15. Hukuk Dairesi 2013/4163 E. , 2014/1339 K. "" Mahkemesi :İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi :20.12.2012 Numarası :2011/337-2012/247 Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine takip borçlusu dava…
**15. Hukuk Dairesi 2013/4163 E. , 2014/1339 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi :20.12.2012 Numarası :2011/337-2012/247 Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 13.746,07 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptâline ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Şişli 5. İcra Müdürlüğü’nün 2011/5086 takip sayılı dosyası kapsamından; icra takip alacaklısı davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, 13.746,07 TL asıl alacak ve 1.249,95 TL işlemiş temerrüt faizinin, belgeye dayanmadan tahsilinin istendiği, takip borçlusunun süresi içindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da bir yıllık hak düşürücü süresi içinde açıldığı tespit olunmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında yapılan “sözlü sözleşme” gereğince, davalıya ait demir cevheri üzerinden numune alımı, numuneler üzerinde kimyasal analiz yapılması, ebat ve rutubet tespiti ile bu işlere ilişkin rapor düzenlenmesi işini yüklendiğini, edimini ifa etmiş olmasına karşın dava ve takip konusu hak edilen iş bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürmüş; davalı vekili ise özetle, davacı tarafından varlığı ileri sürülen alacağın dayanaklarını, davacının belgelere dayalı olarak açıklaması gerektiğini; davalıya hiçbir şekilde hizmet verilmediğini ve dolayısıyla davacının hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını savunmuştur. Davalı tarafından icra takibine karşı sunulan itiraz dilekçesindeki açıklamalar ve taraflar arasındaki karşılıklı elektronik posta yazışmaları birlikte incelendiğinde; yukarıda içeriği açıklanan işin, davacı şirket tarafından yapımına ilişkin yanlar arasında “sözlü sözleşmenin” yapılmış olduğu sonucuna varılmaktadır. Somut olayda uygulanması gereken 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; yanlar arasındaki sözleşme, niteliğince bir eser sözleşmesidir. Davacı şirket yüklenici; davalı şirket ise iş sahibidir.