir eşya veya kişiye yönelik eyleminin bulunmadığı, eylemin diğer hükümlülerin kendisini duyamayacağı bir noktada gerçekleştiği, eylemine kendiliğinden son verdiği ve sloganların içeriğinde herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı anlaşılmış, bu şartlarda Remzi Uçucu'nun eylemi nedeni ile kurumda düzen ve disiplinin bozulmadığı sonucuna varılmıştır." Kocaeli Cumhuriyet savcısı (Cumhuriyet savcısı), İnfaz Hâkimliği kararına itiraz etmiştir. Cumhuriyet savcısının itirazının ilgili kısmı şöyledir:"Kurumda avukat görüş mahallerininin duvarlarının camlı hale getirilmesinden bu yana sadece bir kısım hükümlü tutuklular tarafından sürekli şekilde çeşitli eylemlere başvurulmaktadır. Yukarıda bahsi geçen eylemde bunlardan biridir. 5275 sayılı kanunda kurum içerisinde 'gereksiz yere slogan atmanın' disiplin cezası gerektirdiği açıkça düzenlenmiştir. Avukat görüş mahallinden çıktıktan sonra blokların bulunduğu ana koridorda haklı hiç bir sebep yokken slogan atılmasının kurumun düzen ve disiplinini bozmayacağını söylemek bu ve benzeri eylemleri ısrarla yapan örgüt üyelerini teşvik anlamı taşıyacağı açıktır. Kaldı ki aynı eylemi yapan bir kısım hükümlülerin cezalarının onanıp bir kısmının iptal edilmesi ve bunun aynı kararla yapılması bozmayı gerektirir bir durum olsa gerektir. Bu eylemler yaklaşık iki yıldır sürmektedir. Avukatla görüşme mahallerinde uyulması gereken düzenleme konuşulanların duyulmayacağı ancak görüşmenin izlenebileceği bir şekilde yapılmalıdır. Uygulanan tam olarak budur. Üstelik avukat görüşme yerleriyle ilgili olarak pek çok defa Kandıra Savcılığına müracaat edilmiş olup, yapılan uygulamanın mevzuata aykırı olmadığına karar verilmiştir. Bu uygulamayı protesto etmek haklı sayılamaz. Dolayısıyla yapılan slogan atma eylemi gereksiz yere yapılmıştır." Cumhuriyet savcısının itirazını değerlendiren Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme), 16/2/2016 tarihli kararıyla Cumhuriyet savcısının talebinin kabulüne ve İnfaz Hâkimliği kararının kaldırılmasına kesin olarak karar vermiştir. Mahkeme, Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin yerinde görülmesi nedeniyle bahsi geçen kararın alındığını belirtmiş; başka bir gerekçeye kararda yer vermemiştir. Söz konusu itirazın değerlendirme aşamasında başvurucuya bildirildiğine dair bir kayda rastlanmamıştır. Mahkemeye yazılan yazıya istinaden itirazın başvurucuya bildirilmediği anlaşılmıştır. Mahkeme kararı başvurucuya 24/2/2016 tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu 18/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır." 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen ve "Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama" cezasını gerektiren eylem şudur:"...e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak. " 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında re’sen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir....İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir hafta içinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yoluna gidilebilir.İtiraz, infaz hakimliğinin kurulduğu yer ağır ceza mahkemesine yapılır..." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir."